1 2 3 4 5 6 7 8

Omayraaa

Bu üye Yazar

Bu üyenin profil sayfasına git

205 entry 260 konu hiç puanı yok
04.11.2020 23:52 son işlem tarihi takip etme takip et

1917

Sinemada ya da devasa bir ekranda izlemek istediğim tek filmdi diyebilirim. Bunun farkına izledikten sonra varmıştım. Sonra da sinemaya düşmeden filmi izlediğim için kızmıştım kendime mebzul miktarda. Çünkü filmin çekim tekniği çok farklı gelmişti bana ki meğer çekim tekniği zaten çok farklıymış. Bu konuda teknik bilgim yok yazdıklarım anlatır umarım meramımı. Tek plan/kamera çekimi, geri dönüş sahneleri yok ve dolayısıyla fazlasıyla mekan bağlantısı kuruyorsunuz daha doğrusu filmin içindeymişsiniz hissi doğuyor. Evet senaryoda zayıflık olabilir ki bence önemli olan gerçeklik, görsel şölen ve filmin yarattığı ambiyans... Senaryodan ziyade filmin çekim tekniği gayet tabi ön planda. Üstelik 1. Dünya savaşı ile ilgili çok film izlememiş biri olarak diyebilirim ki etkileyiciydi. Ayrıca iyi oyuncu şöleni. bir kere andrew Scott ve benedict cumberbatch vardı. Daha ne olsundu. Beni ürküten sahne yalnızlık duygusu... bomba, ateş, şehir kuşatması içinde kalan askerin/askerlerin/insanın/insanların dehşet veren yalnızlığı. Savaştaki yalnızlık! Ve o ağaç, ağacın gerçekliği hatta sütün, farenin gerçekliği... hatırlayınca bile bıraktığı duygular harekete geçti. O kadar takip etmiştim sinemaya ya gelmedi ya ben kaçırdım ya da pandemiden mütevellit bir şeyler oldu. Olmuştur yani, niye olmasın. Kamera arkası çekimler de oldukça keyifliydi bu arada. Bir gün projektör falan olur devasa bir boyutla yansıtıp tekrar izlerim belki, niye izlemeyeyim ki hem...

Kubrick yaşasa ne derdi?

Hülasa; sadeliği de bir sinema filminde görmek de muazzamdı...

15.10.2020 01:07
  1. arşimet

    mekaniğin temeli atan büyük bilim adamlarındandır. suyun kaldırma kuvvetini hamamda yıkanırken 'buldum, buldum' diyerek kendini çıplak bir şekilde sokağa attığı rivayet edilir.

    bana göre ve tarihe göre de mühendisliğin kurucusudur. maalesef bütün bilim ve felsefe insanın başına gelen öldürülme onu da eksik bırakmamıştır.

     
  2. doğunun limanları

    amin maalouf'un muhteşem bir eseridir. devrim, aşk, ortadoğu, ihanet konularının ustalıkla işlendiği bir kitaptır, içerisinde geçen ve çok etkilendiğim bir sözü paylaşmak isterim. İki tane birbirine benzemeyen, toplumun ve ahlakın değer yargılarına göre iyi-kötü nitelendirilen kardeşe hitaben söylenen bir söz:

    'senin kardeşin,sana göre bir adım önde ve üstündür. Neden diye sorduğunda: 'Onun senin gibi namuslu,ahlaklı,ömrünü halka adamış bir abisi,senin ise onun gibi hırsız,rüşvetçi bir kardeşin var.'

     
  3. hermes

    Evet, Hermes! İlk ulak-habercilerdendir. Sofinin Dünyası kitabını okuyanlar bilir,orada mektupları taşıyan köpeğe de bu durumdan dolayı bu isim verilmiştir.

    Kendisini ışıkçı olarak nitelendiriyorum ve etkilendiği kişinin-felsefenin sahibi Zerdüşt diye düşünüyorum. Reenkarnasyon ve dejavuya inanıyor olsaydım kendisinin İdris Peygamber olacağını söyleyebilirdim çünkü kendisi de terzidir. Sonralarda ise Sühreverdi ile aynı görüşlere sahip olduğu kanaatine vardım.

    ve son olarak 'tanrılar ölümlü insanlar-insanlar da ölümsüz insanlardır' sözünün sahibi.

     
  4. hypatia

    'hepimiz birbirimizden farklıyız. yalnız bizi ayrıştıran şeyler birleştiren şeylerden daha fazladır...' sözlerinin sahibi ve günümüzde bilinen kadın profillerinden çok farklıdır. kendini; bilim,felsefeye adamıştır. inancı sorgulamıştır.

    kadının toplumdan,bilimden uzaklaştırılması gerektiğine inanan,dini iktidarın amaç ve aracı olarak kullanan insanlarca katledilmiştir.

     
  5. hypatia

    ilk matematikçi kadın filozof, bilim insanı, astronomiyle de uğraşan pagan dinine mensup İskenderiyeli kadındır. babası ünlü matematikçi ve akademisi olan theondur. haristiyanlığın yaygınlaştığı döneme denk gelmesi insanlık için büyük kayıplardandır.

    o dönemin hatta bugün klasik olan cadı ve büyücülükle suçlanmıştır. linç ve hunharca öldrülmüştür. ne yazık ki yaptığı hiçbir çalışma günümüze ulaşmamıştır.