1 2 3 4 5 6 7 8

En Beğenilen Entryler

  1. askerlik şubesine giden suriyeliler

    Askerligi sevseler ülkelerinde giderlerdi dedirten durum. İki senede akp li olmus hepsi. Her türlü üc kagit var.

  2. sözlüğe geri dönmenin şerefine

    uzun zamandır yazmayan yazarın sözlüğe geri dönmenin şerefine entry kasmasıdır. (ki bu kasma söylemini söylemek de pek bi eğreti durdu klavyemde)

    yazar kendine hoş geldin demek içn bu konuyu açmıştır

    yazdıkça yazmak istemekte ama zaman bulamamaktadır

    kısır turşu ve çay var tatlı olarak da tabi brownie

  3. Ekran Görüntüsü

    Şikayet için süper bir yol.

    Ve bir tehdit aracı ki sormayın gitsin. Canı sıkılan görüntü alıyor, alınız efendim.

    Henüz bir sonuç alınmadı ama birikiyor her yerde görüntüler.

    Ve uzun uzun yazmayınız; tehdit mi edeceksiniz, savcılığa mı vereceksiniz... Her ne için kullanacaksanız (bkz:) vermeniz yeterlidir.

    Kolay gelsin ki...

    (Tebessüm)

  4. askerlik şubesine giden suriyeliler

    Askere alinsa cephede saf degistirmesi muhtemel grubun istegi. Nihayetinde arap kültürü, her turlu hainlik, arkadan vurma, insan satma , toprak satma, vatan satma var bunlarda

  5. askerlik şubesine giden suriyeliler

    Türkiye'de olası bir hal durumunda kendi ülkelerini terkettikleri gibi sığındıkları ülkeyi de en başta terkedecek grubun, zarar görmeden ülkeden nasıl kaçacaklarını öğrenme çabasında içinde olan/olacak suriyelilerdir.

    Kabul edilişleri de, ülkeye yerleşmeleri de...

    Ülkeye kabul etme çabaları da...

    Son derece samimiyetsiz bir tutum olarak değerlendirilmesi gereken "oyunlar" zinciri.

    İzlemedeyiz.

  6. e-devlet alt-üst soy bilgisi sorgulama

    Bayramda dedelerini aramayan neslin internette dedelerinin dedelerini araması. Peki bulabiliyorlar mı, bulunmuyor efendim. Soykütük denilen şey atalar yani babalar üzerinden işleyen bir yapıdır. Baba tarafından sadece dedeye kadar giden bu sistem anne tarafından ise dıdının dıdının dıdısına kadar gidiyor, anneannelerimizin seceresini adeta önümüze çarşaf gibi seriyor. Sanırsınız babamızın dedesini leylekler getirmiş. Sonuç olarak, devletimiz buna soykütük demiş ama bu bildiğiniz anne tarafının vukuatlı nüfus kayıt örneği olmaktan öteye gidememiştir.

  7. Peygamberin cemaatinde de vardı

    gözaltına alınan furkan vakfı kurucusunun kayle alınamayacak kadar çirkin ithamı.

    tacizi, sapıklığı hangi akılla savunabilir bir insan ya. sanırım kendi sapıklığını ve iğrençliğini ortaya koymuş.

    bu tarz vakıfların kimseye hiçbir faydası yok, sadece zararı var. bunlara artık izin verilmemeli, önlenmeli, gereken yapılmalı yetkili kişiler tarafından. zamanında fetö'ye göz yumuldu olan oldu, şimdi bu adam, sonra başkası.

    bitmez bu kafa yapısına sahip insanlar. bu kişiler insanı dinden soğutur, islamiyetten uzaklaştırır. kendi akıllarında oluşturdukları saçma sapan şeylere göre hareket etmeye başlarlar.

    örnek vermek gerekirse;

    çevremde bir cemaate dahil olan biri var (hangi cemaat bilmiyorum, o kadar fazlalar ki) ve adam o kadar sapkın ki, iki tane karısı var, üçüncünün hayalini kuruyor. mide bulandırıcı hareketler bunlar. iğrençlikte kendilerini aştılar.

    Yeter artık islamiyete zarar vermeyin, peygamber efendimizi alet etmeyin.

    reziller..

  8. farklı düşüncelere saygı duymak

    insanlara objektif yaklaşmaktır, farklı fikirlere açık olmaktır ve demokrasinin temelidir, ülkemizde çok zor olsa da bir gün elbet başaracağımızı düşündüğüm insan olmanın temeli olarak gördüğüm mesele.

    "herkes müslüman olmak zorunda değildir, herkes solcu olmak zorunda da değildir ya da herkes okumuş belirli bir kültür seviyesine ulaşmış olmak zorunda da değildir ama herkes insan olmak zorundadır."

    inananın inanmayana, sağcının solcuya, -özellikle- kendini çağdaş, toplumcu, insancıl, elit, alim ve ilerici gören yobazların tüm insanlara ve insanlığa karşı göstermek zorunda olduğu davranış biçimidir.

  9. askerlik şubesine giden suriyeliler

    7 yıldır devam eden suriye iç savaşından kaçıp türkiye'de saklandıkları halde şimdi her biri birer "nargileli rambo" olan,tarih boyunca cesaret konusunda tüm dünya erkeklerine örnek olan suriyeli braveheart'ların efsane eylemi.

    aslında bunlara "tamam ulan hepinizi aldık,şimdi gidip saçları 3e vurdurun,botunuzu,tüfeğinizi kamuflajınızı karşı binadaki uzman çavuş dağıtacak sonra sıraya girin, bölük komutanınız içtima alacak" deseler de tam o esnada hepsinin yüz ifadelerini alacak şekilde bir foto çekilse,bakıp bakıp gülsek filan.

  10. insanın dinden çıkması

    yine temelsiz argümanlar, klişe laflarla kafa ütüleyen tiplerin doluştuğu başlık.

    yanlışların neresinden cevaplamaya başlasak, nerden tutsak elde kalacak bir yığın islamcı ezberiyle dolmuş yine buralar.

    yahu arkadaşlar, müslümanlar, ya ümmet-i müslimin, ey ehl-i iman, ya ehl-i itikad...ezberden konuşmayı bırakın da okuyun azıcık.

    1.bir kere sizin din diye sarıldığınız şey, inanın ki sandığınız gibi bir şey değil. her şeyden önce insana ahlakı din vermez. ahlak ile din arasında bir bağlantı yoktur. bu, iki kere ikinin dört etmesi kadar kesindir. ahlak, dinden bağımsız bir şekilde insan bilinci ve tecrübesi üzerine ortaya çıkmış, yüz binlerce yılın birikimi, en insanî (insana has) kavramlardan biridir. kant'a "iki şey var ki, ruhumu hep yeni, hep artan bir hayranlık ve müthiş bir saygıyla dolduruyor: üzerimdeki yıldızlı gökyüzü ve içimdeki ahlak yasası" dedirten budur. nietzsche'ye ahlak'ın soy kütüğünü çıkarttıran duygu budur. bunu dine (herhangi bir dine) mal etmek, utanmazlıktır, had bilmezlik, korkaklık ve zayıflıktır.

    2. ahlakın dinle bir ilgisi olmaması gibi, vatan sevgisinin, cesaret ve fedakarlığın da ilgisi yoktur. hasbelkader (allahın lütfu?) içine doğduğunuz toplumun dininden başka bir şeye bulaşmadığınız için zannediyorsunuz ki içinizdeki vatan sevgisi dini duygularınızdan geliyor. hayır, bu tam bir aldatmaca, sizin gibi saf müslümanları kontrol altında tutmak isteyen lider kafaların verdiği bir gazdır. bu dinler tarihi boyunca hep böyle olmuştur. yaklaşık 10 bin yıl evvel, neolitik çağda yerleşik hayata geçilmesi ve zaman içinde tarım toplumunun oluşmasıyla beraber insan yığınlarının sistemli bir şekilde örgütlenip egemen sınıfların (din adamları, krallar, her türlü hükümdarlıklar) kontrolünde toplanmaları, dolayısıyla bir devlet düzeni ve yasalara gereksinim duyuldu. dinlerin ortaya çıkması da kalkolitik çağ dediğimiz bu dönemlere rastlar. ilkel düzeyde ilk inanışlar, tabiat ana kültü, doğurucu doğaya tapınmalar, ilerleyen dönemde somut figürlere, oradan da animizm ve diğer soyut çoktanrı anlayışından günümüzün kurumsal, soyut tektanrılı dinlerine evrilmiştir. coğrafyaya göre kimi ileride, kimi daha ilkel düzeyde kalmış da olsa bir koruyucu, kuşatıcı, herşeyi var eden bir (neden bir?) şeyler olması gerektiği fikri insanların korkularından ve çaresizliklerinden türemiş, önceleri sözlü anlatımla, daha sonra yazının icadıyla beraber de kil tabletler, papirüsler, kayvan derileri falan derken yazılagelmiş, elden ele yayılmıştır. kalemi kuvvetli birilerinin yazdığı masallar ve hikayeler, korkularına esir olmuş, egemenlerin kölelerinin afyonu vazifesi görmüş, elan görmektedir. (ilber ortaylı gibi cümle içinde "elan"ı kullanmak da varmış)

    diğer pek çok dine burada değinmek istemem. zaten görüldüğü kadarıyla islam'dan gayrısından da bilgisi yok pek çoğunuzun. hoş, islamdan da bihabersiniz ya, neyse.

    3. en sık karşılaşılan argüman da "ya varsa?".

    arkadaşlar, sevgili muhammed ümmeti, kafanız karışık, anlıyorum. üzülüyorum sizin için. ama şuna cevap verin hele: siz nasıl bir ahlak'a sahipsiniz ki, inandığınız allah'ı kandırabileceğinizi düşünüyorsunuz? ümmeti olduğunuz peygamberden böyle mi şefaat dileneceksiniz? nasreddin hoca misali, "ya tutarsa" diye iş mi yapılır? yoğurt mu yapıyosunuz allahaşkına? tamam, din bir inanç meselesi, dilinle tasdik etmen zahiren yetiyor falan da, kalple tasdik nerede kaldı? sizin bile bir acaba'nız var kafanızda. demek ki imanınız zayıf. ne yani, ya varsa diye sana inandım allahım, yoksan problem yoktu, ama varmışsın ehehehe, hadi yap bi güzellik ben senin dinine davette bulundum. internet köşelerinde, klavyeme sarılıp "emr-i bi'l ma'ruf nehy-i ani'l münker" yaptım. hadi koy beni cennetine de memeleri yeni tomurcuklanmış bakire kızlara saldırayım eheheheh. dünyada çok çile çektim bu kızlar yüzünden allahım bi bilsen, aklımı başımdan aldı zındıklar mı diyeceksin? yak onları allahım yak da içimiz ferahlasın mı diyeceksin? hadi erkekler şanslı. kadınların kendisine sevdirildiği bir errrrkek peygamberin ümmeti onlar. hem bu dünyada 4'er 4'er götürürler, olmadı cariye edinip 4'e 4 daha katarlar anlarım da. zavallı kadın, genç kız müseylemeciklere de ne oluyor da islamda kalmaya bu kadar inat ediyorlar? sevgili genç kadınlar, ihtiyar nineler, anneler, bacılar, teyzeler...size ne oluyor sahi? bu din sizi insan yerine koymamış ki. erkeğin kölesi etmiş sizi, eksik etek, eksik beyin görmüş, yarım akıllı saymış. şahitliğinize güvenmemiş, mirastan yarım vermiş, üzerinize kuma getirtmiş, doğurma makinasına çevirmiş sizi...cennet'te nuri de yok üstelik. hem bu dünyada nefsinizi tutacaksınız, hem de öbür tarafta. zinhar size cinsellik yasak. anca kıllı kocalarınızın yarım dünya göbeği altına kalmak koşuluyla serbest. mal da yok, miras da. yalnız kocanız ve ondan olma çocuklarınız var. onların mutluluğu ve huzuru için yaşamak da sizin göreviniz. size reva görülen sadece bu. heryanı kan ve irinle kaplı bile olsa, onu yalayarak temizleseniz bile hakkını ödeyemeyeceğiniz bir kocanız var. (iğrenmeyin sakın, sahih bir hadis-i şerif'tir bu. mütevatir hadisi reddetmek de küfürdür. sakın ha, kafirlerden olmayasınız kızlar. takmayın kafaya, vardır bi hikmeti...) örtüler altında saklayıp, yalnız sarı dişleriyle bıyık altından sırıtarak göbeğini kaşıyan er'inize gösterebileciğiniz kıvrımlarınızın, o tek ve biricik erkeğinizden başkasına haram kılınmış olması, sizi metalaştırmıyor mu allahaşkına? mallaştırmış olmuyor mu? siz mal mısınız kızlar? soruyorum kızmayın lütfen. sizi mal yerine koyan bu yasalar bir erkek eliyle oluşturulmuş gibi durmuyor mu sahiden? yoksa haşa allah bir erkek mi? o böyle şeyler demezse, kim emreder ki böyle şeyleri? peygamber mi? delirmeyin yahu? koskoca kur'an-ı hakîm'i muhammed yazacak değil ya?! (ulan yoksa?!!?)

    maddeler halinde yazmak güzel de, yazarak bitecek mevzu değil bu arkadaşlar. burası da uygun bir yer değil zaten. kafası karışık bazı arkadaşlara cevap olsun diye yazdım. yazılması gerekiyordu çünkü. dünyayı kendinizden ibaret sanmayın. yeryüzünde bir tek islam yok, kendinizi şanslı hissetmeyin boşuna. düşünmeden, anlamadan kabul edip mensubu olduğunuz bir dini yücelterek komik oluyorsunuz. hiçbir şeyin arkasına saklanmayın. özgür olun. özgürlüğün tadını alınca anlarsınız ne demek istediğimi...

    biliyorum kötü insanlar değilsiniz, siz de vicdan sahibi, dürüst, hak yemekten korkan, vatansever, fedakar, cefakar insanlarsınız. gerçekten inanıyorum buna. ben de bu toplumun içindeyim çünkü. aranızda bazı çürük elmalar olsa da genel olarak düzgün, samimi insanlarsınız. kimseyi ötekileştirmeyin, inandığı ya da inanmadığı bir şey için hor görmeyin, tepeden bakmayın. dini insanları böler, düşmanlaştırır, araya nifak sokar, ötekileştirir. sizin erdemli ve ahlaklı bir birey olmak için bir dine, üstelik tamamen arap toplumuna, arap coğrafyasına hitap eden bir dine inanmanıza gerek yok. sizin ihtiyacınız din değil, biraz düşünmek ve sorgulamak. çoğunuz kafası çalışan insanlarsınız, sadece düşünün. düşünmekten korkmayın. dinler insanları yığın halde görmek ister. topluca hareket etmeli, kolektif davranmalı, adeta bir askeri birlik gibi hedef gösterilen yere saldırmanızı bekler. oysa birey olmadan insan olamazsınız. birey olup kendinizin farkına varmak, sonra ordan yola çıkıp çevrenizi tanımak, sizden başka her canlıya birey gözüyle bakmayı denemelisiniz. dinler sizi bundan men eder arkadaşlar. sizi kullanamaz yoksa.

    ha bir de kendinizi çok abartmayın. evrende var olan tek tür değiliz biz. dünya bizim malımız değil. sizin burada olmanızın bir sebeb-i hikmeti olmak zorunda değil. bir tırtıl, bu dünyadaki varlığını sorgulamaz, keza bir okaliptüs ağacı da. sizin sorgulamanızın tek nedeni bir bilince sahip olmanız hepsi bu. insanoğlu kendini yenilmez bir tür olarak, dünyanın sahibi olarak gördüğü için kibirlendi. kibirlenince de sebep aradı. bu dünyada gözüyle göremeyince, bütün kudretine rağmen evrenin yasalarına müdahale edemediğini (doğal afetler, mevsimler vb.) görünce de bir üst akıl aradı ve tanrıyı yarattı. evet, insan olmasa tanrı(lar) da olmazdı arkadaşlar. çünkü gerçek olan sizsiniz. kendinize bu kadar kıymet verdiğiniz için, ben ölünce ne olacağım peki? bütün bu yaşam boşa mı gidecek yani? düşüncesi sizi bu noktaya getirdi. oysa yeşil bir yaprağın sararıp düşmesi, rüzgarla savrulup toprağın bir yerine saplanması, organizmalarca parçalanıp yok olması neyse, insanın da yolculuğu bu. evet, hepsi bu... doğduğunda nereden geldiğini hatırlamıyorsan, düşünsen de çok gerilere gidemeyip olduğun yerde kalıyorsan, ölünce de o olacak. geldiğini hatırlamadığın o yere (yokluğa) gideceksin. cennet hülyalarıyla insanları kırmana, kendi potansiyelini tüketmeye ne gerek var? cehennem korkusuyla paranoyak olup korkmaya ne gerek var? dünyayı hem kendinize hem başkalarına zindan etmeye ne gerek var arkadaşlar?

    başlığa geriş dönersek; evet insanın dinden çıkması, bunları düşününce aman aman bir şey değil. bu başlıktaki daha önceki entrimde de yazdım; zaten neden girdiğini bilmediğin bir dinde kalmak mantıklı mı sence de?