1 2 3 4 5 6 7 8

Omayraaa

Bu üye Yazar

Bu üyenin profil sayfasına git

205 entry 260 konu hiç puanı yok
04.11.2020 23:52 son işlem tarihi takip etme takip et

fargo

İkinci sezon ve hatta hanzee hakkında bir çift laf ermeden olmaz. Buram buram kalite kokan dizi.

Bu bir bozukluk mu bilemiyorum katilleri üryan olarak duygu, kişilik bakımından öne seriyor. Dolayısıyla katil ile empati yapıyorsunuz.

Tuhaf çok tuhaf.

Üstelik katillerin hepsi iyi laf yapıyor. Milligan...

Hanzee yoruldum diyor ya, orda kopuyor tüm gerçek. Kasabın karısının Halislasyonu ise felsefe tamamen.

Zor ilerleyen lakin muhteşem.

12.08.2018 22:45
  1. Dekalog

    Kelime anlamı yasa, kanun. Musa'ının on emrini on bölümde çeken Kieslowski'ı nin muhteşem ötesi dizisi. Dizi, Polonya televizyonunda yayınlanmış yanılmıyorsam 88-89'da. Her bölümü dolu dolu. Durağan fakat o kadar fazla şey aktarıyor ki beyin kıvrımlarına takla attırıyor olayların modernite ile entegresi. Dolayısıyla insanın toplumsal, bireysel, psikolojik, teolojik her açıdan tekrar tekrar sorgulama, elekten geçirme eylemini şaha kaldırıyor. Aslında temel şeyler üzerinden gidip her şeyi sizin yorumlarınızla bütünleşmesini sağlıyor. Var olan değerleri yerle bir edip inşasını size bırakıyor.

    Modern hayata geçişin eleştirisi, insanların dört duvar arasına tıkılması, çoğu ilişkilerin kopuşu...

    bütün bölümlerin beğenmiş olmakla birlikte birkaç bölümün ayrı yeri oluyor insanda. Birincisi;

    -asla öldüremeyeceksin,

    -yalan yere şahitlik etmeyeceksin.

    (Gerçi düşündüm de tüm bölümleri ayırmadan beğenmişim.)

    Mümkün mü on yasağa uymak ya da yapılması gerekenleri yapmak?

    Farklı perspektiften bakmak için büyük fırsat diye düşünüyorum.

     
  2. kaos'un kutsal kitabı

    Albert Caraco...

    Okuduğum son kitap olmasını isterdim lakin büyü bozulalı çok oldu. Bildiğin baya baya kutsal bir kitap. Her şeye dair son noktayı koyan yazarın kitabı...

    İşte bu diyorsunuz; yaşam, insanlar, nesneler, realite!

    Hiçliğin manifestosu adeta. Düşündüğüm, sorguladığım ve anlam arayışına keskin bir balta attı. Uçurumu yok etti, bir Alabora durumu yok bilakis olması gerekeni hediye etti.

    ''... her yoksul, bir başka yoksul doğurarak sefalete yeni bir rehin verdiği andan itibaren suçlu olur.''

    Seviliyorsun kardeşim, candaşım...

    Çok gerçek ve sırf bundan ötürü ürperti duyabilirsiniz.

    Not: tavsiye edilmez, o sizi zaten bulur hazırsanız.

     
  3. Kan ve Gül

    Kan ve Gül bir kara dejavu diye açmak istediğim yalnız harf yetmezliğine uğrayan başlık.

    ...

    Caanım benim ya diye başlamak istiyorum.

    Yine kahkaha ile okuduğum Alper canıgüz romanı. Yani hiç çıkmadı ki aklımdan. Kitabın ismi, söyleyeni ve kuru temizlemeci bağlantısı... ayrıca İskender doğan'ın arkadaşları çok şeker.

    Ne bileyim Abdül gibi bir arkadaşım olsa tamam hani bireysel anarşist belki de halkçılar ama olsundu (severiz misal bakunin yoldaşı), onunla otobüse binen ben olsam ne olur ki ve şöyle:

    "Görüyorsun dostum. diye bana döndü Abdül Hayat hep bir arayış... ruhunu arayanlar mı istersin, ruhunu satacak bir şeytan arayanlar mı, senin gibi kendini biraz insan gibi hissetmek için bir mana, tutunacak bir dal arayanlar mı... Hep yanlış yerlerde arıyorlar tabii. Ama bak, dayı sizin gibi değil. O belasını arıyor. Hem de doğru yerde!"

    Koptuğum yerlerden biri diyebilirim.

    Bu psikoloji/polisiye türünü yazarda çok beğeniyorum. Kitabın ismi ile uyumlu. Ve bölümlerin ismi ise ayrı bir güzellik.

    Geçmişi betimlerken nasıl bir özlem beliriyor yani ben de gitsem sayın canıgüz!

    Aslında sosyal-siyasi eleştiri de çok fazla ki bunu çok ince zekasıyla tamamlıyor. Her karakterde ayrı bir tahlil bulacaksınız ve absürdlük. Misal hıdır daha doğrusu komik bir uyum. Seviyorum bu adamın beyin kıvrımlarını ha benim yine de favorim Alper kamu ama daha sık yazsa diye her gün içimden geçiriyorum.

    "sağlık dediğin türkiye gibi bir şey, doğuya giden gemide batıya doğru koşmak." Sevdim bu sözü.

    Sade bir dil, katilin katlinin belagatı olmayabilir çok kişi için yalnız roman sizi bir bütün olarak keyiflendirecek türde.

    Umudumuz en yakın zamanda yeni bir roman daha...

     
  4. sevgili yoldaş kurbağalar

    Çoğunlukla realist tarafım ağır basıyor diyebilirim. Belki de yaş itibari ile. İnsan doğar, büyür, ölür. Doğum ve ölüm arasına sığdırılanlar üzerine çok şey yazmayacağım. Şekilden kasıt, aynı yolu yürümekten ziyade yine de sizin verdiğiniz örnekleri de katarak aynı yere gelmekti kastım. Einstein'ın formüllerini düşünün. -gülücük

    Dünyanın tümünü dolaş, varış noktası? Bir de iç dünyamız...

    Felsefenin Temel İlkeleri, hatırladım.,

    Tanım: insanlar ve her insan bir yeşil kurbağa olamaz!

     
  5. Şato

    Şato...

    Kafka'yı anlamak için ya da şato'yu ya da dönüşüm, dava kitaplarını anlamak için birbirine bir geçiş anı barındıran bu üç eseri irdeleyebiliriz. Fakat ve fakat burada dönüşüm artı dava'dan farklı bir Kafka görüyoruz. Topluma karışmış, daha güçlü daha umutlu bir kafka. Yalnız topluma, şatoya, geleneklere entegre olmayıp kabul etmeme noktasında ayrılıyor tabi diğer insanlardan. İtiraf etmek gerekirse çok kasvetli çok sıkıcı olmasına rağmen elimden bırakamadığım bir eser. Dolayısıyla kurgu, diyalog ve bir türlü ulaşılmayan ya da ne olduğu bilinemeyen şato sizden olağanüstü bir sabır bekliyor.

    Farklı bir yerden kadastrocu olarak atanan K'nın köye gelmesi ile başlayacak ve siz şatonun yerine ne koyarsanız koyun eleştiri ve Ortadoks olmadan müthiş bir eleştiri bulacaksınız. Sürekli bir ikililik hali barındırıyor eser içinde.

    Şato (Tanrı); Dogmatik olmayan K, biat eden toplum, yarı sorgulayış içinde olanlar, alışanlar... Tepede duran şato. Hiçbir zaman ulaşılamayacağına inanılan klamm. Bu nedenle varlığı kanıtlanmamış kimsenin de kanıtlamaya gerek duymamış kişilerin de yarattığı kaotik olduğunu da düşünmediği düzen içindeki aşılmayan varlığı.

    Şato (yönetim); çağın yönetim şeklinden hatta gelmiş geçmiş tüm erkleri ana hatlarıyla ve tüm detaylarda bulacağımız formülü. Arada olan derin bir sınır ki hükümranlık adına.

    Şato (gelenek); insanlara hükmeden dışsal nedenler. Herhangi birilerinin şeyler yolu ile otorite sağlama araçları.

    Şato (insanın kendisi/ben); yok edilebilir. Şato belki de insanın ta kendisi. Varmak için bir tırmanış, yokuş, varma isteği fakat varmak için gerekli zaman, olgunlaşma hali, çizilen bir harita ya da başkaları çizdiğinden ötürü bir alışmamışlık hali. Eziklik, güç, saçmalık, böceğe dönüşüm dahi olan benlik.

    Her şeyden öte şato gerek kendimizin gerek başkasının gerek toplumun yarattığı soyut ve gücü etkili bir imge. Yalnızlaştırılmış, ötekileştirilmiş, yabancılaşmışlar için bir anahtar. Hiçbir zaman ulaşılmayacak bir metafor.

    Hayat bunun üzerine mi kurulu sorusu doğuyor. Hangi olay ve olgu olursa hatta daha ilerisi tamamen Kafka'nın bu yazıya aktardığı özet ile mi gelişim gösteriyor?

    Olağanüstü ve muhteşem bir eser... modern mi postmodern mi karar veremedim doğrusu.