![]() Türkiye'nin memur portalı |
![]() ![]() ![]() |
3 harfli marketin kasa yakınındaki euphorbiayı inceliyorum.
görevli dedi ki:
böyle, kendinden geçmiş çiçekleri özellikle alan kadınlar var.
kurtarmak istiyorlarmış.
sen de al, dedi fiyatı 75 TL .
iyi dedim
sen de bunu al canlandır daaa dedi.
kim bilir belki de cenazesini kılarım, dedim.
sizdeki satış taktiği bu herhalde, ölmek üzere olan çiçeklere su vermeyip satışı hızlandırmak.
hiç oralı olmadı.
neyse kasaya gelince fiyatın öyle olmadığı anlaşıldı.
vay be dedim, ölüsü bile bu kadar ediyor, ben ölsem bu kadar para etmem.
geri yollayacak halim yoktu mecburen aldım, görevliye dedim ki: ben de bunu ağaca çevirmezsem ( içimden: şerefsizim )
evvellallah Ret Kit filmlerindeki kaktüs ağaçları gibi boyumu ikiye katlasın da görün ...
bugün olmadı ama buraya yazmak şimdi aklıma geldi.
7-8 yıl önce bin sekiz yüz metre kadar rakımda heyelan tehlikesi baş göstermiş. tehlikeli bölgeye uyarı yapılması konusunda levha asılması düşünülmüş. bir yerlerden ''yüzmek ve balık avlamak yasaktır.'' levhası bulmuşlar, sanırım önceki şirketlerden kalma. yeni levhalar hem pahalı hem de gelmesi uzun süreceğinden ve uyarının yapılması ivedilik gerektirdiğinden,
a3 kağıdına koca harflerle ''heyelan tehlikesi'' yazıp laminasyon kaplayıp ''yüzmek ve balık avlamak yasaktır'' levhasının üzerine yapıştırıp levhayı yoldaki direğe monte etmişler. buraya kadarki olaylar güzel. yıllar yılları kovalamış, üstteki laminasyon kaplı ''heyelan tehlikesi'' levha doğada çözünmüş, yok olmuş. 1800 küsür metre rakımda ''yüzmek ve balık avlamak yasaktır.'' levhası tüm komikliğiyle kalakalmış. olayın bana intikaliyle beni aldı bir gülme. olay yerine gittim kahkahalara engel olamadım. ben de a3 kağıdına geçmişteki gibi bir yazı yazıp kaplatıp ''yüzmek ve balık avlamak yasaktır.'' levhasının üzerine vidalarla tutturdum. ancak her gün olay yerinden geçerken istemsizce gülmeme engel olamıyorum. (olay yerinden kendim şoför olarak hiç geçmediğim için fark edememiştim bu durumu önceden.)
acaba bu coğrafyaya yabancı bir insan dağdaki bu yoldan geçerken tesadüfen ''yüzmek ve balık avlamak yasaktır.'' levhasını dağın tepesinde görse ne düşünürdü? deniz seviyesinin bir zamanlar bu kadar yüksek olduğunu falandır herhalde.
bugün pek bir şey olmadı.
bir adam gördüm.
sarman kedisini takım çantası ya da somun ekmek gibi koltuğunun altına almış gezdiriyordu.
hakikaten hava da o biçim güzeldi kıyamadı hayvanı yanına aldı demek ki.
geçen günlerde başka bir adam görmüştüm.
o da kedisini ensesinde taşıyordu.
köftehor kedi de hiç kıpırdamıyordu, sfenks gibi etrafı seyrediyordu.
mesela benim gibi obsesif bir insan böyle bir şey yapamaz.
acaba köpek görüp atlar kaçar mı, beni cırmalar mı, arabanın altına kendini atar mı, milleti korkutur mu ?
gidene kadar elli hava vururdum.
adamların gamsızlık seviyesi arşı alayı tutmuş da olabilir.
bunlara çocuk teslim eder miydim ?
bilmem ki yani emin olamıyorum.
keçi, oğlağını kabul etmemiş.
ne zaman görse dört nala kaçıyor hatta yavruyu tekmeliyor.
oğlak öylece ortada kalakalmış.
evlat gibi sahiplenmişler, evde özel biberonla besliyorlar.
Bu da böyle kendi başına takılıyor diye yalnız başına ağılda oturduğu bir görüntüsünü paylaşmış.
Allah kimseyi anasız bırakmasın diyor.
----
jean şort eteğin altına siyah içlik giymiş.
mor komedyen malzemesi gibi ortada dolaşıyor.
sonra da bana dönüp diyor ki:
ben kimseye madara falan olmam, olamam, ben bir moda ikonuyum, onlar beni örnek alırlar genelde. Ben adeta bir fenomenim, modanın ta kendisiyim.
deli saraylı, egolo megolu ama kendini sevdirmeyi biliyor.
Ben, dedi
uzaylı avcısıyım...
Heeee dedim.
dedi ki: Etrafta hiç uzaylı görüyor musun ?
Yoooo, dedim.
Eee demek ki işimizi iyi yapıyoruz...
-------
Kapının önünde değişik ayakkabılar gördü.
Lavuk alarmı diye bağırdı.
ben de lavuk ne demek diye baktım.
önemsiz konular üzerinde fazlaca duran kimse demekmiş.
meymenetsiz kişilere de bu isim veriliyormuş.
aslında fransızca kökenli kibar bir kelime gibi duruyor.
neyse ayakkabıları lavukluğa nasıl bağladı orasını anlayamadım.
------
Hocam yakayı şöyle mi yapalım, burayı böyle mi keselim derken;
sen en iyisi uğraşma bunu straplez yap dedim. ( kayınvalideye elbise dikiyor. )
Bana gümbür gümbür bir cevap verdi, vallahi ne dediğini duymadım.
dediler ki; ona sataşma yoksa seni hutupis eder.
Hımmm hutupis etmek, açıkçası hutupis olmak istemediğim için peki, olur, dedim.
onların bir hikayesi yok ki, dedi.
onların sistemleri, düzenleri, işleri güçleri yolunda.
hayatı roman ya da film gibi düşünüyor.
açarsın, okursun, izlersin kapatırsın gibi.
bilmiyor ki bitmiyor, bitmeyecek ...
sihirli kelime bu.
biteviye uğraşacaksın.
nasreddin hoca çocuklara düdük alırken hepsinden aynı parayı alıyormuş ama çocukların verdiği para yani vazgeçme eşikleri ve fedakarlıkları eşit olarak kabul edilmemeliymiş.
dedim ki:
çocuklara parayla düdük satılması konusunu irdele bence.
sonra mesela en çok değer verdiğin kavramları üstten aşağıya sırala.
en üste zamanı koy ya da sağlığı mesela.
ne bileyim ona göre inşa et düşünce sistemini.
İletişim | Künye | Reklam | Sitene ekle © 2025 MN Yazılım |