![]() Türkiye'nin memur portalı |
|
![]() |
ali mühendisBu üye YazarBu üyenin profil sayfasına git |
|
||||||
|
||||||||
bir şarkıyla özdeşleştirmek geldi aklıma.
beklerim yolunu aylar boyunca, yeter ki gel bana, senede bir gün...
ancak senede bir kere yediğimiz tatlı.
bazen kelimeler ağlar. ağlayan kelimelerle cümle kurmak çok zordur. bazen insanın nutku tutulur, boğazı düğümlenir...
inilebilecek en aşağı mertebelere örnek.
vahşiliğin ulaşabileceği en üst nokta.
önleyici faaliyetler mümkün olduğunca zamanında yapılsa zarar az olur.
silahlara ulaşmak imkansızlaştırılırsa sorun kökten çözülür.
ayrıca evde ve okulda evlatlarımıza saldırı ihtimallerine karşı hazırlıklı olabilmeleri amacıyla ruhsal ve fiziksel alanlarda savunma teknikleri aşılanabilir.
küçüklüğümüzden itibaren büyüklerimiz yabancılardan bir şey almamamızı, onlarla konuşmamamızı öğütlerdi, akranlarımızın saldırması durumunda savunma amacıyla neler yapabileceğimizi tembihlerdi. ancak küçüklüğümüzde hiçbir zaman bir büyüğümüz gündemdeki yaşanan saldırıların benzerini aklına bile getirmemişti.
gün geçmiyor ki bir konu gözüme takılsın ve geçmişteki anılarımla konuyu kelimelerimle, cümlelerimle -kendi değerlendirmeme göre- süslemeye çalışmaya başlamayım. amacım kesinlikle konudan bir dram çıkarmak değildir aslında, sadece konuya iliştirmekten memnuniyet duyacağım anıları da bir şekilde dışa vurabilmektir.
öğretmen olmak görünüşte iki kelimeden oluşan bir cümle olmakla birlikte içinde milyarlarca değişik duruma karşı hazırlıklı olmayı, daha ilkokul sıralarından başlayacak minik adımlardan mesleğinin ilk gününde atacağı dev adıma; oradan da emekli olunca bile durduramayacağı maratona kadar, barındırmaktadır.
daima kendi hayatından feragat etmek, kendini büyük bir uğurda seve seve feda etmektir. bu davranışlara sahip olmak toplumdaki çoğu kişiye nasip olmaz hatta çoğu kişi bu fedakarlıkları sergilemek istemez, istese de bu yük ağır gelir. ayrıca bu fedakarlıkları sergilemek isteyen her insan da bu mertebeye ulaşamaz.
kutsal bir vazifeye sahip olmaktır. kolay değildir bir sınıftaki otuz kırk kişiyle otuz kırk değişik frekansı eş zamanlı tutturmak, kolay değil her kafadan çıkan sese kulak verebilmek, kolay değil her kafaya bilgileri aşılayabilmek, kolay değil bu sınıfın bireylerinin hangi ruhsal durumlara sahip olabileceğini sentezleyebilmek, kolay değil...
ayrıca kolay değil kendi ruhsal, fiziksel ve bunlar gibi durumlarını bir kenara bırakıp her allah'ın günü aynı duruşu sergileyebilmek.
okul sıralarında otururken izlemek kolaydır tek bir öğretmeni tahta başında, ama tahta başındaki bir öğretmenin onlarca çift gözle temas kurmaya çalışması da pek kolay değildir.
gün gelir ana olmaktır gün gelir baba olmaktır sınıftaki miniklere.
gün gelir sınıfın ortasındaki sobaya bir kucak odun atar, paltoları giydirir, atkıları sarar... tıpkı benim canım ilkokul öğretmenim gibi.
tüm öğretmenlere saygılarımla...
... bir insana, bir mekana, bir zamana...
anneannemin 1995-1996 yıllarında kansere yakalanıp acı bir şekilde vefat etmesi zamanlarına götüren şarkı sezen aksu: yarası saklım. aslında şarkıdaki saklı yara belki kanseri anlatmıyordu ama bir nevi kanser de saklanmış bir yara gibi bir şeydi.
1992-1993 yıllarında bir gün, dedem ile babaannem odalarındaki televizyonda çalan ''eller ayırsa bile, yollar ayırsa bile, yıllar ayırsa bile biz ayrılamayız.'' şarkısına birlikte eşlik ediyorlardı, ben de tesadüfen uzaktan şahit oldum bu olaya. o zamanlar bu tatlı ikilinin arasına sırnaşık bir kedi gibi girip onlarla sarmaş dolaş olurdum.
telgrafın tellerine kuşlar mı konar şarkısı beni canım ilkokul öğretmenime götürür.
karanfil deste gider şarkısı ise ilkokul arkadaşım yasemin'e. ilkokulda bu şarkıyı söylemişti.
süt içtim dilim yandı şarkısı ise kardeşimle bütünleşmiştir, ilkokulda sınıfta bu şarkıyı patlatmış, efsane olmuş, evde anlatıp anlatıp bitiremezdi.
ben ilkokulda pek şarkı söylemedim, orta ikideyken matematik öğretmenim kemal hoca bana zorla kendim belirleyeceğim bir şarkı söyletmişti, aklıma nedense şu şarkı geldi; ayva çiçek açmış yaz mı gelecek?
rahmetli teyzem şişman bir insandı, dizleri de çok ağrırdı yürüyünce, bir kere anam ile bir misafirlikten gelmişlerdi, anamın koluna girmiş, zor yürüyordu. onu öyle görünce ''oy tombulum tombulum yoldan geldim yorgunum.'' şarkısını söylemiştim ve yorgunluğunu bir nebze almıştım. bu olay ben yedi sekiz yaşındayken yaşanmış olabilir.
sanırım onlarca şarkı daha var beni alıp götüren, aklıma gelirse eklerim umarım.
| 1. | ![]() |
sıdıkahanım |
| 2. | ![]() |
semraa-91 |
| 3. | ![]() |
burgulukalpler |
| Takip edilen yazar yok. |
bazen kelimeler ağlar. ağlayan kelimelerle cümle kurmak çok zordur. bazen insanın nutku tutulur, boğazı düğümlenir...
inilebilecek en aşağı mertebelere örnek.
vahşiliğin ulaşabileceği en üst nokta.
önleyici faaliyetler mümkün olduğunca zamanında yapılsa zarar az olur.
silahlara ulaşmak imkansızlaştırılırsa sorun kökten çözülür.
ayrıca evde ve okulda evlatlarımıza saldırı ihtimallerine karşı hazırlıklı olabilmeleri amacıyla ruhsal ve fiziksel alanlarda savunma teknikleri aşılanabilir.
küçüklüğümüzden itibaren büyüklerimiz yabancılardan bir şey almamamızı, onlarla konuşmamamızı öğütlerdi, akranlarımızın saldırması durumunda savunma amacıyla neler yapabileceğimizi tembihlerdi. ancak küçüklüğümüzde hiçbir zaman bir büyüğümüz gündemdeki yaşanan saldırıların benzerini aklına bile getirmemişti.
| İletişim | Künye | Reklam | Sitene ekle © 2026 MN Yazılım |
