Türkiye'nin memur portalı

Oturum aç Oturum aç Üye ol Üye ol Parolamı unuttum Parolamı unuttum

testosteronn

Bu üye Yazar

Bu üyenin profil sayfasına git

1,369 entry 160 konu 135 puan
23.03.2026 15:50 son işlem tarihi takip etme takip et

ülke genelinde maske zorunluluğu getirilmesi

https://youtu.be/LQnDfocEO2w

kaliteli solunum özgürlüğümüzün kısıtlanmasıdır.maske taktığımızda virüsün etrafa yayılmasıyla ilgili yaşananlar aynen linkteki videodaki gibidir.

küreği sallayan kişinin her kürek hareketi 'nefes verme'

küreğin önünde duran elek 'maske'

elekten karşıya geçemeyen parçalar 'mukusla birleşmiş viral yumaklar, hapşuruk esnasındaki basınçlı viral partiküllerin bir kısmı, virüslü tükürük damlacıkları, vb'

elekten elenen tanecikler ise 'elekteki gözenek boyutundan daha küçük boyutlara sahip olan virüsler'

çevredekiler için ne kadar yararsız olduğu ortadayken takan kişi için ne kadar zararlı bir de durup bunu düşünmek lazım.leş gibi kokan ağız kokusu yerine tertemiz havayı solumak ilahi hakkımken ben düşünüyorum en azından.

bunun adı önlem de kısıtlama da değil.bir sınav veriliyor ama halklar henüz bu sınava dahil olmadı.şimdilik devletler/hükümetler bu sınavı veriyor ama herkesin kendi sınavıyla karşı karşıya kalacağı günler de gelebilir.

vaziyet alan kendini korur, ortalık karışıyor, geliyor gelmekte olan.

09.09.2020 14:58
  1. iran devleti

    İçinde bulunduğum durum çok net olarak ağır geliyor

    Mazluma karşı zalimden yana olmak daima bizzat zalimin ya kendisi olmaktır

    2. Dünya Savaşı'nın emperyalist kuşatmasına karşı, kardeş İran, Irak ve Afganistan'la omuz omuza vatanlarımızı savunmak üzere Sadabat Paktı'nı kuran Atatürk Türkiyesi'nden;

    aradan geçen bir asrın ardından, sapkın Siyonist-Epstein düzeninin aparatı haline gelmiş, emir eri gibi cepheye sürülen siyasal İslam Türkiyesi'ne...

    Tarih bazen ilerlemek yerine düpedüz geri de gidermiş.

     
  2. Şampiyon atı kavurma yapmak

    Bir at şampiyon olduğunda ganyancısından yetiştiricisine, seyisinden yatırımcısına kadar tüm camiada saygınlığı tescillenir.O andan itibaren sadece kendisi değil; yavruları "şampiyon yavrusu", yetiştiricisi "şampiyon yetiştiricisi", harası "şampiyon harası" olur. Yarış sektörünün en üst prestij etiketi şampiyonluktur ki bu at 3 kez şampiyon olmuş.

    İstisnasız tüm şampiyonlar emekli olunca damızlığa ayrılır; ölene dek döl verir, doğum yapar. Peki ya sonrası? Doğurganlığı ya da döl kabiliyeti bittiğinde, takati kalmadığında ne olur?

    "Etik" kelimesinin telafuzuyla bile alay edecek kadar düşük bilinçli, vefayı, haysiyeti ve ahlaki pozisyonu hiç tanımamış bir güruhla aynı gökyüzü altında yaşıyoruz. Aklı hiç keşfedememiş, insan bedeninde insanlaşamamış, hayvani formda kalmış memeli yaratıklar... İşte bu adamlar, o şampiyonu en sonunda üç kuruşa varoşlara satarlar. Gerisini yazmaya ne hacet; o prestij etiketi, bir kaçak mezbahanın dikkatsizliğiyle sofranıza gelebilir

     
  3. bir renk olsan,ne olurdun

    siyah ya da beyaz romantizmine inat, tüm gerçekliğiyle gridir rengimiz.

    ne iyiler salt iyi, ne kötüler salt kötüdür; hayat alacalıdır, bozcadır, ebrulidir.

    ancak insan, sevdiği şeyin iyi rengine, korktuğu şeyin kötü rengine tutulur. aslında sorun olgularda değil, sevdiğini aklayıp korktuğunu boklayan insanın o kaçınılmaz acziyetindedir

     
  4. Hazreti Muhammed

    Aslında ilgilendiğim konu Halife Osman'ın trajik sonu ve onu ölüme götüren politikalarıydı; ancak olaylar kaçınılmaz olarak her şeyin başladığı o kırılma noktasına, Hz. Muhammed'in vefatına kadar uzandı.

    Tarih 8 Haziran 632 Medine'de kavurucu yaz sıcağı; gündüz ortalama 41°C, gece ise 27°C seyreden ortalama sıcaklık... İslam peygamberi, ağır bir ateşli hastalık sonrası Aişe'nin odasında vefat etmiş ancak dışarıda manevi bir yas havasından ziyade, tam bir siyasi fırtına kopuyor. Peygamberin naaşı henüz odasındayken, çeşitli kabile liderleri ve sahabe grupları Medine sokaklarında adeta birbirine girmiş durumda. Liderlik tartışmaları o kadar sertleşiyor ki, cenaze işlemleri bu iktidar kavgasının gölgesinde kalıyor. Öyle ki, naaşın başında toplu bir cenaze namazı dahi kılınamıyor; kabileler gruplar halinde içeri girip hızlıca namaz kılıyor ve hemen dışarıdaki hak iddialarına, o sert tartışmalara geri dönüyorlar.

    Vefatın üzerinden yaklaşık 60 saat geçmişken, çöl sıcağının etkisiyle naaş fizyolojik olarak bozulmaya, koku yayılmaya başlıyor. İşte bu noktada Ebubekir'in siyasi ve insani müdahalesi devreye giriyor. O vahşi çöl ikliminde yetişmiş, kılıcı elinde bekleyen kabileleri kan dökülmeden ikna etmek her yiğidin harcı değilken, Ebubekir durumun vahametini ve cenazenin bir an önce defnedilmesi gerektiğini baskıyla kabul ettiriyor. Kabileler "şimdilik" geri adım atınca Ebubekir halife hseçiliyor ancak bu, meselelerin çözüldüğü değil, sadece ertelendiği anlamına geliyor.

    Vefatın üzerinden geçen 60 saatin sonunda bir halife seçilebiliyor ancak cenaze artık hareket ettirilemeyecek kadar bozulduğu için taşınamıyor. Bu esnada Ebubekir, liderin kararlarının sorgulanamaz olduğunu hatırlayarak kıvrak bir zekayla bir fetva duyuruyor: "Peygamberler öldüğü odaya gömülür." Daha önce bir peygamber cenazesi gören yok, ondan sonra gelecek bir peygamber de yok; dolayısıyla itiraz edilemez ve o anki krizi çözen "mükemmel" bir formül oluyor.kabileler halife falan olamayınca dağılıp gidiyorlar, defindi kokuydu falan kimse elini sürmüyor. yakınlarından üç beş kişi odada defin işlemini gerçekleştiriyor.

    Sonuç olarak o gün kapatılmayan hesaplar, İslam tarihinin tüm gidişatını belirliyor. Ebubekir'den sonra eceliyle ölebilen bir halife olmuyor; Ömer, Osman ve Ali'nin sonu hep suikast ve katliamla bitiyor. Halife Osman'ın ölüme giden yolunu anlamak için, önce o odadaki 60 saati ve o günkü "iktidar iştahını" iyi analiz etmek gerekiyor.

    Hakikatlerimiz bir bir yıkılıyor dostum ve biz her geçen gün biraz daha hakikatsiz kalıyoruz

     
  5. Bu dünyayı özetleyen en sahici cümle

    Katlanılmaz hakikatsizliğine karşı sahte hakikatler icat ettiğimiz yer.

    Bilinç hakikatsizliğe katlanamıyor; sonuç sahte hakikatler...