![]() Türkiye'nin memur portalı |
|
![]() |
testosteronnBu üye YazarBu üyenin profil sayfasına git |
|
||||||
|
||||||||
Projeksiyon, geçmiş deneyimlerden elde edilen veriler üzerinden, geleceğe dair olası yönelimleri ve senaryoları tahmin etme yöntemidir. Kehanet değil; istatistik, eğilim ve nedensellik okumasıdır.
Geleceği öngörmek, romantik bir tahayyül değil; geçmişten süzülmüş, kanıta muhtaç olmayan verileri doğru okumak meselesidir. Bugün elimizde geçmişin istatistikleri, bugünün eğilimleri ve bunları yüksek hızla işleyebilen yapay zekâlar var. Nüfus projeksiyonları, göç hareketleri, dini ve cinsel yönelimlerdeki değişimler, iş hayatının ve kariyer algısının dönüşümü artık sezgiyle değil, veriye dayalı modellerle kısa sürede analiz edilebiliyor.
Bu çağda geri kalmak, bilginin yokluğundan değil; bilginin sunduğu imkânları görmezden gelmekten kaynaklanıyor. Çağdan kopmak, çağı anlayamamakla başlıyor. Çağdaşlaşmak ise bir slogan değil; çağın insanını, onun davranışlarını, beklentilerini ve yönelimlerini doğru okuyabilme becerisidir.
Mesele yalnızca çağı yakalamak da değil. Çağın önüne geçebilmek, bugünün verilerinden yarının gerçekliğini kurabilme cesaretiyle mümkündür. Bunun yolu, temennilerden, öznel kanaatlerden ve sezgisel kabullerden değil; nesnel değerlendirmelerden geçer.
Bugün alacağımız pozisyonların sezgisel değil, akılcı ve rasyonel olabilmesi; projeksiyonları incelemeyi, veriyi ciddiye almayı ve geleceği hislerle değil analizle düşünmeyi zorunlu kılar
İnternette videolar izliyorum.
9 çocuklu, 10 çocuklu, 11 çocuklu anneler...
Muhtemelen yılda bir doğum yapmışlar.
Kadın sabahın köründe başlıyor mesaiye:
Kahvaltı hazırlanıyor, beslenme çantaları diziliyor.
Bir koli yumurtadan omlet, beş paket sosisle öğün planı?
Bu artık ev işleri değil, bildiğin profesyonel organizasyon.
Anneliği, haliyle ev hanımlığını bir meslek gibi icra ediyorlar.
Ve bunu romantize etmiyorum; durum bu.
Sonra işin maddi tarafını merak ettim.
Bu insanlar bunu nasıl sürdürüyor diye baktım.
Cevap rahatsız edici derecede net çıktı.
New York'ta 13 çocuklu bir aile;
kira yardımı, gıda desteği, vergi muafiyetleri ve doğrudan nakit ödemelerle
aylık yaklaşık 6.500 dolar gelire ulaşıyor.
Londra'da tablo daha mütevazı ama mantık aynı:
yaklaşık 2.200 pound civarı düzenli bir kamu desteği.
Hal böyleyken:
Huzur da olur
Motivasyon da olur
Anaçlık da olur
Çünkü devlet şunu söylüyor:
'Sen doğur, ben arkandayım.
Sen varsın diye toplum var.
Toplum varsa devlet var.'
Bu bir merhamet meselesi değil;
çıplak bir varlık hesabı.
Nüfus yoksa ekonomi yok.
Nüfus yoksa vergi yok.
Nüfus yoksa ordu yok.
Nüfus yoksa devlet zaten yok.
Bizde ne deniyor?
'Doğurursan doğur;
beş kuruş alamazsın.
Doğurmazsan sorun değil;
amelsiz gibi üreyen Arap ithal ederim.'
Yerli nüfusa destek yok,
aileye güven yok,
geleceğe yatırım yok.
Ama sonra dönüp 'neden gençler evlenmiyor,
neden çocuk yapmıyor' diye ağıt yakılıyor.
Bu bir çelişki değil.
Bu bilinçli bir tercihin sonucu.
Devlet, kendi yurttaşına
'sen pahalı bir yüksün' diyor.
Ama başkasına
'sen ucuz bir ikame' muamelesi yapıyor.
Sonra da toplumdan sadakat, fedakârlık ve aidiyet bekliyor.
Kusura bakılmasın.
Aidiyet böyle üretilmez.
Anaçlık böyle filizlenmez.
Devlet, 'doğur' diyerek değil,
doğuranı sahipsiz bırakmayarak var olur.
Ben renjiro ile de gülfeşan ile de kontakt kurdum
Renjiro kişisel kitaplığından kitap gönderiyor.bu tarz anlamlı, manidar hediyeler her zaman nasip olmuyor, mutlulukla kitaplığıma ekleyeceğim.umarım bir not yazıp imzalamıştır.
Gülfeşan'ın hediyesini de 1 Ocak 2026 00.00'dan önce teslim etmiş olacağım :)
| 1. | ![]() |
semraa-91 |
| 2. | ![]() |
alonestyle |
| Takip edilen yazar yok. |
| İletişim | Künye | Reklam | Sitene ekle © 2026 MN Yazılım |
