![]() Türkiye'nin memur portalı |
|
![]() |
testosteronnBu üye YazarBu üyenin profil sayfasına git |
|
||||||
|
||||||||
Sistem net bir şekilde köle-efendi, tanrı-kul, devlet-tebaa ilişkisine doğru evriliyor. Bu, sağ bilincin ve dindar bilincin doğal sonucudur.
Bu tür ilkel bilinçlerde her kurum ya da güç odağı tanrısallığa, insan ise köleliğe evrilir. Şaşırmamak lazım.
Bugün doğa sporlarını özendirerek kamu hizmeti vermeye çalışan Ardahan Valisi'nin görevden alındığını gördük. Adam son derece profesyonel ekipmanlarla bisiklet sürerken halkı bisiklet sporuna teşvik ediyor, Ardahan ve Kars gibi ücra kentleri doğal güzellikleri, sağlık ve spor faaliyetleriyle markalaştırabilecek bir vizyon ortaya koyuyordu. Konuyla ilgili halkın yorumlarına baktım: tam bir rezalet. İğrenç, son derece ilkel, çirkin ve aptalca yorumlar.
'Vali dediğin karı gibi tayt mı giyer?' tarzı yüzlerce yorum.
Neden bu kadar redde dayalı yorumlar? Çünkü ilkel bilinçte devlet Allah'tır. Devlet içinde Allahlığa yakışmayacak hal ve görüntü sergileyen tipler barınamaz. İlkel bilinç bunu kaldıramaz. Allah'ın gücü daima zulümden ve korkudan gelir. Peki vali ne yaptı? Şefkat gösterdi, insanlara örnek olmaya çalıştı. Olmaz.
Sol bilinç yükselmedikçe, dindar ve sağ bilinç hâkimiyetini sürdürdükçe, halkın köleliğe doğru evrilmesinin önüne geçilemeyecektir.
Ahbap var, o belli. Peki bu işin çavuşları nerede?
Haluk Levent buz dağının görünen yüzü. Ya görünmeyen yüzü nerede?
Başaran Holding ortada, Süleyman Soylu ortada, çavuşlar da belli. Peki bunların peşine düşecek, gerçekleri aydınlatacak gazeteciler ve özgür basın nerede?
'Ahbap varsa çavuş da vardır' diyebilecek, siyaset için değil hakikat için düşünebilecek, siyasi değil hakiki bir duruş sergileyecek toplum nerede?
Yargı önünde masumiyetini ispat etmesinin bu saatten sonra bir önemi kalmamış olan kişi
Çünkü bu saatten sonra şaibelidir yani güvenilmezlik ihtimali olan kişidir yani lekelidir.
Kanaat önderliği yapan birine şaibeli olma lekesi yeter de artar
"yapay zekâ dünyayı ele geçirecek" söylemi, meseleyi kavramsal derinlikten yoksun biçimde ele almanın en tipik örneklerinden biridir.
Bu iddia, teknolojik ve toplumsal dönüşümün esas tartışmasını magazinleştirerek sulandıran bir kaçış rampası işlevi görür. Yeni üretim biçimlerinin, algoritmik tahakkümün ve gözetim toplumunun doğurduğu sorunlarla yüzleşmek yerine, tartışmayı bilimkurgu senaryolarına hapseder.
Daha da ilginci, "yapay zekâ dünyayı ele geçirecek" diyenlerle bunu kategorik olarak reddedenler çoğu zaman aynı zeminde buluşur: Her ikisi de dönüşümün niteliğini kavrayamaz. Bir taraf teknolojiyi mitolojik bir özneye dönüştürürken, diğer taraf meseleyi küçümseyerek geçiştirir.
Yetkinsizlik ve hakikatsizlik insanı bu tür basitleştirmelere mecbur bırakır. Kavranamayan ve kontrol edilemeyen bir olgu karşısında ya devekuşu misali kafayı kuma gömersiniz ya da korku hikâyeleri üretirsiniz. Her iki durumda da gözden kaçan şey aynıdır: Mevcut güç ilişkileri.
Bugün tehlike, yapay zekânın insanlığa savaş açması değildir. Tehlike; sermaye, devlet ve büyük teknoloji şirketlerinin elindeki denetim kapasitesinin tarihte görülmemiş ölçüde artmasıdır. "Yapay zekâ dünyayı ele geçiriyor" korkusu da, bunun tamamen önemsiz olduğunu söyleyen tavır da aynı sonuca hizmet eder: Gerçek tahakküm mekanizmalarını görünmez kılmak.
Görünen o ki insan kendinden üstün bir makine icat etti ve biraz çaresiz bir poziyona düştü.Bu tartışmaları yapan nesil ya da en geç bir sonraki nesil, algoritmik kuşatmaya karşı "fişi çekmek", sistemden kopmak, dijital bağımlılığı kırmak gibi radikal refleksler geliştirmeye başlayacaktır.
Yapay zekâ dünyayı ele geçirmiyor. Dünya zaten çeşitli iktidar mekanizmaları tarafından yönetiliyor. Yapay zekâ ise bu mekanizmaların şimdiye kadarki en keskin, en soğukkanlı ve en erişilmez arayüzüne dönüşüyor.
Not:kırık dökük Türkçe ve imla bilgimle yazdığım metni yapay zekayla düzenledim
| 1. | ![]() |
semraa-91 |
| 2. | ![]() |
alonestyle |
| Takip edilen yazar yok. |
| İletişim | Künye | Reklam | Sitene ekle © 2026 MN Yazılım |
