1 2 3 4 5 6 7 8

En Beğenilen Entryler

  1. kuran'da mucize aramak

    beyhude bir uğraş.

    ancak bazı aklı evveller, iman zayıflığından mı yoksa meraktan mıdır bilinmez; bu beyhude çabayı sürdürürler. onların cahil takipçileri de, doğru düzgün bir türkçe bile bilmeden bu boş işleri bu gibi platformlarda duyurmaya çalışırlar. kafaları olsa, analarının dilini düzgün yazmayı öğrenirlerdi ama maalesef yok. o halde bile utanmadan, daldan dala atlayarak alıntı yaptıkları "şeylerden" bile tutarlı ve anlaşılır bir metin ortaya çıkaramıyorlar. entri diye çöp okutuyorlar bize. yazık.

    mucize arayıcıları, ki ben onları bokunda boncuk arayanlar olarak ifade ediyorum, zorlama çıkarımlarla, tevillerle, uydurmalarla, ayetlere kırk takla attırarak güya mucize bulduklarını iddia ederler. kuantum fiziği başlığında da değindiğim gibi, yok kelimeyi tersten okursan proton diyormuş, allah ayete gizlemişmiş, bulup çıkarmak bunların vazifesiymiş falan, türlü türlü sapkınlıkla yaptıkları beyhude işe kılıf ararlar. oysa allah ya da her kimse, bir şeyi söylemek isteyince çok açık, gayet anlaşılır, şüpheye yer bırakmayacak kadar net şekilde söylüyor. isteyince derdini çok güzel anlatıyor. ayetlere bakalım isterseniz:

    ahzab 50: Ey Peygamber! Biz, şu gruplara dahil kadınları sana helal kıldık: Mehirlerini verdiğin eşlerin, Allah'ın sana harp esiri olarak verdiği cariyeleri, seninle beraber hicret eden amcan kızlarını, halan kızlarını, dayın ve teyzen kızlarını, Bir de mehir istemeksizin kendisini Peygambere hibe eden ve Peygamberin de kendisini nikahlamak istediği mümin kadını, diğer müminlere değil, sadece sana mahsus olmak üzere helal kıldık. Bizim, müminlerin eşleri ve ellerinin altındaki cariyeler hakkında gerekli kıldığımız mehir gibi hususlar, zaten malumumuz olup onları bildirmiştik. Hibe yoluyla mehirsiz evlenmeyi sana mahsus kılmamız, nikah konusunda senin için bir güçlük olmaması içindir. Allah gafurdur, rahimdir.

    ahzab 53: Ey iman edenler! Yemeğe izin verilmeksizin, vaktine de bakmaksızın, Peygamberin evine girmeyiniz. Fakat davet edildiğinizde girin. Yemeği yiyince hemen dağılın, yemekten sonra sohbete dalmayın. Çünkü bu hareketiniz Peygamberi rahatsız ediyor, lakin utandığından, size karşı bir şey söylemiyordu.Oysa Allah, gerçeği açıklamaktan çekinmez.Eğer müminlerin annelerinden bir şey soracak veya isteyecek olursanız, onu perde arkasından isteyiniz. Böyle yapmanız, hem sizin hem de onların kalpleri yönünden daha nezihtir.Sizin Allah'ın Resulünü rahatsız etmeniz ve kendisinin vefatından sonra onun eşlerini nikahlamanız asla helal değildir. Çünkü bu, Allah katında büyük bir günahtır.

    ahzab suresi tam bir komedidir mesela. arada gülmek için açıp okurum. size de tavsiye ederim. peygambere zorluk çıkmasın diye atılan taklaları görünce gülmemek elde mi? ahzab 37 efsanedir mesela. ahahaha... bir de ganimet paylaşımı ayetleri var beni güldüren. enfal (ganimet) suresinin ilk ayetine bakalım:

    Enfal Suresi, 1. ayet: Sana savaş-ganimetlerini sorarlar. De ki: "Ganimetler Allah'ın ve Resülündür. Buna göre, eğer mü'min iseniz Allah'tan korkup-sakının, aranızı düzeltin ve Allah'a ve Resülü'ne itaat edin."

    düşünsenize peygamberin ordusunda bir askersiniz, seferden sefere koşuyorsunuz, din-i mübini yaymak için kıçınız yırtılıyor, eh payınıza da ganimetlerden biraccık olsun düşmesi gerekmez mi? ıııhh, allah ya da her kim söylediyse bu ilk ayeti, size pay yok maalesef. altın ve kadından size pay vermiyor allah, ya da muhammed, ya da her ikisi. enayi gibi savaşın durun siz. ahahaha...

    tabi bunu içinize sindiremezsiniz. size yapılan açık bir haksızlık var ortada. homurdanmaya başlarsınız, sizin gibi haksızlığa uğrayan dini bütünler bir araya gelip şikayet edersiniz. bu haksızlığın giderilmesi için savaşmamaya karar verirsiniz. bir nevi iş bırakma eylemi diyelim. sonra ne mi olur? hoop, bir ayet gelir, allah ya da her kimse hatasını anlar, size bi kıyak geçiverir:

    Enfal Suresi, 41. ayet: Bilin ki, 'ganimet olarak ele geçirdiğiniz' şeylerin beşte biri, muhakkak Allah'ın, Resülün, yakınların, yetimlerin, yoksulların ve yolcunundur. Eğer Allah'a, hak ile batılın birbirinden ayrıldığı gün, iki ordunun karşı karşıya geldiği günde, kulumuza indirdiğimize iman ediyorsanız. Allah, her şeye güç yetirendir.

    gördüğünüz gibi ağlamayana meme yok. ayrıca, allahlar da fikir değiştirirler...

    konumuzdan sapmayalım. ne demiştik? allah bir şey söylemek isterse açıkça söylüyor gördüğünüz gibi. gerek "zorluk olmasın" ayetlerinde, gerekse de ganimet paylaşımında bunu çok rahat yapıyor. benzer şekilde kölelerle ilgili ayetlerde ve hesap hatası olsa da miras bölüşümü gibi konularda da aynı netliği görebilirsiniz. burayı ayetlere boğmak istemiyorum.

    islamcılardan cahil olanlar derler ki, "kur'an'da olmayan şey yoktur,ama direk fizik kimya kitabı da değildir.onun yönlendirmesiyle araştıracak ve ibret alacak olanlar insanlar.mucizelere bakmazlar da nerde ne eksiklik bulsam diye çırpınırlar." (imla hatalarına ve ifade kabızlığına bilerek müdahale etmedim.)

    7. yüzyılda söylenmiş sözlerde mucize aranmaz. 600 sayfalık kitapta masallar anlatılır, olmuş olaylar hatırlatılır, tehditler şantajlar sıralanır, hayaller pompalanır o kadar. kitaplara ktsal gözüyle bakarsanız eksiklerine yama aramakla uğraşırsınız. tefsir diye bir şey icat eder, allah orda onu demek istemedi, şunu demek istedi, entropi dedi, embriyo dedi, nötron dedi, proton dedi diye doğrulamak için kırk takla atarsın, atmak zorunda kalırsın. boşuna kıvranmayınız, kendinizi kandırmayınız, yukarıda da gördüğünüz gibi bir şey söylemek isterse çok da güzel söylüyor, yağ gibi akıyor. teyze kızı, hala kızı, amca kızı diye ayrı ayrı saymayı biliyor. boşuna çabalamayın arkadaşlar, tanrı veya yaratıcı, konuşmuş olsaydı herkesi ikna eder, şüpheye yer bırakmaz, yorumla açıklanmaya muhtaç laflar etmezdi. sürüp giden doğa olaylarından örnekler vermezdi, kanıt diye bunları sunmak hiçbir tanrıya yakışmaz çünkü.

    kuran'ı ciddiye alırsanız abdülaziz bayındır gibi olmak zorunda kalırsınız. dünyayı aydınlatan güneş değil demek zorunda kalırsınız, gündüz diye bir varlık güneşin ışığını ulaştırır, gece diye bir varlık da ona engel olur demek zorunda kalırsınız. dosdoğru müslüman iseniz, dünyanın düz olduğunu kabul etmek, güneşin bir balçığa battığını kabul etmek zorunda kalırsınız. yıldızların şeytanlara atılan birer taş olsun diye yaratıldığına, nuh diye birinin 950 sene yaşayabileceğine, evrenin 6 günde yaratıldığına inanmak zorunda kalırsınız. inanmanız sorun değil de, böyle cahil cahil argümanlarla, diliniz bile dönmeden, bilmediğiniz onca kavram ve kelime kullanmaya çalışarak inandırmaya çabalayarak komik duruma düşmeniz sorun, ayıp, yazık...

    mucize bulmaya konsantre olacağınıza, çağdışı ayetleri ayıklamaya ne dersiniz?

    "maide suresi 33. ayet: Allah'a ve Resülü'ne karşı savaş açanların ve yeryüzünde bozgunculuğa çalışanların cezası, ancak öldürülmeleri, asılmaları ya da elleriyle ayaklarının çaprazca kesilmesi veya (bulundukları) yerden sürülmeleridir. Bu, dünyadaki aşağılanmalarıdır, ahirette onlar için büyük bir azap vardır."

    ya da;

    "inek suresi 178. ayet: Ey iman edenler, öldürülenler hakkında size kısas yazıldı (farz kılındı). Özgüre karşı özgür, köleye karşı köle ve dişiye karşı dişi. Fakat kimin (hangi katilin) lehine, onun (maktulün) kardeşi (varisi veya velisi) tarafından bağışlanırsa, artık (yapılması gereken) örfe uymak (ve) ona (maktulün varis veya velisine) güzellikle (diyet) ödemektir. Bu, Rabbinizden bir hafifletme ve bir rahmettir. Artık kim bundan sonra tecavüzde bulunursa, onun için elem verici bir azap vardır."

    "inek suresi 179. ayet: Ey temiz akıl sahipleri, kısasta sizin için hayat vardır. Umulur ki sakınırsınız."

    gibi, öldürmeye karşılık intikamı savunan, kölelikten bahseden, çaprazlama el ayak kesme gibi orta çağa özgü cezalar savunan ayetleri bi düzeltin önce.

    sonra da kuran'dan esinlenilerek bulunmuş bir icat, bir ilaç, insanlık için bir reçete gösterin. vebaya mı çare bulmuş kur'an, bir makine icadına vesile mi olmuş? kanserden bahsediyor mu? hani herşey vardı ya kuran'da, elektrik var mı mesela? anca o yılların bilinen geyikleri, bir sürü de masl, hikaye falan... bir tane müslüman bilim adamı çıktı da kurandan esinlenip bir şey mi buldu? anca kuran okunan fasülyenin yeşermesi, hastaya okuna yasin'in iyi gelmesi gibi kocakarı inanışları...arabın masal kitabıyla en fazla bu yapılır. hani proton, nötron? uzaya çıktınız da biz mi göremedik mübarekler?

    aksine, buluşu yapan hep gavur, sahiplenen hep müslüman. var biraz da sen oyalan...

    şüphesiz akıl sahipleri için bu entride sayısız ibretler vardır. umulur ki akledip yola gelirsiniz. hahahahaa...

    hayırlı cumalar...

    selam ve dua ile...

  2. çaylak yazmaz

    memurlar net.ten o bildirim gelip yazar olduğu kendisine tebliğ edilmiş kişinin profilinde artık ''çaylak'' yazmaz.

    o bir yazardır.

    çaylak olsa, çaylak yazardı.

    (Allah sabır versin sayın okurlarım)

    (Bkz: Bugün bana yarın sana)(Bkz: bugün böyle)(Bkz: Bu da oldu)
  3. meb'in lüzumsuz kurs ve seminerleri

    yararlı olanı da lüzumsuz olanı da var diyerek atladığım başlık.lüzumsuzlar genellikle meb çalışanının bildiği ya da yıllarca önüne ısıtılıp ısıtılıp getirildiği aynı konularla ilgili olanlarıdır.bakanlığın yaklaşımı,meb çalışanı boş kalmasın,kurs ya da seminer yapılmış olsunsa, yapılan seminerden verim beklemek yanlış olur.yenilikçi,güncel,içi dolu konularla meb çalışanının gerçekten ihtiyacı gözetilerek yapılanlar hariç. akıllı tahta olayına gelirsek onunla ilgili fatih projesi kapsamında seminerler yapılmış ve kurslara tabi tutulmuştuk. sonuç:çoğu okulda akıllı tahta yok. olmaması da bir yokluk hissettirmiyor. Projeksiyona devam.zaten akıllı tahta dediğin bildiğin bilgisayar düzeneği bunu öğrenmede bir zorluk yok.-kurs çoğumuz için gereksizdi.-bir de halkımızın yanlış bir izlenimi var onu da fırsat bulmuşken düzeltmek isterim.eğitim-öğretim teknoloji ile başarıya ulaşacak bir alan değil. sınıfta akıllı tahta olmuş,olmamış hiç sorun değil.akıllı tahtaya gelesiye kadar eğitimde daha öncelikli ihtiyaçlar var. örnek:sınıflar çok kalabalık.her mahalleye nasıl cami yapılıyorsa,okul da yapsınlar.-evde ibadet yapılıyor ama eğitim-öğretim yapılmıyor.-sakın yanlış anlaşılmasın cami yapılsın ancak okulla sayısı aynı olsun. sınıflar 15-20 kişilik olsun. görün bakın o zaman sınıfta öğretmenin her öğrenciye ulaşması, birebir ilgilenebilmesi ile nasıl da başarı artıyor.eskiden okullarda laboratuvar olurdu.şimdi kaç okulda kaldı ya da eski püskü eşyalarla dolu çerçici dükkanı gibi.çoğu da artan öğrenci sayısı ve okulların tüm güne geçme projeleri ile sınıf olarak dönüştürülüyor.eskiden okul içi kütüphanelerimiz vardı.şimdi küçük bir alana bir duvarlık raf şeklinde kitaplıktan oluşma kütüphane ya var ya yok.çocukların oynayacağı oyun alanları yetersiz.müzik yapabilecekleri bir yer,müzik aletleri yok,resim atölyeleri yok.yağışlı havalarda oynayacakları kapalı alan yok,yok ta yok.o sebeple öğretmenlere kendinizi yetiştirin derken bir daha düşünün isterseniz.vicdan sahibi,işine saygı duyan her öğretmen, kendini geliştirme çabası içindedir.o bu görevin ülke için ne kadar ehemmiyetli olduğunun bilincindedir.ama şartlar uygun değilse öğretmenlerden de rica ediyorum bir mucize beklemeyin. eğitimin kalitesini sadece öğretmene bağlamak,az bir malzeme ile aşçıdan mükemmel yemek yapmasını beklemek gibidir ki öğretmen az malzeme ile de bunu yapabilme gücüne sahiptir.belki birileri burdan okur, çıkarımlarda bulunur amacıyla konudan uzaklaşarak yazıyı uzattım.kusura bakmayın.

  4. idal

    moderatör kimliğinden benim de rahatsız olduğum sözlük kişisi.

    bir ortak noktamız daha oldu kendisiyle. ehehe ehe...

    tööbe haşa.

    yalnız kendisi hakkında yazılanlar gerçekten de fazla. bu konuda benim daha önce kaleme aldığım serzenişlerim okunabilir. şu bi üstteki entrisi bile kaç beğeni almış yahu.

    kınıyorum...

    kıps.

    (Bkz: idal sevgisinin yavaştan bayması)
  5. geçmiş başlıkları yeniden canlandırmak

    yeni başlıkların sarmadığı durumlarda yaptığım eylemdir.

  6. ezan sesine rahatsız olan insanlar

    türkçe bilmeyen bir mü'minin açtığı başlık.

    bir kere, ezan sesine rahatsız olunmaz, ezan sesinden rahatsız olunur. hiç de küçümsenmeyecek bir rahatsızlıktır ayrıca.

    kendisinin verdiği örneklerden amerika'ya, ingiltere'ye ve fransa'ya da hiç gitmediği anlaşılıyor. gitmemek sorun değil de, oralarda kilise çanına bakışın nasıl olduğuna dair zerre bilgisi yok. zavallım saydığı koskoca ülkeleri kendi kırk haneli köyü gibi zannediyor. oralarda yaşayanların da kendi köylüleri gibi "çan sesi dinmez, bayrak inmez" diye mi kem mel bir sloganla sokaklarda gulu gulu dansı yapıp, günde beş ibadet vakti duydukları çan sesiyle orgazm olarak, lebaleb doldurdukları kiliselerinde huşu içinde ibadetü taatte bulunup rablerine verdiği sonsuz nimetler için şükür ettiklerini falan sanıyor olmalı. yazık... oysa bilse oradaki din-sosyal hayat ayrımı için, laiklik mücadelesi için çekilen cefaları böyle konuşmazdı sanırım. avrupa'daki reform hareketlerini bilse, dinsel yaptırımlara çekilen duvarın tarihin bir bilse, kiliseyi en çok o saydığı milletlerin eleştirdiğini bilse böyle cahil örnekler vermezdi. ha, orada yok mu dinciler? elbette var. orada da çan sesinin kutsal olduğuna inanan, onu beğenmeyenin cehennemlik kafir olduğunu düşünen tiplerle arasındaki benzerliği görünce şaşırır mı bilinmez. dincilik zararlıdır diye boşa demiyoruz. hepiniz birbirinize benziyorsunuz aslında. ama bir kaşık suda boğarsınız birbirinizi... şüphesiz akıl sahipleri için bunda sayısız ibretler vardır. ahahaha...

    çan'dan örnek vermiş sadece. bir tek onu biliyor demek ki başka dine ait ibadet çağrısı olarak. yahudiler nasıl çağırıyor diye merak etmemiş sanırım. ben söyleyeyim. yahudilerin ibadete çağırma duyurularına "hazzan" denir. hazzan. youtube'a yazın bakalım yahudi ezanı diye. çıkan şeyi bir dinleyin. sonra da düşünün ezan-hazzan bağlantısını. sonra namazı, sünneti, yahudilik ve islam'ın ibadet benzerliklerinin neden bu kadar yakın olduğuna dair bir düşünsel yolculuğa çıkın. düşünmek zordur bazısı için bilirim. ama denemekte fayda var...

    selam ve dua ile...

  7. ezan sesine rahatsız olan insanlar

    avusturya insanıdır.

    https://www.youtube.com/watch?v=bBNuH9od--I

    avusturya da ezan yasakmış. Hani medeniyetti bunlar. Hani dinler arası hoş görü.. İstanbul da her türlü dinin en iyisi yaşandığı yerdir. europa mı yan cebime koy, çevir kazı yanmasın.

    Allah milletimizi vatansız ve ezansız bırakmasın

  8. bir akp kadın kolları üyesinin marifetleri

    spoiler

    sosyal medyada kendisi ve ilişkili olduğu şahıslarla ilgili bomba haberler dönen apla. ben söylemiyorum, linkteki gazeteci söylüyor.

    sözlüğün kadrolu haber müdürlerinden ve siyasal islamcılarının ne hikmetse gözünden kaçan sayısız haberden biri. aynı haltları muhalefet partilerinden birinin üyesi yapsaydı da sözlükteki coşku ve hareketliliği bir görseydiniz. nasıl da salyalar saçarak, bire bin katarak yazarlardı. ahlak, alınıp satılan bir şey değil ne de olsa. bu tip haberleri paylaşmak da benim işim değil ama, haksızlığa da gelemem nitekim. alın afiyet olsun, bol bol bakın kimlerle iş tuttuğunuza.

    bu aplanın yaptığı işler saymakla bitmez.

    siyasilere kadın pazarlamaktan tutun da uyuşturucu baronuna vatandaşlık almaya kadar türlü türlü marifetleri var.

    isimler arasında tanıdık kimler var, görmek için spoiler'a tıklayın bir zahmet. buradan link veremediğim sosyal medya hesaplarına da bakmayı ihmal etmeyiniz lütfen. sonra da siyasal islam nedir, ne işe yarar bir düşünün rica ederim.

    selam ve dua ile...

  9. ezan sesine rahatsız olan insanlar

    Her zaman var olacak insanlardır. İnanmıyordur ve ses rahatsız ediyordur, gereksiz buluyordur, inanıp namaz kılmıyordur ve ses vicdanını kötü yapıyordur. Allah'a kızgındır onu hatırlatan bir şey duymak istemiyordur

    Migreni tutmuştur vs vs vs

    Bir sürü sebep olabilir.

    Ne ezandan rahatsızlık duyani kötülemek ne de hak yahut batıl bir inancın sembolünü böğürtü gibi kaba tabirlerle tasvir etmek kimsenin haddi değildir.

    Sanırım kendimi ifade edebildim.

  10. ezan sesine rahatsız olan insanlar

    imanını kaybetmeye yüz tutmuş ve kalbi kararmış kişilerdir. bu insanların içine cinler nüfuz etmiştir. kuranı kerime ait sure veya çağrıştıran cümleler cinleri rahatsız ettiği için içine cin nüfuz eden kişiler de bu sesleri duyunca ister istemez rahatsız olurlar.