1 2 3 4 5 6 7 8

En Beğenilen Entryler

  1. ezan sesine rahatsız olan insanlar

    bu düşüncesini saldırgan bir söze/eyleme dönüştürmediği sürece bu hakka sapına kadar sahip insanlardır.

    herkes Müslüman olmak zorunda değil neticede ve biraz empati sahibi olan her insan ezanın Müslüman olmayan birini rahatsız edebileceğini anlayabilir. kişi Müslüman olduğu halde de ezandan rahatsız olabilir duruma göre ve bunda bir günah varsa bu da kendisi ile allah arasında, size ne?

    ayrıca Avusturya, iyi oku burayı haysiyetsiz. ben seni sadece ülke olarak değil insan olarak da sevmiyorum lan. Afganistan, Libya ve suudi Arabistan gibi medeniyetin beşiği olan yerlerde Hristiyanlar her sokakta çan çalıp "içtim şarabı, öptüm arabı" şarkısını söylerken sen ezanı yasaklamışsın. Freud, Schrödinger ve Mozart hariç alayınız namussuzsunuz lan.

  2. ezan sesine rahatsız olan insanlar

    rahatsız oluyor ise kulağına tıpa yapması gereken kişidir..

    onu da mı biz düşünelim..

  3. insanın neden yaratıldığı sorunsalı

    gün geçmiyor ki, dinciler tarafından felsefenin konuları, üstelik felsefenin diliyle gündeme getirilmesin sayın seyirciler. sorunsal he mi? bravo doğrusu... ilerleme var. sorunsal diyenler yavaş yavaş olayda bir sorun olduğunu da kabul etmeye başlamışlar demektir. alaa....

    gelgelelim, felsefenin alanına giren böyle "netameli" konularda, felsefe diliyle konuşulur. önkabuller bir kenara bırakılır, kaynağı mâbâdınız olan örnekler verilmez. bediüzzaman hazretleriymiş, pir sultan abdalmış bunları geçeceksin bir kere. bilimin dilini kullanarak dinsel-metafizik örneklerle sonuç alamazsın. dincilerin düştüğü bir çok yanlıştan biri de bu. logical fallacy kısacası... felsefede akinalı tomas, aziz agustinus, hristiyanlıkla olayı bağdaştırarak bu gibi ucuz felsefe dilini literatüre soktu ama, bir tanrı ispatı hala göremedik. heyecanla bekliyoruz. ahahaha... onların bıraktığı yerden bayrağı devralan günümüz dincileri de kıvranıp duruyorlar.

    ayrıca yukarıdaki deli saçması entride genel anlamda tasavvufi çıkarımlar görüyorum. tasavvuf da manyaklıktır. kendini mal ilan etmenin çetrefilli yoludur. tasavvufi bilgilerle anca fenafillaha ulaşırsınız. o da kafayı yemek şartıyla. din işiyle kafayı bozmuş tipler, lütfen allahlarını başka yerde ispatlamaya çalışsınlar.

    felsefede, insanın neden yaratıldığı diye bir sorunsal yoktur.

    insanın yaratılması diye bir şey yoktur.

    binaenaleyh, yaratılma diye bir şey yoktur.

    felsefede ontoloji vardır. varlık felsefesi yani. Bir bütün olarak varlığı ele alan ve var olanların en temel niteliklerini inceleyen felsefe dalıdır.

    metafizik nasıl diye sorarken, ontoloji nedir diye sorar. hak verirsiniz ki, nasıl'ın sonu yoktur. ucu açıktır. dinciler burada nasıl'ın tek kaynağı olarak, işlerine öyle geldiği için tanrıyı gösterirler. platon'dan beri bu böyledir. ama çıkmaz bir sokaktır. elde hiçbir zaman kesin bir bilginiz yoktur, olamaz. o nedenle uydur uydur ipe diz türünden çıkarımlar yaparlar. kimin yazdığı belli olmayan bir kitaptan ayetler paylaşarak, meczupların deli saçması sözlerini alıntılayarak akılları sıra yaratılma diye kendi uydurdukları bir kavrama açıklama getirmeye çalışırlar. tasavvufla bu işi çözdüğünü düşünen o dünyada kendini eğleyebilir. yok, hepimiz kulluğu kabul etmişiz de, yok bize unutturulmuş da, yok imtihan varmış da, yok allah sanatçıymış da, bilinmek istermiş de... deli zırvası, çocuk masalı hepsi. bu dünyada 60 yıl boktan bir hayat yaşa, boktan hayatın için allaha her gün küfret, bunun için bir de "ebediyyen" cehennemde yan. ne güzel adalet yahu. 60 yıllık küfrüme karşılık, ebediyyen beni yakacak olan allaha selam eder, yüzüme bakmaya cesareti olursa bir o kadar da öbür tarafta sövmek isterim. öyle allaha böyle muamele... işine gelirse.... sanki yaratırken bana sordu da, bir de utanmadan ceza verecekmiş. sanatını sevsinler senin...

    allahçılık, dincilik vb. sizi bir yere vardırmaz gençler. tam tersine köreltir. potansiyelinizi yer. sizi mallaştırır yukarıdaki örneklerde göreceğiniz üzere...

    sen bir yaratıcının varlığına inanıyorsan bu senin için sorunsal olmamalı.

    kendi haline bırakılmalısın o kadar.

    ama gelip burada saçma sapan alıntılarla, kendi sefil varlığına kanıt arıyorsan kusura bakma ama, yanlış yerdesin.

    daha önce de söyledim, tekrar ediyorum.

    bir yaratıcının varlığı kesin olarak bilinemez. biz buna kısaca yoktur diyoruz. olmasına gerek yok çünkü. eğer olsaydı bile, onun iletişim şekli böyle olmaz, kullandığı dil insani olmaz, gönderdiği kitaplar bu kadar boş ve saçma olmaz, yaratıcılık böyle olmazdı. hele hele, bir tanrı varsa bile, bu kesinlikle arabın allahı olamaz. o la maz. bu açık ve nettir sevgili mü'minler. siz yine de inanmaya devam edin ama komik komik, çöl bedevi putlarından biri olan allahı bu işe katmayın. o sıradan bir arap tanrısıdır o kadar. ne evreni bilir, ne galaksiyi, ne yıldızı, ne uzayı... deveden başka hayvan, hurmadan başka yemiş bilmeyen tanrı mı olur allaaaşkına, güldürmeyin insanı. ahahaha...

    inanmak bir hastalıktır. cevapların az olduğu zamanlarda dinleri ve tanrıları yaratan insan, onlara inanmanın kafa konforuyla akıl ve mantıktan uzaklaştı. müzelere kaldırılacaksınız bir sonraki yüzyılda. bu topraklarda binlerce yıl kibele'ye tapıldı. kibele... efsanevi tanrıça... şimdi kim hatırlıyor adını?? kızlara verilen sibel isminde kaldı sadece hatırası... allah da böyle, diğer tanrılar da böyle yok olmaya mahkumdur. günlerin getireceğinin karşısında kimse duramaz. o günler gelene kadar saplantılarınızla size mutluluklar dilerim.

    imtihan ediliyor olduğunuz sanrısından kurtulursanız, allah denen hayali varlığa ihtiyaç olmadan da işlerin nasıl yürüyor olduğuna şaşırır kalırsınız. inanmak isterseniz, inanmak sizi rahatlatıyorsa elbette inanın, devam edin. önemli olan sizin mutluluğunuz. ancak, saçma sapan kitaplardan alıntılar yaparak, kulluk söylevi çekmeye çalışırsanız karşınızda beni bulursunuz. aptallığa tahammülüm yok zira.

    selam ve dua ile...

  4. ezan sesine rahatsız olan insanlar

    kısaca saygısızdır. ezandan rahatsız olan allahsızla, allahsızın varlığından rahatsız olan dindarın zihniyeti pek de farklı değildir.

    ortada bir realite var, ezan makamı olan ahenkli bir çağrıdır.kulak tırmalamaz, böğürtü değildir, nağmeli makamı olan insan sesidir.ezanı rahatsız edici unsur olarak varsayanlar kötü niyetlidir.ezan hilti sesi, matkap sesi, jet uçağı sesi, korna sesi gibi bir şey değil ki rahatsız etsin, kulak tırmalasın.

    geçiniz bu işleri...

  5. ezan sesine rahatsız olan insanlar

    haklı insanlardır.

    kimse sesi bozuk birinin günde beş kere, üstelik yabancı bir dilde, kulak tırmalayan gürültüsünü çekmek zorunda değil. buna saygı duymak zorunda da değil. her gün, en az beş defa yapılan saygısızlık hoş görülmez. en fazla tahammül edilir.

  6. ezan sesine rahatsız olan insanlar

    cahil ve saygısız insanlardır.Allah sizin gibi insanlara fırsat vermesin.

  7. Kaoba

    Güne damgasını vuran yazar.

    Portakal çiçeği, nezaketin için minnettarım... gülümseme.kikirdeme..kahkaha

    Biz yine iyiyiz, akademik baytar gardaşım da tıklamış. Gülme krizi....zzfshsjaksjs

  8. Ülkücülerin kendilerini yeterince ifade edememesi

    Yıllar önce tespitin dibini sıyırdığım konudur. Sağ kanat maalesef kendi reklamını yapamadı . Yıllardır sol, edebiyatta sinemada, tiyatroda ve sanatın bir çok dalında ses getiren eserler verdi fakat sağ? Parmakla sayılabilir ancak.

    Sağ - sol mu kaldı vita gardaş dediğinizi duyar gibiyim. Mesele ideolojinin haklı haksız eski yeni geçerli olup olmaması değil ki...

    Mesela hala sol görüşlü bir sanatçının vaktiyle çektiği sıkıntılar gördüğü işkenceler senaryolaştırabiliniyor. Ama sağda kendi hikayesini bu şekilde milyonlara duyuran iyi gişe yapan kaç film var ? Kaç kitap var hala raflarda olan ?

    Sağ hep kendi içinde çalıp söyledi.

    RTE kendi çıkarlarına alet için alıp okumasa kaçınız Pehlivanoğlu'ndan haberdardınız? Önkuzu kim mesela ?

    Davaysa onlarınki de dava.. cansa can..

    Falan.

    Bu kadar.

  9. uzmanilke

    entrylerini okuduğum ancak okurken yetersiz kaldığım için yazdığı çoğu şeyi anlayamadığım sözlük yazarı.okumaya devam edeceğim.elbet bir gün anlarım.bunu yazarak onu değil kendimi eleştiriyorum sakın yanlış anlaşılmasın.-iyi çocuğumdur-

  10. Başkasının derinlikleriyle oynama

    Başlarda önemsiz, sonrasında değerlerin kaybedilmesi ile hayat bulan; hayata/insana geç kalmışlığı işleyen vurgu.

    İnsanların çizgileri vardır bildiğiniz/dokunmamanız gereken. Dokunduğunuzda kaybedeceğinizi bildiğiniz/bilmediğiniz tehlikeli derinlik(ler).

    ...

    Bir yok oluş hikâyesi.

    Bir unutuş.

    Bir hatırlayış...

    Ama dokun(a)madan...

    ... ve yavaş yavaş, zamanla unutmak/unutulmak.

    Bir iç çekiş...

    Uzunca özlem.

    Çokça tükeniş...

    ve sessizce gitmek.

    "bir yerlerde, yine en güzel sen gülüyorsun, biliyorum..."

    (yedi mart)

    ...