![]() Türkiye'nin memur portalı |
|
![]() |
gül-feşanBu üye YazarBu üyenin profil sayfasına git |
|
||||||
|
||||||||
Bir eve girersin; eşyalar tanıdıktır, duvarlar seni bilir, aynadaki yüz sana aittir.
Ama yine de içeri tam yerleşemezsin.
Parmak izlerin her yerde olsa da, ruhun hiçbir köşeye tutunamaz.
Sanki birazdan kalkıp gidecekmişsin gibi oturursun hayatının ortasına; dizlerinin ucunda, temkinli, sessiz.
Zaman senin üzerinden geçer, ama sana değmez.
Sevinçler kapını çalar, içeri girer, oturur ama sen onlara ev sahipliği yapamazsın.
Acılar bile yabancı gibi davranır; dokunur, geçer, iz bırakır ama sahiplenmezsin.
En garibi de şudur; gitmek istersin bazen, gerçekten gitmek.
Ama nereye gidersen git, yanında taşıdığın tek şey yine kendindir.
Ve insan, en çok kendisinden misafir olamaz.
Bu yüzden kalırsın...
Kendine ait olanın içinde, kendine ait olamadan.
Bir ömür ağırlığında, geçici gibi.
Bazı insanların "susadım" demeden gün bitirebilme hali.
Su şişesi yanında durur ama el bir türlü ona gitmez; sanki beden değil de alışkanlıklar yönetiyordur susuzluğu.
Çayla, kahveyle kandırılan bir ihtiyaç, aslında en sade haliyle hayatın kendisidir ama en çok ihmal edilendir.
Su içememek çoğu zaman bir unutkanlık değil, bir dirençtir; kendine ayırmadığın küçük bir özenin eksikliği.
Halbuki bir yudum su, sadece susuzluğu değil, insanın içindeki yorgunluğu da alır biraz.
Ama işte, bazı günler insan kendine bile üşenir.
| 1. | ![]() |
sabah melikesi |
| 2. | ![]() |
Metallurgist |
| 3. | ![]() |
Anılara Hasret DR 55 |
| 4. | ![]() |
**GAYE** |
| Takip edilen yazar yok. |
| İletişim | Künye | Reklam | Sitene ekle © 2026 MN Yazılım |
