![]() Türkiye'nin memur portalı |
|
![]() |
gül-feşanBu üye YazarBu üyenin profil sayfasına git |
|
||||||
|
||||||||
insanın içinden geçen bütün kelimeleri susturan, dilin bile utandığı bir gerçeğin adı.
Henüz oyunları yarım kalmış bir ömrün, en ağır suskunlukla uğurlanması.
Zamanın en büyük yanlışıdır; henüz başlamamış bir ömrün son cümleye zorla yazılması.
Yarım kalan bir oyunun, göğe asılı kalan bir kahkahanın adıdır.
varoluşun en derin kırığı; dile gelmemiş bir hayatın sessizliğe mühürlenişidir.
ve dünya; tam da burada, kendinden utanmayı öğrenir.
Zamanın alnına tebeşirle yazı yazmaktır; silinse bile izi kalacak kelimeler bırakmak.
Bir çocuğun karanlığına usulca ışık düşürmek, kendi sesini kısmadan başkasının sesini çoğaltmaktır.
Yorgunlukla sabrın ince çizgisinde yürürken, geleceğe gizlice umut emanet etmektir.
ve en çok da, unutulacağını bilerek iz bırakmaya devam etmektir.
Bir eğitim kurumunun, güvenin ve masumiyetin simgesi olması gerekirken; silahın gölgesine düşmesiyle ortaya çıkan en ağır toplumsal kırılmalardan biri.
Okul, öğrenmenin ve büyümenin mekanıyken; bu tür saldırılar, yalnızca fiziksel bir şiddeti değil, aynı zamanda toplumun vicdanında açılan derin bir güven yarasını da temsil eder.
Her olay, geride sayılar değil; yarım kalmış cümleler, susturulmuş hayaller ve "neden?" sorusuna verilemeyen cevaplar bırakır.
Bu yüzden okul saldırıları, sadece bir güvenlik meselesi değil, aynı zamanda bireysel yalnızlık, toplumsal ihmal ve psikolojik kırılmaların birleştiği karanlık bir aynadır.
| 1. | ![]() |
sabah melikesi |
| 2. | ![]() |
Metallurgist |
| 3. | ![]() |
Anılara Hasret DR 55 |
| 4. | ![]() |
**GAYE** |
| Takip edilen yazar yok. |
Bazı kalpler vardır; yeryüzü acılarını rastgele dağıtırken, en ağır payı onlara bırakır.
Bir çocuğun yarım kalan oyunu, bir annenin sustuğu yer, bir şehrin ansızın kararan sabahı.
Hepsi gelip o kalpte yer bulur.
Dünya onlara biraz fazla dokunur.
Her acı, her kırık hikaye, her yarım kalmış hayat; içlerinde yeniden yaşanır.
Sanki yeryüzü, bütün kederini onların kalbine emanet etmiş gibidir.
Alışamazlar.
Çünkü alışmak, acıyı sıradanlaştırmaktır.
Onlar ise hiçbir acıyı sıradan sayamayacak kadar incelikli bir yerden bakarlar hayata.
Her yaraya bakarlar.
Her sızıyı duyarlar.
Her sessizliği içlerinde büyütürler.
Dünya unutmaya meyilliyken, onlar hatırlamanın yükünü taşır.
Bu yüzden her sarsıntı, içlerinde derin bir yankıya dönüşür.
"dayanamamak" dedikleri şey, aslında kırılmamış bir vicdanın en saf halidir.
Çünkü bazı kalpler kalkan olmayı bilmez; yalnızca yankı olur.
Ne eksik, ne fazla.
Sadece hakikatin acısını olduğu gibi taşıyan bir yankı.
Ve en çok onlar yorulur, en çok onlar susar...
| İletişim | Künye | Reklam | Sitene ekle © 2026 MN Yazılım |
