![]() Türkiye'nin memur portalı |
|
![]() |
gül-feşanBu üye YazarBu üyenin profil sayfasına git |
|
||||||
|
||||||||
Zamanın alnına tebeşirle yazı yazmaktır; silinse bile izi kalacak kelimeler bırakmak.
Bir çocuğun karanlığına usulca ışık düşürmek, kendi sesini kısmadan başkasının sesini çoğaltmaktır.
Yorgunlukla sabrın ince çizgisinde yürürken, geleceğe gizlice umut emanet etmektir.
ve en çok da, unutulacağını bilerek iz bırakmaya devam etmektir.
Bir eğitim kurumunun, güvenin ve masumiyetin simgesi olması gerekirken; silahın gölgesine düşmesiyle ortaya çıkan en ağır toplumsal kırılmalardan biri.
Okul, öğrenmenin ve büyümenin mekanıyken; bu tür saldırılar, yalnızca fiziksel bir şiddeti değil, aynı zamanda toplumun vicdanında açılan derin bir güven yarasını da temsil eder.
Her olay, geride sayılar değil; yarım kalmış cümleler, susturulmuş hayaller ve "neden?" sorusuna verilemeyen cevaplar bırakır.
Bu yüzden okul saldırıları, sadece bir güvenlik meselesi değil, aynı zamanda bireysel yalnızlık, toplumsal ihmal ve psikolojik kırılmaların birleştiği karanlık bir aynadır.
insanın kendi faniliğini fark ettiği yerde başlayan, onu inkar etmeden onarmaya çalışan bir aklın zarif disiplini.
etle devreyi, hücreyle algoritmayı aynı cümlede buluşturur; kalbin ritmine devre kurar, sinirin sessizliğine elektrik taşır, eksilenin yerine yalnızca bir parça değil, bir ihtimal yerleştirir.
kusursuzluk vaadi yoktur onda.
çünkü bilir: beden, düzeltilmesi gereken bir hata değil; dengesi gözetilmesi gereken bir varoluştur.
her müdahale, bir problemi çözmekten önce bir dengeyi incitmemeyi gözetir.
her çözüm, kendi sınırını içinde taşır.
bu yüzden onun dili aceleye değil, zamana yakındır.
ilerleyişi gürültülü değil, derindir.
biyomedikal mühendislik; insanın doğaya üstün gelme çabasından çok, onunla daha incelikli bir anlaşma yapma biçimidir.
ve belki de en doğru yerden şöyle okunur: ne bir mucize üretir, ne de kusursuzluk.
yalnızca hayatın, kırıldığı yerden devam edebilmesi için sessizce yol açar.
İnsanların herkese yetişip de bir tek kendine geç kaldığı o ince yerde kurulmuş görünmez bir topluluktur.
Üyelik şartı basittir; başkalarını iyileştirirken kendi yarasını görmezden gelmek, kalbini en sona bırakmak ve bir gün aynaya bakıp "ben ne zaman eksildim?" diye sormaktır.
Bu kulüpte herkes biraz yorgun, biraz suskun ama en çok da kendine borçludur...
| 1. | ![]() |
sabah melikesi |
| 2. | ![]() |
Metallurgist |
| 3. | ![]() |
Anılara Hasret DR 55 |
| 4. | ![]() |
**GAYE** |
| Takip edilen yazar yok. |
Bazı kalpler vardır; yeryüzü acılarını rastgele dağıtırken, en ağır payı onlara bırakır.
Bir çocuğun yarım kalan oyunu, bir annenin sustuğu yer, bir şehrin ansızın kararan sabahı.
Hepsi gelip o kalpte yer bulur.
Dünya onlara biraz fazla dokunur.
Her acı, her kırık hikaye, her yarım kalmış hayat; içlerinde yeniden yaşanır.
Sanki yeryüzü, bütün kederini onların kalbine emanet etmiş gibidir.
Alışamazlar.
Çünkü alışmak, acıyı sıradanlaştırmaktır.
Onlar ise hiçbir acıyı sıradan sayamayacak kadar incelikli bir yerden bakarlar hayata.
Her yaraya bakarlar.
Her sızıyı duyarlar.
Her sessizliği içlerinde büyütürler.
Dünya unutmaya meyilliyken, onlar hatırlamanın yükünü taşır.
Bu yüzden her sarsıntı, içlerinde derin bir yankıya dönüşür.
"dayanamamak" dedikleri şey, aslında kırılmamış bir vicdanın en saf halidir.
Çünkü bazı kalpler kalkan olmayı bilmez; yalnızca yankı olur.
Ne eksik, ne fazla.
Sadece hakikatin acısını olduğu gibi taşıyan bir yankı.
Ve en çok onlar yorulur, en çok onlar susar...
| İletişim | Künye | Reklam | Sitene ekle © 2026 MN Yazılım |
