![]() Türkiye'nin memur portalı |
|
![]() |
gül-feşanBu üye YazarBu üyenin profil sayfasına git |
|
||||||
|
||||||||
Hangi kemedik kem göz nazar etti acaba elektrikler gitti, trafoya kedi girdi galiba.
Nazarlara rağmen karın doydu, sırt pek daha ne olsun.
Çay içip ile baklavayı da yedim mi ben Yorgancı mahallesine kaçar.
Kıymalı pide yemedim, kuşbaşılı kaşarlı pide yedim, şiş de var tabi.
Ne yediğini söyleyecek görgüsüzlerden de olmadık çok şükür:)
Çok şükür bugünde doyduk, şu an Saadet doluyum.
Mutluluğun formülü çok açık; bir ben, bir pide, bir de ayran :)
ne richie rich bir gün.
baklava da geldi :)
bugün cennetten bir günü yaşıyor gibiyim. kebap da gelse keşke ne güzel olurdu.
varıp, gideyim.
bugün felekten bir gün çalayım, kendime ve ponçiklere kıymalı pide ve şiş ısmarlayayım.
diyet the end.
yiyen de ölüyor yemeyen de.
en iyisi yemek, ölürsek karnımız tok gideriz :)
| 1. | ![]() |
sabah melikesi |
| 2. | ![]() |
Metallurgist |
| 3. | ![]() |
Anılara Hasret DR 55 |
| 4. | ![]() |
**GAYE** |
| Takip edilen yazar yok. |
Görmeden bağ kurma sanatıdır radyo.
Sesi yüzünden ayırmak, kelimeden ruh tanımak, bir şarkının arasına saklanmış hayatı yakalamaktır.
Radyo; gözün değil, kalbin devrede olduğu bir mecradır.
Sunucunun kahkahasında bir samimiyet, ses tonunda bir yorgunluk, şarkı aralarında kendi hikayeni bulursun.
Frekans dediğin şey aslında biraz da kaderdir; o an açtığın istasyon, ruh halinle anlaşır.
Gece radyosu ayrı bir memlekettir mesela.
Sokaklar tenhalaşır, şehir uyur, sesler derinleşir.
Bir yabancının sesi, en tanıdık hisse dönüşür.
O an anlarsın; bazen insan, hiç görmediği birine en içten halini anlatabilir.
Radyo dinlemek; kalabalıklar içinde yalnız kalmak değil, yalnızken bir sese tutunmaktır.
Ve bazen tek bir şarkı, bütün günün yükünü omzundan alır.
10. yılını dolduracak haber başlığı.
Ateşlere gelmeden kurtuluşa erdiğim bugünde, kaymak çok aksiyonlu.
Biran habere konu olan şoförü kendim olarak düşünecektim ki düşünemedim zira teneşir çok soğuk.
İnsanın içinde, kelimelerden örülmüş gizli bir mahzen vardır.
Kapısı aralıktır ama eşiği geçmeye cesaret edemeyen cümlelerle doludur.
Dudaklara kadar yükselen her hece, kalbin kapısında tökezler; söylenmek ile susmak arasında incecik bir çizgide asılı kalır.
İçimizin dışımıza akıtamadıkları; zamanın içimizde bıraktığı tortudur.
Bir kırgınlığın küf kokusu, bir özlemin buğusu, bir vedanın yarım kalmış sesi.
Söylenmeyen her söz, ruhun duvarına çarpıp geri döner; yankısı insanın içine düşer.
Bazen bir bakışta saklanır o cümleler, bazen geceye fısıldanır da sabaha varamaz.
İnsan, en çok sustuklarıyla derinleşir; çünkü susmak, bazen bir çığlığın en ağır biçimidir.
Ve gün gelir, içte biriken o nehir taşmaz belki ama yatağını değiştirir.
İnsanın gülüşüne sızar, sesine gölge düşürür, bakışına mesafe koyar.
Zira bazı duygular kelimeye değdiği an eksilir; onlar söylenmek için değil, kalbin karanlığında ağır ağır yanmak içindir.
İnsan da o yanışı söndürmeden taşıyabildiği kadar vardır; sustuklarının gölgesi, sabrının ışığı kadar
| İletişim | Künye | Reklam | Sitene ekle © 2026 MN Yazılım |
