![]() Türkiye'nin memur portalı |
|
![]() |
gül-feşanBu üye YazarBu üyenin profil sayfasına git |
|
||||||
|
||||||||
Dibe vurmak, hayatın insana fısıltıyla değil, derin bir sükûtla konuştuğu andır. Öyle bir andır ki, insanın içindeki bütün sesler susar; geriye yalnızca kalbin ağır ve hakiki atışı kalır. Yeryüzü genişler, gökyüzü uzaklaşır, zaman yavaşlar. İnsan, en çok da o karanlık eşiğin kıyısında kendine rastlar.
Dip denilen yer, yalnızca düşüşün değil; soyunuşun da mekânıdır. İnsanı yoran maskeler, taşınan ağır anlamlar, başkalarına yetişme telaşı? Hepsi orada bir bir çözülür. Can yanar elbette; fakat o yanış, küle dönmek için değil, arınmak içindir. Çünkü bazen insanın yeniden doğabilmesi için önce kendi gölgesine kadar inmesi gerekir.
Dibe vurmak bir tükeniş değil, içe doğru açılan bir kapıdır. Orada öğrenilir sabır, orada büyür metanet. Ve insan, en karanlık yerin bile bir sabaha komşu olduğunu, ancak o karanlığın içinden geçerken anlar.
Sözlü şiddet, çoğu zaman sesi duyulmayan bir fırtınadır. Dışarıdan bakıldığında yalnızca birkaç kelime gibi görünür; oysa insanın iç dünyasında derin çatlaklar bırakır. Bir bakışın eşlik ettiği küçümseme, bir cümleye gizlenmiş alay, sürekli yinelenen sertlik. Hepsi, kalbin üzerine usul usul düşen ağır taşlar gibidir.
Söz, en zarif köprüleri kurabildiği gibi en hassas bağları da yıkabilir. Bu yüzden dil, bir emanet kadar kıymetlidir. Kırıcı bir üslup, yalnızca o anı değil, insanın kendine dair inancını da incitebilir. Zamanla kişi, duyduğu sözleri kendi iç sesi sanmaya başlar; işte en derin yara orada açılır.
Oysa her insan, varlığına saygı gösterilen bir iklimde nefes almayı hak eder. Nezaket, ilişkilerin süsü değil; ruhunu koruyan ince bir örtüdür. Merhametle kurulmuş bir cümle, bazen uzun yılların yorgunluğunu hafifletebilir.
İnsan, en çok da kırılgan olduğu yerde incelik bekler. Çünkü kalp, sertliğe değil; anlayışa ve şefkate açtır.
| 1. | ![]() |
sabah melikesi |
| 2. | ![]() |
Metallurgist |
| 3. | ![]() |
Anılara Hasret DR 55 |
| 4. | ![]() |
**GAYE** |
| Takip edilen yazar yok. |
Görmeden bağ kurma sanatıdır radyo.
Sesi yüzünden ayırmak, kelimeden ruh tanımak, bir şarkının arasına saklanmış hayatı yakalamaktır.
Radyo; gözün değil, kalbin devrede olduğu bir mecradır.
Sunucunun kahkahasında bir samimiyet, ses tonunda bir yorgunluk, şarkı aralarında kendi hikayeni bulursun.
Frekans dediğin şey aslında biraz da kaderdir; o an açtığın istasyon, ruh halinle anlaşır.
Gece radyosu ayrı bir memlekettir mesela.
Sokaklar tenhalaşır, şehir uyur, sesler derinleşir.
Bir yabancının sesi, en tanıdık hisse dönüşür.
O an anlarsın; bazen insan, hiç görmediği birine en içten halini anlatabilir.
Radyo dinlemek; kalabalıklar içinde yalnız kalmak değil, yalnızken bir sese tutunmaktır.
Ve bazen tek bir şarkı, bütün günün yükünü omzundan alır.
| İletişim | Künye | Reklam | Sitene ekle © 2026 MN Yazılım |
