![]() Türkiye'nin memur portalı |
|
![]() |
QveABu üye YazarBu üyenin profil sayfasına git |
|
||||||
|
||||||||
trajikomik bir türkiye gerçeğidirç
adam sabahın köründe, mesai saatleri dışında profesyonel olarak bisiklet sporu yapıyor. e haliyle de sporun gerektirdiği bisiklet kıyafetini giyiyor. birileri çıkıp meclis kürsüsünden "böyle vali olmaz" diye hedef gösteriyor, arkasından da görevden alınıyor. kendisinin de dediği gibi rahmetli recep yazıcıoğlu da zamanında sırf halkın içine karışıyor, rafting yapıyor, spor kıyafeti giyiyor diye ne ithamlara maruz kalmıştı.
gerçekten yazık, vizyonsuzluğun zirvesi.
matematik bilimini, enflasyon gerçeğini ve türkiye simülasyonunu tamamen reddetmiş, muazzam bir hayal gücüne sahip olan çılgın gençtir.bugünün ekonomik şartlarında, yemeden içmeden yemyeşil bir yaprak gibi sadece oksijenle beslenerek tüm maaşını biriktirse bile, bırakın ev almayı peşinatını denkleştiremeyeceğini henüz idrak edememiştir. ilan sitelerine girip "şöyle 2+1 kutu gibi bir ev alsam, altına da ayağımı yerden kesecek yaşlı bir araba çeksem" diye filtreleme yapıyordur garibim. bu ülkedeki en büyük lüksün, en pahalı şeyin artık "hayal kurmak" olduğunu acı bir tecrübeyle öğrenecektir maalesef. o sarsılmaz umudunu ve iyimserliğini ayakta alkışlıyorum ama gerçekler adamı fena çarpar be kardeşim.
menü fiyatlarını gördükten sonra arkadaş ortamlarında istemsizce geliştirilen, yeni nesil hayatta kalma ve sosyalleşme stratejisidir.eskiden arkadaşlarla "hadi bir akşam yemeği yiyelim, arkasından bir şeyler içeriz" diye plan yapılırdı. şimdi mesaj gruplarında direkt "tok gelin sadece kahve içeriz" mutabakatı sağlanıyor. kafeye oturulduğu an garsonun elindeki menüye diktatör görmüş gibi korkuyla bakan koca bir nesil oluşturdunuz be. iki muhabbet edeceğiz diye iki hamburger menüsüne bir günlük yevmiyeyi bırakıp kalkmak canımıza tak etti. artık en kral buluşmanın bütçesi tek bir filtre kahve ve yanında saatlerce yudumlanan bir bardak su. neşeli sohbetlerin yerini masadaki adisyon matematiği aldı.
2026 yılı türkiye'sinde artık kanıksadığımız, her yaşadığımızda ruhumuzu teslim ettiğimiz o meşhur fakirleşme seansıdır.eskiden markete gidince sepeti doldurur, kasaya gelince "acaba çok mu tuttuk" diye düşünürdük. şimdi artık sepet falan almıyoruz; kolumuzun altına bir paket kaşar peyniri, bir litre süt, bir de tuvalet kağıdı sıkıştırıp kasaya yürüyoruz. kasiyer kız o bip seslerinin ardından "bin iki yüz lira efendim" dediğinde arkaya bakıp "başkası bir şey mi bıraktı banda" diye kontrol ediyorsun. lüks bir şey almayı geçtim, temel gıda maddeleri bile artık birer yatırım enstrümanına dönüştü. cüzdandan kartı çıkartıp temassız okuturken o pos cihazından çıkan ses içimizden bir şeyler koparıp götürüyor resmen.
bu ekonomik iklimde, enflasyonun ve döviz kurunun arşa çıktığı şu günlerde tatil planı yapmayı geçtim, akaryakıt fiyatlarından ötürü arabasının kontağını bile çeviremeyen milyonların yanında resmen ayrı bir kast sistemine ait olan gruptur.eskiden orta halli memurların, işçilerin bile yılda bir hafta ege'de, akdeniz'de üç beş gün deniz yüzü gördüğü günler tamamen tarih oldu. artık güney sahillerinde bir hafta konaklamak, akşam iki kadeh bir şey içip yemek yemek neredeyse orta segment ikinci el araba parasıyla yarışıyor. bu dönemde bodrum, çeşme ya da fethiye'den hikaye atan, plajda şezlonga uzanıp denizi izleyen adam benim gözümde ülkenin yüzde birlik ultra zengin aristokrat kesimidir net. biz de buralarda sıcaklardan eriyip, evde vantilatörün önünde karpuz peynir yiyerek onların hikayelerini izleyelim. vizyonsuzluk değil, tamamen çaresizlik.
| 1. | ![]() |
Gullgoncha |
| 2. | ![]() |
Drlugat |
| Takip edilen yazar yok. |
cümlenin başına geldiği anda karşınızdaki insanın sizinle sağlıklı bir iletişim kurmayacağının, aksine sadece kavga etmek istediğinin açık kanıtı olan kalıp.
dinlemek ve anlamak yerine sadece açık aramaya odaklanan, kendi kafasındaki senaryoyu size dayatmaya çalışan insan turnusolüdür. bu lafı duyduğunuz an tartışmayı orada bırakıp uzaklaşmanız ruh sağlığınız açısından en hayırlısıdır.
haksız olduğunu anlayan insanın son sığınağı olan o meşhur savunma mekanizması.
tartışmada köşeye sıkışan, mantıklı hiçbir argümanı kalmayan bünye aniden bu kalıbı devreye sokar. arkasından da genelde sizin asla söylemediğiniz, tamamen çarpıtılmış bir cümle gelir: "ne yani, biz hiç mi konuşmayalım?", "ne yani, hep sen mi haklısın?". konuyu saptırmak, manipülasyon yapmak ve üste çıkmak için icat edilmiş en kestirme ve en sinir bozucu retorik kalıbıdır.
modern bir afganistan bozgunu hikayesidir.
sscb de zamanında afganistan'a "iki haftada hallederiz" diye girip on yıl boyunca o çamurdan çıkamamıştı. putin ve kurmayları bataklığın dibine kadar battıklarını çok iyi biliyorlar ama bunu rus halkına anlatacak yüzleri yok. ukrayna insansız hava araçlarıyla kırım'ın lojistiğini kesip rusya içindeki depoları patlatırken, kremlin hala kağıt üzerinde yeni ordular kurup cepheye sürüyor. egoları ve kibirleri yüzünden "pardon, biz yanlış hesap yaptık" diyemedikleri için, koca ülkenin geleceğini ukrayna düzlüklerinde usul usul eritiyorlar.
| İletişim | Künye | Reklam | Sitene ekle © 2026 MN Yazılım |
