1 2 3 4 5 6 7 8

QveA

Bu üye Yazar

Bu üyenin profil sayfasına git

514 entry 79 konu 42 puan
07.09.2020 22:57 son işlem tarihi takip etme takip et

idal

3 nokta da devrim yapan kişidir.

gerek başlıkları incelediğim de ... şeklinde 3 nokta görüyordum. hayaletmiydi neydi.

(Bkz: idal)
22.03.2018 11:00
  1. sokağa çıkma yasağı

    yeni vaka 1700 sınırına geldiği için an itibariyle istediğim yasak.

     
  2. covid 19 tedbirleri

    hastalığın yayılmasını önleyen tedbirlerdir.

    İğne atsak yere düşmeyecek tatil yerlerinde vakalara dair tek bir haber yok, orda o kadar tedbirsiz insan bir aradayken nasıl oluyor da en kötü iller sürekli aynı iller oluyor, bunun bilimsel bir izahı var mı acaba,

    Yoksa bütün mesele ekonomi mi

     
  3. trol

    trol para ile tutulmuş manipülasyon yapmak için hikaye yazmaya çalışan ama yazım yeteneği ve hayal gücü vasatın altında olduğu için kendini belli eden birisi.

    eğitimin paralı burjuvalarının yalan söylemlerinde propagandalarında kullandığı yeteneksiz bir lumpendir trolll.

    Valla birisi bu tanımı yapmış beğendim aynen de dediği gibidir.

     
  4. hamiyetperver

    Din, millet gibi üstün değerleri koruma gayretinde olan. Hamiyetsever. Vatan ve milleti için gayret gösteren." Bu hamiyetperver arkadaşımızın davranışı herkese örnek olmuştur." gibi...

     
  5. Ayasofya'ın ibadete açılması

    Geç kalan açılış.

    Ayasofya ne maksatla müze yapılmıştı "Asıl soru Ayasofya'nın neden 1934'te müzeye çevrilmiş olması. Cumhuriyet 1923'te kuruldu. Atatürk bile 11 sene bekledi. Bu konu tarihi bir perspektiften araştırılmalı" "1934'te şaibeli bir Atatürk imza kaşesi ile müzeye dönüştürülen Ayasofya" Bilmedikleri gibi, "şaibeli imza kaşesi" demekle Atatürk'e hakaret ettiklerinin bile farkında değiller. Bu şu demek: Atatürk'ün Bakanlar Kurulu sahte bir Atatürk imza kaşesi imal ediyor, ve Atatürk'ün bilgisi dışında aldıkları Ayasofya kararının al- tına bu kaşeyi vuruyor. Yıl 1934. Atatürk hasta değil. Devletin başında. Onun haberi olmadan Ayasofya müzeye çevriliyor, Atatürk bunun farkında bile olmuyor. Yahu böyle bir şeyi Tansu Çiller'e bile yapamazsınız. Atatürk'e böyle bir kumpas kurmaya kim cesaret edebilir? Atatürk'ün böyle iktidarsız bir lider olduğunu ima etmek ona yapılacak en büyük hakaret. Ayrıca, Bakanlar Kurulu ne maksatla böyle bir şey yapmış olsun? Atatürk'e kazık atıp zevklenmek için mi? Atatürk'ün Bakanlar Kurulu böyle insanlar mıydı? Çok yazık. İstanbul'un bir an evvel işgalden kurtarılması ve barışa kavuşarak ülkenin imarına başlanabilmesi amacıyla, 23 Temmuz 1923 günü Lozan'da" ileride düzeltiriz" düşüncesi ile iki önemli konuda taviz verdik ve anlaşmayı ertesi gün 24 Temmuz'da imzaladık. 1- Osmanlı'nın borçlarını ödemeyi kabul ettik 2- İngiltere, Fransa, İtalya ve Japonya'nın Boğazlara yönelik tehditlere karşı garantör olacağı bir "Boğazlar Komisyonu" kurulmasını, Boğazlara Türk askeri yerleştirilmemesini kabul ettik. Önce Osmanlı borçlarının ödenmesini ele aldık. 1930'a kadar borçların bugünkü değerle 42 milyar dolarlık kısmını ödedik. Aralık 1932'de borçların geri kalanında indirim yapılmasını, aksi halde ödeme yapmayacağımızı bildirdik. Nisan 1933'de görüşmeler sonunda borçlarda %90,8 oranında indirim yapıl- masını ve %7,5 faizle 20 yılda ödeme yapılmasını kabul ettirdik. (Geri kalan borç bugünkü değerle 225 milyar dolardı ve bunu 1944'e kadar vadesinden 10 yıl önce ödedik.) Nisan 1933'deki borç indirimi anlaşmasından sonra sıra Boğazlara geldi. İstanbul ve Çanakkale Boğazlarına nöbetçi asker bile koyamıyorduk. Mayıs 1933'de Londra'da yapılan Silahsızlanma Toplantısı'na katılarak Lozan Anlaşması'nın Boğazlar Komisyonu maddesinin iptal edilmesini talep ettik. Bu talebimiz kabul edilmedi. Bunun üzerine önce Sovyet Rusya ile görüşerek, Mussolini ve Hitler'in Boğazların güvenliğini tehdit ettiğini, Sovyet Rusya'nın güvenliği için Türk askerinin Boğazlara yerleştirilmesinin gerekli olduğunu söyledik. Ayrıca, Ortodoks Rusya'yı yanımıza çekmek amacıyla 24 Kasım 1934'te Bakanlar Kurulu Kararı ile (1453'den önce Ortodoks mabedi olan) Ayasof- ya'yı müze yaparak karşı atağa geçtik. Lozan Anlaşması'nda yapılacak değişikliği tüm imzacı ülkelerin kabul etmesi gerekiyordu. Ayasofya kararı, imzacı devletlerden Yunanistan üzerinde de etkili oldu. Çünkü Yunanistan da Ortodokstur. Milletler Cemiyeti'nin Nisan ve Eylül 1935'de yapılan toplantılarında Lozan Anlaşması'nın Boğazlar maddesinin iptalini istedik, değişen dünya koşullarında (Mussolini ve Hitler'i kastederek) Türkiye'nin güvenliği konusunda endişe duyduğumuzu belirttik. Ayasofya tavizi ve baskı diplomasimizin etkisiyle Sovyet Rusya ve Yunanistan delegeleri "Türkiye'nin talebinin makul olduğunu" belir- terek bizi desteklediler. Bunun üzerine İtalya dışındaki diğer ülkeler de talebimizin makul olduğunu kabul edince 11 Nisan 1936'da Montrö'deki (Montreux) Milletler Cemiyeti toplantısında Boğazlar konusunda yeni bir anlaş- maya hazır olduğumuzu belirten bir nota verdik. 20 Temmuz 1936'da Montrö Boğazlar Sözleşmesi imzalandı, TBMM'de onaylandı ve Resmi Gazete'de yayınlanması bile beklenmeden 30,000 Türk askeri o gece yarısı İstanbul ve Çanakkale Boğazları'na konuşlandı. Anlaşma 5 Ağustos 1936 günü Resmi Gazete'de yayınlandı. Görüldüğü gibi, Ayasofya bir amaç uğruna Atatürk tarafından müze yapılmıştı. AK Parti ve MHP'ye duyurulur. Yalnız onlar değil, CHP, İYİ Parti, hatta ABD bile bilmiyor. ABD'nin Ayasofya açıklaması içler acısıdır. Amaç hasıl olunca Atatürk Ayasofya'nın müze değil, cami olarak tescil edilmesi emrini verdi. Çünkü Montrö imzalanmış, artık Ayasofya'nın müze olmasına gerek kalmamıştır. Montrö'den 5 ay sonra, 19 Kasım 1936 günü düzenlenen Ayasofya'nın tapusu şöyle: Vasfı: Türbe, Akaret, Muvakkithane ve Medreseyi müştemil AYASOFYAYI KEBİR CAMİİ ŞERİFİ Sahibi: Ebulfetih Sultan Mehmet Vakfı "Atatürk müze yapmıştı, biz yeniden cami yaptık" iddiasının da doğru olma- dığı tapuyu gören her aklı başında kişi tarafından anlaşılacaktır. Atatürk eğer Ayasofya'yı müze yapmak isteseydi, tapuya "Vasfı: Müze" yazdırırdı. Halbuki "AYASOFYAYI KEBİR CAMİİ ŞERİFİ" yazdırmış.