Türkiye'nin memur portalı

Oturum aç Oturum aç Üye ol Üye ol Parolamı unuttum Parolamı unuttum

Kimse

paylaş araştır

 

  1. Bir Ferit Edgü romanıdır.

     
  2. kimsesiz kimsenin hayat hikayesidir birazda.

     
  3. Seslerin ahengi,

    Çok sesliliğin dokusu ve zenginliğine boyanmış bir kitap. Edgü'nün fırçası ses darbelerinin vicdan muhasebesine dönmesini sağlar. Fırça darbelerini öylesine derin işler ki, ötelenen anılardan kaçamayan bir "kimse"yi roman karakteri olarak derinlemesine analiz eder.

    Kimse ki; yüzleşmekten korkar.

    Ötelediği anılarından kaçamaz.

    Yabancıdır.

    Sesler karakterini sergilemekte yardımcı bir araç olmuştur. Birinci ses; tedirgin, tembel, boş vermiş yanını sergilerken ikinci ses; tamamen birinci sesi zorlayan, ona cesaret veren hatta bazen katlanılamaz bir işkenceye dönüşen yönünü sergilemektedir.

    Bazan "biz" olabilen bazan ayrı ayrı kişiler olabilen seslerin karmaşası diyebiliyor iken uyumundan da bahsedebiliyoruz.

    Ortak paydaları; aynı kimse olabilmeleri.

    Seslerin birbirine karıştığı diyalogların tek amacı; dağ başı'nda-yazar öyle nitelendiriyor-yalnızlığını, yaşadıklarını, gördüklerini yazıp/yazmama-unutup/unutmama ikileminde kalan Birinci ses'in hikâyesini anlatmaktır.

    Aslında "kimse" için ne yazılsa; eksik kalacak.

    ... ve devam edilebilecek bir hikâye.

    Son ses, inatçı ses, ikinci ses, birinci ses... Seslerin yalnızlığına, ötekilenmişliğine, kararsızlığına, yabancılıklarına ve bütün seslerin tek bir kimse'de vücut bulmasına ben şahit oldum, sizler de şahit olmak isterseniz...

    "Buradalar, diyor Birinci Ses. Herkes burada. Dışardakiler. İçerdekiler. Uzaktakiler. Yakındakiler. Sen, ben, hepimiz buradayız. Bütün dertler. Bütün dertliler."

     
    (Bkz: ferit edgü)
  4. kimsesiz eser.

    tekillerin çoğullarla kavgası daha çok. bir insanın yalnızlığına kafa tutması, akıl tutulması da desek kabalık etmiş olmayız inşallah.

    bir muhabbet sarmalı, okuru kendi kendine nasıl konuşulur dersi vermekte ısrar eden ve kitap bittiğinde, aradan hatırı sayılır bir zaman geçtiğinde bile, kendi kendineliği sözlere döken bir okur haline de çevirdiği görülmüştür.

    nasıl mı? işte böyle;

    sorsan, dağlar aştım, denizler yuttum, derim

    sorsan, ben ne günler gördüm geçirdim, derim.

    hâlâ sormadıysan, hadi ne olur sor, derim.

    ben sorsam; hayır o bendim, dersin,

    hele geç öteye bakalım sıranı bekle, dersin,

    ama olmaz, önce ben sordum, derim.

    az biraz dinle de, çoktur benim derdim, derim.

    bak dinle, neler söyler bu dillerim:

    bir kuşun kanadına saklandı tüm gülüşlerim

    sevinçlerim ,bir gecenin sabahında gerildi çarmıha, derim.

    gün mü kovaladı günü, göç mü etti kuşlar

    her kaybolduğumda söylenen şarkılar

    bir de ıslık çalan rüzgarlar

    bir bahar gecesi evet, bir bahar gecesi

    üzerimde hayatın yorgun damgası

    iki dudağının arasına sıkışıp kalmıştı koca yüreğim

    kocaydı ya hani,

    koskocaman hem de

    ama;

    bir şey oldu

    evet bir şey

    yeter artık sus, dersin

    konuşacağım bu kez engel olamazsın, derim

    nerede kalmıştık!

    yüreğim , küçüldü, büzüldü, eridi..

    duymadı bile kopan kıyametleri

    boğazıma yerleşti bir toz bulutu

    bir beni ıslatmadı yağmurları hüznümün,

    yutkundum, kör bıçak gibi kesildi her yanım

    acıyla inledim...

    vurdum kendimi sessizliğe

    bakındım durdum, her köşeye sinen sensizliğe

    ara sıra selam gönderdim nefesinin değdiği şehirlere..

    ..

    sonra bir şey daha oldu

    güneş göz kırpmaya başladı gizlendiği yerden

    sen gülümsüyordun gönlümün en güzel yerinden

    karlı dağlara inat, papatyalar alkışa durdu seni

    almak için yüreğindeki hüznü, kederi

    bir ses oldum yeniden ben

    ve haykırarak diyorum ki hoş geldin yine sen.

     
  5. bize uzak olan ya da tanımadığımız kişiler için kullandığımız sıradanlık belirten kelime.

     
  6. herhangi birisi.

     
Entry yazmanız için üye olmanız gerekmektedir. Üye olmak için tıklayın, üye iseniz lütfen oturum açın.