1 2 3 4 5 6 7 8

ebu zerr el-gifari

paylaş araştır şikayetçiyim

 

  1. Ortadoğu'da büyüyen çocuklar olduğumuzdan mütevellit bazen duyduğumuz sözler çocuk olsan da farklı şeylere gark ettirebiliyor. Şöyle ki; "evinde ekmeği olmayan yoksulun eline kılıcı alıp bütün halka karşı ayaklanmamasına şaşarım!"

    Vay... Adam bildiğin anarşist demiştim içimden. Anarşi mefhumunun tam karşılığını bilmiyor olmakla beraber. (Anarşik denilenlerin çoğu aşağı yukarı aynı düşünceleri dile getiriyor diye aklımda kalmıştı belki de.) İlerde ise daha farklı sözlerini duyup sosyalist de olabilir demiştim.

    Bu kavramları bir kenara bırakalım. Bunlar tarihin her devirde zorunlu olarak doğurduğu kavramlardır ya da ideolojilerdir. Sosyalizm, anarşizm, komünizm... lakin dediğimiz gibi tarih boyunca hep ezen-ezilen, köle-efendi, derebey-serf, proleter-burjuva, emek-sermaye karşıtlığı ile verilen mücadeleydi esas olan. İşte tam da burada hangi tarafta durduğun önemliydi. İnsanların inancı bana kalırsa kahraman, düzgün, doğru, vicdanlı, ahlaklı, zalim, mazlum vb gibi halleri beraberinde getirmiyor. Olaylar karşısında verilen refleks ve bu refleksin paradoksuz pratiği önemlidir. İstediğin mefhumla adlandır ya da adlandırmaya gerek duyma haksızlığın karşısında duruyorsan seni her şeyden öte insan yapan budur duruştur. Zira bakıyorsun Ebu Zer, Muhammed Ali, Ebu Müslim, Malcolm X gibi tarihe girmiş ve gıyabında ismini sayamayacağımız zulme başkaldıran binlerce insan vardır. Latin Amerika/nın din adamları keza öyle. (Seküler olsun deyu bu örneği de verelim)

    Şimdi şunu da belirtmek isterim ki bu coğrafyada bir kavram kargaşası var ya da işine geldiğinde tümeli değil de yalnızca tikelliği gören'alan-satan var.

    Ebu Zer bağlı olduğu kabile ismiyle anılırken bu dine girme sebebi ise tamamen mistizm. Hissettiği bazı duygulardan ötürü bir teslimiyet söz konusudur kendisi için. Peki yukarıda dediğimiz gibi inancı bir teslimiyet olmakla birlikte Ebu Zer/de şunu da görüyoruz ki olması gereken budur diyerek bakıp/görme/hesap sorma ile rahatsızlık uyandırma kabiliyeti... İşin teolojik kısmının sorgulanmasına girmeyeceğim çünkü kendisi sosyal vakalara sorgulama getirerek (sosyolojik) daha çok akılda kaldığı için bu veçhe üzerinden gidelim. İnsanın yetersiz kaldığı daha doğrusu sorularımıza olan cevaplara bilimin, felsefenin belli aşamalarda belli tabular olsun gerek inançlar gerek güç yetisinden ötürü sekteye uğraması insanları doğal olarak herhangi bir şeye inanmaya itiyor. Bu itilişi aşanlar yok mu? Neyse konu tam olarak bu değil. Konu her şeye rağmen insanın yinelemek zorunda kalırsak sergilediğin tepkilerin insanilik ve vicdani anlamda olan tutarlılığı.

    Evet sorgulama dedik. İktidara, devlete, devletin üst yapılarına karşı bir itiraz bu itirazla birlikte benliği ile bir direnişçidir Ebu Zer...

    Asrı Saadet'de bakın şunun da altını çizerek özelde islam ve genelde dinler Tanrı-kul ilişkisi üzerinden kendini var etmeyip toplumsallaştığı için islamın devletine, iktidarına, Halife'sine başkaldırış mevcut kendisinde. Yani her koşulda biat eden bir kişilik yok karşılarında/karşımızda. E bu da tüm ezberleri bozuyor. Makul bir kul, vatandaş değil nihayetinde... Kendisi Ali gibi pasif de değildir. Susup bir kenara çekilip olanlara sırtını da dönenmiştir. Bu bağlamda ayrılıyor kendisinden. Ebu Zer, devletin aslında halka karşı üst düzeyde görevleri olduğunu düşünüyor yani devlerin sosyal devlet özelliği ve bu doğrultuda olması gerekeni yapmak için elinden geleni yapıyor dolayısıyla aykırı bir kişiliğe sahip olduğu görülüyordu, fark edilmişti tiranlarca. Ve buradan mülhem kabul ettiği ve girdiği dinin Elçi'sinin "komşusu açken tok yatana şaşarım" teorisinin karşısına daha güçlü bir mantalite ile çıkıyor. Yani hakkını, hakkın olan bir kuru ekmeği almak sana her haliyle mübahtır şiarıyla birçok durumda ayrılıyor gelenekten. Daha anlaşılır yazarsak kendisi bir hain... Çünkü geldiğimiz noktada Ortadoğu devletleri ufacık bir eleştiriyi dahi hain kavramı üzerinden yükseltip bertaraf ediyor. Dokunulmaz, yıkılamaz olduklarını düşündüğü bu yükselişte elbette ve mutlaka Ebu Zer gibileri de çıkıp gerek bir sözle gerek dimdik eğilmez varlığıyla kumdan kaleleri yıkıyor, ürkütüyor. Varlıkları başlı başına bir sille... Bu arada yıkılma denen şey biraz zaman istiyor. Emeviler/e baktığımız zaman ileride Ebu Zer ekolünden gelen yapılanmaların küçük çaplı isyanları oluyor. Nitekim bu başarıya ulaşmamış küçük çaplı olaylar ilerde çığ olup muazzam etki yaratacaktır. Ne diyorlardı kelebek etkisi mi?

    Osman/ın şatafatı, Muaviye/nin şatafat ile birlikte zulmü hak getirdiği anda biri çıkıyor tüm ihtişamı ile ortaya... İlerde çölün yaman kahramanı olacak bu adam tek kere bile diz çöküp boyun eğmemiş ve yaşamı-ölümü de bu duruşu ile şekillenecektir. Yırtık bir hırka ile sokak sokak dolaşıp gördüğü haksızlıkları, eksiklikleri yönetici erbabın yüzüne haykırmaktan yorulmamış, korkmamıştı...

    Açlığa, susuzluğa, sürgüne, derdestliğe, mekansızlığa talim edilecek ve bununla terbiye edileceğini düşünenlere pes etmeyeceğini gösterecek kefenine, mezarına, gömülmesine bile haklı bir şart getirecekti bir dağ gibi. Görüldüğü üzere Ebu Zer içinde bulunduğu bir kültürün, inancın, klasik yaşamın zıttını barındırıyordu. Bu da mevcut sisteme adeta gerçek bir muhaliflikle olacağının bilincindeydi. Öyle de oldu... Çölün sudan, nehirden, okyanustan abidesi...

    Ahvali budur, eksiktir. İsteyen tamamlar ama çelişkisiz ama tüm gerçeği ile... Otorite olarak gördüğün Osman mı, Muaviye mi?

    "Bu sarayları ne ile yaptırıyorsun? Eğer halkın parasını ve malını harcıyorsan bu zulümdür, kendi paranla yaptırıyorsan bu israftır. İki halde de yanlıştasın, bunlardan vazgeç!" Diyen Ebu Zer mi?

    Ve unutmamalı ki tarih her zaman birilerinin gücünü, tahakkümünü rahatsız edecek Ebu Zer'ler yaratır, yaratacaktır. Şaşmaz...

    Not: Ahiret inancına sahip olduğum çocukluğumda şöyle bir dua dökülmüştü dilimden: "Allahım sen beni Ebu Zer ile birlikte haşret!"

    Dipnot:fekku ragabe!

     
  2. uzun bir aradan sonra ilk kez okuduğum, adeta şelale gibi gürül gürül akan tipik bir omayraaa başlığı. biraz dili dolanmış ama sanki. paslanmış mı ne? (kahkaha)

    ebu zerr evet... yaşayıp yaşamadığı bile meçhul, hadisteki iddiaya göre yalnız doğup, yalnız yaşamış ve yine yalnız, çöl ortasında, sırtı başı çıplak ölmüş bir dava insanı ebu zerr. hastayken sırtını örtmek istedikleri örtüyü bile sorgulayan, olur da beyt-ül mal parasıyla alındıysa hesabını vermekten korktuğu için reddeden bir derviş o. devrimci derviş demişler ona. onun kuru ekmeğini kendilerine rehber edindiklerini söyleyenler, bugün saraylarda oturuyor, beyt-ül mal'in anasını ağlatıyor, ödenekler, ihaleler alıyor, astronomik transfer ücretleriyle o gazeteden bu televizyona yatay-dikey geçişler yapıyorlar... bir hayal kahramanı olduğu tezini pekiştiriyor bu durum tabi. bir ideal belki de o. hedeflenen bir nokta. bir über insan... bir hayal kısacası.

    onu bayraklaştıranlardan sadece anti kapitalist olduklarını söyleyen müslümanlar kaldı geride. bir pisliğe bulaşmamış, belki de bulaşma fırsatı bulamadıklarından bulaş-a-mamış müslümanlar... bir de omayraaa varmış. bana mürted demiş, hadi ben de ona müslüman diyeyim. ikimizden biri yanılıyor. acaba kim? (kahkaha)

     
  3. Allah sana merhamet etsin, Ya Ebu Zer.! o yalnız yaşayacak, yalnız ölecek yalnız dirilecektir. Hadisi Şerifine mazhar olmuş güzel insan..

     
  4. Arkadaş aslında //hiç yok ki...// demek istemiş. Garibim spesifik örnekler görünce heyecan yaptı.

    Eli bulaşık, kınamayın beni fikri dolaşık falan. (Gülücük)

    Ay yoksa sen takkiye falan, inanmıyorum.

    Tanım: gürül gürül akan başlık. (Taklit)

     
Entry yazmanız için üye olmanız gerekmektedir. Üye olmak için tıklayın, üye iseniz lütfen oturum açın.