1 2 3 4 5 6 7 8

gubaz

Bu üye Yazar

Bu üyenin profil sayfasına git

795 entry 262 konu hiç puanı yok
14.10.2021 13:50 son işlem tarihi takip etme takip et

tavla

cihan27 editörün uzmanlık alanı

14.10.2021 13:50
  1. karabağ azerbaycanındır

    Mesut Özil'in söylediği ama hepimizin ortak ifadesidir. "Azerbaycan'ın derdi bizim derdimiz, sevinci bizim sevincimizdir" M. Kemal Atatürk

    Tek millet, İki devlet...

     
  2. virüsün serbestçe dolaşmasına izin vermek

    "sürü bağışıklığına ulaşma" kavramıdır.

    Maalesef pozitiflerin ve/veya taşıyıcıların ortalıkta dolaşmasının önlenmesi gerekir. Örneğin Sel gelmeden önce seti çekmeniz lazım ki Sel seti aşmamalıdır. Şimdi sayılara bakıyorum; toplamda kaç kişinin gerçekten enfekte olduğunu kesin olarak bilmiyoruz. Modellemeler yoluyla yani bir istatistiki yolla baktığımızda bir kişinin 100 ila 1000 arası farklı kişiye bulaştırabileceğini düşünülüyor. Yani bu rakam da kesin değil. Diyelim ki böyle o vakit bir kişi sadece on kişiye bile bulaştırsa bu 10 milyon kişiye tekabül eder.

    Çinin daha önceden yaptığı gibi Türkiye de yüksek oranda test yapmalıdır hatta pozitif olup ortalama 10+11 gün karantina da duran pozitiflerde negatif olana kadar test yapmaları lazımdır.

    Aşı çok kısa bir sürede üretilemeyecek gibi duruyor. Ama belirli ilaçlarla bunu önlemeyi başarabilirsek, Covid-19 daha kontrollü bir şekilde insanlarla birlikte yaşayacağı bir virüs olacaktır. Dikkat buyurun Domuz gribi (bunun aşısının olup olmadığı şüphelidir) ve kuş gribinin de aşısı yok, ancak anti-viral ilaçlar alıp iyileşilmektedir. Domuz gribinde Tayyip Erdoğanın ben aşı yaptırmayacağım demesiyle çoğu kesimin dahi aşı yaptırılmadığı bilinmektedir.

    Covid-19 un özelliği bazı insanlarda iki hafta sonra zatürreye çevirmesidir. Bu nedenle Zatürre olanlar neden zaturre oluyor olmayanlar neden olmuyor bu da dikkatlice araştırılmalıdır.

    Bu nedenle insanlardan insanlara rahatlıkla geçebilen bu hastalığın serbestçe gezmesin kısıtlamalıyız.

     
  3. Çapakçur

    Efendim Osmanlı devleti 1. Dünya savaşında birden çok cephede savaştı. Malum bunlardan bir tanesi Kafkas cephesidir. Bu cephede sadece düşman ordusu ile değil ağır kış ortamı ve açlık ile de savaşıyordu Osmanlı devleti. Rusların sıcak denize inme merakı hiç bitmediğinden Bitlis ve Muş'u alarak batıya doğru gittiler. Ha bu arada Rusların bölgede hızla ilerlemesinin iki büyük sebebi var birisi Enver paşa'nın 90 bin kişilik ordunun donarak şehit olması, ikincisi de Ermenilerin askeri karakollarımıza baskın düzenleyerek askerlerimizi şehit etmeleridir. Yani anlayacağınız Osmanlı ordusu yetersiz durumda maalesef. işte bu noktada 1916 yılında Bingöl'e kadar gelen Osmanlı ordusundan kat ve kat üstün Rus askerlerine karşı Çapakçur, Genç, Solhan ve Kiğı'daki bölge halkından/aşiretlerden oluşan milis kuvvetler ve ordu Çapakçur bölgesinde karşı karşıya gelir. Dört ay gibi bir süre içinde Muş ve Bitlisi geri aldık. Rus askerleri geri çekilirken 30 bin askerini kaybeder.

    Bir anekdot söyleyeyim, bir başka deyişle Rusya'da ihtilal olması nedeniyle Ruslar Osmanlı topraklarından çekilmek zorunda kaldı da diyebiliriz. Elbette ki milis kuvvetler büyük fedakarlıklar göstermişlerdir. Allah bütün şehitlerimize rahmet eylesin mekanlarını cennet eylesin.

    Tanım: BİR SAVAŞ ADI.

     
  4. Pargalı İbrahim Paşa

    ibretlerle dolu hayatı olan paşadır. hırsına yenilen paşada denir kendisine. önceleri kendisine "frenk ibrahim" sonrasında "makbul" denilmiş, yavuz sultan selimin kızı, süleyman?ın kardeşi ile evlendiğinden dolayı da "damat" unvanlarını aldı. işte öldükten sonra da maalesef maktul unvanını alan paşa oldu.

    şehzade kanuni ile beraber büyüdüklerinden emin değilim. çünkü biri esir diğeri şehzade idi. aralarında da yaş farkı da var. pargalı iyi bir keman çalar (o zamanın esiri bile keman çalıyor düşünün bi:)) bunu kanuni duyar etkilenir. huzur verici gibi gelir muhteşem şehzadeye... işte bundan sonra muhteşem ikili olurlar. birlikte büyürler. biri italyan balıkçının esir oğlu diğeri padişahın oğlu birbirlerinin çocukluk arkadaşları oldular.

    sonra babası yavuz ölünce tahtın bir numaralı ve rakipsiz şehzadesi ile beraber pargalı manisa?dan kalkar istanbul?a gelirler. biri padişah sultan süleyman han hazretleri oldu diğeri de sadrazam ve danışmanı ibrahim paşa oldu. tabi hemen babasından aldığı mirasıyla padişah olan süleyman gibi hemen bir yerlere gelemiyor sadrazam olamıyorsunuz. ilk önce hasodabaşılık görevine atanarak bu noktadan sonra kendi yetenekleri ve kanuni ile aralarındaki sıra dışı güven ilişkisi sayesinde hızla yükseldi. buralardan savaşlara seferlere katıldı. en nihayetinde sadrazam olabildi. (zaten sonrasında hem sadrazam, hem serasker ve hem de rumeli beylerbeyi oldu.) işte ondan sonra da kanuni sultan süleymanın kardeşi hatice ile evlenerek ?damat? unvanıyla saray ailesinden biri olarak sarayda daha sağlam bir boyuta geldi. seferlere katıldı, isyanları bastırdı. dünyaca ünlü 2-3 saat süren mohaç zaferinden sonra avusturya imparatorunu osmanlı sadrazamına eşit sayan 1533 tarihli istanbul antlaşması'nın müzakerelerini yürüttü.

    osmanlı gücünün simgesi olan 7 tuğun 6 sı kanuninin en güvendiği adamı olan ibrahim paşanın elindeydi. bütün güçler ibrahim paşadaydı sadece hilafet tuğu kanuni?dedir. eh o kadar da olsun padişahsın yani. peki niye bu kadar güç verildi. hemen sultan süleymanın sözü ile cevap vereyim. ?allah'ın yardımıyla memleketimiz her tarafa doğru genişledi. bu memleketin bütün işlerini kendi başıma görmem münasip ve mümkün değildir. devletin mühim olan askerî işlerinin başarılmasını ibrahim'e bırakıyorum ve kendisine serasker unvanını veriyorum. bütün kullarımızın ona uyması ve itaat etmesi için bir berat müsveddesi yaz da bana getir.? işte bir insana bu kadar güç verirsen ?muhteşem ibrahim? olabiliyorsun ister istemez. bunun sonucunda hırsı, iktidar gücü ve başına buyrukla mı yoksa kanuninin pargalıdan (çok güç verdiğinden dolayı) korktuğundan mı yoksa hürremin kanuniye benzemeyen oğlu selim ile olan düşmanlığındandır dolayı çekişmeden mi bilinmez ibrahim?i boğdurur.

    ben şöyle düşünüyorum. çok serveti vardı ibrahim paşanın. zengindir. türk ve islam eserleri müzesi olarak kullanılan ibrahim paşa sarayından başka, istanbul, mekke, selanik, hezergrad ibrahim paşa camii ve kavala'da cami, mescid, mektep, medrese zaviye, hamam ve çeşme gibi eserler inşa ettirmiş ve bunlara vakıflar tahsis ettirmiştir. önemli bir sanat ve özellikle edebiyat hamisidir. ancak hürrem sultanın selimin tahta gelmesini çok arzu ediyordu. ancak pargalı buna müsaade etmeyeceğini her platformda dile getiriyordu. bu seferde hürrem kocasını pargalının başka boyutta olduğunu her zaman dile getiriyordu. üstüne üstlük; bu büyük devleti idare eden benim; her ne yaparsam yapılmış olarak kalır; zira bütün kudret benim elimdedir. memuriyetleri ben veririm eyaletleri ben tevzi ederim verdiğim verilmiş ve reddettiğim reddedilmiştir. büyük padişah bir şey ihsan etmek istediği veya ettiği zaman bile eğer ben onun kararını tasdik etmeyecek olursam gayr-ı vaki gibi kılınır. çünkü her şey; harb servet ve kuvvet benim elimdedir." demesini duyan kanuni artık emri verir.

     
  5. fahrettin koca

    Covid-19 pandemisinin Türkiye'ye yayılmasını önlemek için elinden gelen gayreti gösteren kişidir. Korona virüs bilim kurulu başkanıdır.