1 2 3 4 5 6 7 8

torpilli insan profili

paylaş araştır şikayetçiyim

 

  1. Gözlemlediğim kadarıyla benzer özelliklere sahip bir güruh bunlar.

    örneğin hemen hemen hepsi bir tanıdık muhabbeti döndürür hemen hemen hepsi kendini övüp övüp bitiremez kuruma yaptığı hizmetlerden bahseder (sanırım vicdan hesaplaşmasının gereği) yine çoğunluğu üzülerek söylüyorum özellikle din konusu olmak üzere her konuda ahkam keser. Çoğunluğu paraya aşırı düşkündür yine önemli bir kısmı beni affedin ama kadına aşırı düşkündür. her gün dışarı çıktığınızda görürsünüz onlardan içten içe haklarını yedikleri kişilerin arasından bu dünyanın geçiciliğini hesap etmeden kibirle yürürler onlar.

     
  2. kasılmaktan ha patladı ha patlayacak diye düşündüğümüz, sanki torpille gelen değil de, torpil yapan kendisiymiş gibi burnu havada gezen insan profili.

     
  3. başkasına yapılınca kıyamet kopartıp, perde arkasından kendisine kıyak çekilmesini bekleyen kişidir

    kendisinden torpilli birisi işe girerse, bu ülkede hep torpil var diye de hayıflanır

     
  4. bir caps vardı, ya da karikatür müydü. neyse, torpille işe girip rızkımı veren hüdadır kula minnet eylemem sözünü paylaşıyordu adam.

    aynen bu tipteki profildir.

     
  5. Çokomelli profil

     
  6. Genel olarak bu topraklarda yaşayan insan profili. Kendisi kayrılınca hak etti,Allah razı olsun falanca kişi işini halletti; herkes yapıyor, başkası yapınca da... say sayabildiğin kadar. İşin tuhafı bu profil torpili deneyip beceremeyince de ; "Allah nasip etmedi yeaa çok şükür kul hakkı yemeyi" diyecek kadar da müslüman(!)

     
  7. eskiden badem bıyıklı olan insan profili. günümüzde ise kibirli profil.

     
  8. Sıradan insan işte...

    Ne bekliyor, ne istiyorsunuz ki?

    İnsanın nefsi her şeyden üstündür.

    Bunu zaman zaman kabul etmesek de, nefsin kölesiyiz hepimiz.

    Örneğin bir iyilik yaptığımızda, karşı tarafa bir çıkar/fayda sağladığımız için mi iyilik yapıyoruz sanıyorsunuz?

    Hayır. İyilik yapmaktan haz alıyoruz, nefsimiz bunu istiyor...

    Neyse. Fazla felsefe yapmadan konumuza dönelim.

    Bir değil, iki değil, beş değil, on değil...

    Sayısızca insan var etrafımda.

    İyilikten, güzellikten, tebessümden kırılıyorlar, aralarında dindar (dinci demiyorum bak, dindar diyorum. Dinciler zaten her türlü haksızlığın başını çekiyor) olanlar var.

    Sıra kendisine gelene kadar asla asla torpil yapmam! Yaptırmam! İstemem! Olmaaaz! şeklinde feryat edenler. Torpil yapanlara beddualar savuran, haklarını haram eden vs vs.

    Sıra kendisine gelince ne mi oluyor?

    Yana yana birilerini arıyor. Kapı kapı geziyor. El etek öpüyor. Milletvekillerinin kapısına dayanıyor.

    Her şeyden önce dürüst olmamız, samimi olmamız gerekir. Millet olarak bu erdemden uzağız bir kere...

    Gözümün önünde kaç arkadaşım. Daha birkaç gün ya da birkaç hafta evvel küfürler savururken bu torpillilere. Bulduğu ilk fırsatta kendisine iltimas gösterilmesi için ne taklalar atıyor. Ne telefonlar aşındırıyor.

    Birbirimizi kandırmayalım arkadaşlar. Doğru oturup, doğru konuşalım.

    Belki gerçekten bilinciniz kabul etmese de, siz de, size torpil yapacak kişiyi bekliyorsunuz dört gözle...

    X kişisinin dayısı/amcası/halası/teyzesi/anası/babası/bacısı/gardaşı yahut her kimi, neyiyse.

    Sevilen sayılan, mevki makam sahibi bir kimse ise.

    Kendi kaderinize küsün. Millete çamur atıp olmayan hakkınızı haram etmekten vazgeçin...

    Torpil ve referansın farkını da iyi kavrayın.

    Sınıf öğretmeni aranırken, arkası güçlü bir tarih öğretmenini göreve getirmek torpildir belki. Ya da öğretmen olmayan birisini. Fakat sırf arkasında, 'ben bu vatandaşa kefilim' diyen bir kodaman var diye tercih edilen, yine sınıf öğretmeni eğitimi almış bir kimseye torpilli diyemezsiniz. Had bilmek gerek. Kimsenin ağrına gitmesin...

    Diğer kişi tanrıya mı isyan eder, hayata mı küser bilinmez.

    O görevdeki kişiye ağzından köpükler çıkarak kin kusmasın yeter...

    Ek olarak; Şimdi bana torpil ile bir yerlere geldiğimi iddia edenleriniz olacaktır.

    Aylardır işsizim.

    Hayatım boyunca torpil ile hiçbir işim olmadı. Umarım olmaz... Hem de nasıl olmadı biliyor musunuz? Bir yandan torpil ararken, bir yandan torpillilere sövmedim.

    Tek telefon ile işimi hallettirebileceğimi bildiğim durumlarda bile eğmedim başımı. Kimselere ses etmedim.

    Olursa olur, olmazsa nasip dedim. Olmadı. Tek telefon ile işini hallettirmek isteyenler geçti gitti önüme.

    Yine de kızmadım, sayıp sövmedim. Düzen bu dedim. Kahrolası düzen bu.

    Bazen kendime kızıyorum. Ben insan değil miyim? Bana günah değil mi? Ben o işi alırdım ama kimseye ağız eğmek istemedim, hak yemek istemedim. Kendi hakkımı yemiş olmadım mı şimdi ha?!.

    Bu devran böyle dönmez. Farklı şekilde tepki vermemiz gerek. Mülakatların her kurumda, her surette tamamen kalkmasını sağlamamamız gerek(Bana sorsanız, elimden gelse, özel sektöre bile kpss ile atarım. Çünkü asgari ücrete dahi iş bulamıyoruz!). Belediyeler ve tüm devlet kurumlarında. En alt kademeden en üst kademeye kadar herkes KPSS ile atanmalı.

    Şahsi düşüncelerim...

     
  9. Günümüzde "referans" adı altında kuruma giren insan tipidir.

    Kurum (bizzat yaşadım, belediye) 2+ tecrübe istiyor, istediği tecrübeye sahip 3 kişiyiz (birbirini tanıyan)

    Sonra bir öğreniyoruz ki kuruma, eski başganın köylüsü girmiş.YENİ MEZUN.

    Sorsan "referans"tır, o girmese o kuruma zarar verecek zıt görüşlü birisi (ba ba ba ba ba!) girecektir.

     
Entry yazmanız için üye olmanız gerekmektedir. Üye olmak için tıklayın, üye iseniz lütfen oturum açın.