1 2 3 4 5 6 7 8

Varsıllığa şükran ile yoksulluğa isyan çatışması

paylaş araştır şikayetçiyim

 

  1. Bugünün çocukları ile bugünün yetişkinleri arasındaki çatışma

    Psikoloji çevresel travmalar sayesinde sağlamlaşabiliyor.travmaları normalize ettikçe psikolojik güç kazanıyoruz.

    Saçını kestiremeyen sınıf arkadaşınız yok muydu, belki de onlardan biri sizdiniz.

    Kışın gününe yazlık pabuçla gezen bir tanıdığınız, palas pandıras bir elbiseyle gezen tanıdığınız, cebinde tek kuruş harçlığı olmayan bir tanıdığınız yok muydu, belki de sizdiniz yahu.

    Siz onlardan biri değildi iseniz bile varsıllığınıza şükretme bilinci iliklerinize işlemiyor muydu?bu bilinci çevredeki yetişkinlerin de destekleyici telkinleriyle kazanmıyor muydunuz?

    Bugünün çocukları için zorlayıcı bir çevresel etken, travmatik bir çevre olmaması biraz ürkütücü görünüyor.varsıllığa şükretme bilinci kısmen çevredeki yoksullar sayesinde kazanılan bir bilinçtir.ancak bugünün çocukları varsıllığa şükretme bilinci yerine yoksulluğa isyan etmek gibi bir bilinçle yetişiyorlar

    Fatura elbette onları yetiştiren nesillere ya da zamanın ruhuna kesilmeli

     
  2. 1913 doğumlu babamın babası olan dedemle geçen sınırlı da olsa çocukluk anılarım hafızamdayken, nasıl olur da var olana şükretmeyi bilen bir birey olamam, aksi mümkün değil. 1. Ve 2.dünya savaşlarını görmüş, varsa yemiş, giymiş, yoksa olanla yetinmeyi bilmiş neslin torunları olarak, biraz da genlerimizde vardı belki de. Şimdiki nesle de çok görmüyorum azıcık birşeyleri eksik kaldı mı dünyanın başlarına yıkılmış olduğunu sanmalarını. Ebeveynlerini daha ferah içinde olduklarını gördüklerinden ya da öyle olduklarını düşündüklerinden, "yok", "olmaz","alamayız" kelimelerini kabul edemiyor bünyeleri. Çalışmak, para kazanmak, emek vererek almayı hakettiğin parayı harcamak kavramlarının hayattaki karşılığını anlamlandırmakta zorluk çektikleri için, isyan kaçınılmazdır.

     
  3. yunus emre şiirinde der ki:

    ne varlığa sevinirim

    ne yokluğa yerinirim

    aşkın ile avunurum

    bana seni gerek seni

     
  4. olmayla olmamanın çok da fark etmediği;

    herkesin asgari müşterekte buluşabildiği bir toplum içinde insan huzurlu olur.

    Bunun tanımı şöyleymiş:

    Biz köyde yaşıyorduk.

    herkesin aynı şeyleri vardı.

    herkesin arazisi, herkesin merası, herkesin koyunu, keçisi, ineği, tavuğu, atı, katırı vardı.

    herkesin çarığı, giysisi, unu, eleği vardı.

    daha zengin olanların bu saydıklarım şeylerin sayıca biraz daha fazlası vardı hepsi bu. belki evi biraz daha büyüktü, belki hayvanı biraz daha fazlaydı...

    huzur vardı.

    kapıları kilitlemiyorduk.

    çocukların böyle garip psikolojik durumları yoktu.

    yetersizlik duygusu, başarısızlık duygusu, geleceğe kasvetle bakmak, işsizlik korkusu, fatura baskısı, kira

    sorunu, taksit meselesi, sigorta derdi, aidat takibi yoktu.

    bence bu kollektif yaşam denen şey başarılamadı.

    geri dönmek lazım.

    yeniden başlamak lazım.

     
Entry yazmanız için üye olmanız gerekmektedir. Üye olmak için tıklayın, üye iseniz lütfen oturum açın.

 

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri veya çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Tamam