1 2 3 4 5 6 7 8

nargileventolin

paylaş araştır şikayetçiyim

 

  1. Veda etmedi ki giderken

    Kırgınım ben kendisine

    Buralardaysa selam olsun zatına

    Tanım: Özlenen yazar

     
  2. kim bilir, belki de hayaleti aramızda olan rahmetli yazardır. (yılan)

     
  3. Hoş gelen, sefalar getiren benim gibi eskilerden kalma bir yazar.

     
  4. Huoop sen misin gerçekten dediğim yazar.

    Hoşgeldin. Neredesin yaa

    Valla gözlerim doldu bak ciddiyim

     
  5. #18km

    .

    Hoş gelmiş, tebessüm.

     
  6. Güne iyi başlamamıza vesile yazar. Hoşgeldi,iyi ki geldi.

    Umarım kalıcıdır.

     
  7. sevdiğim bir yazardı. eskiden.

     
  8. #18r1

    bana bilmediğim bir şey söyle dediğim caf caflı olma iddiasındaki yazar.

    az tokatlamadım. kıps

     
  9. hakkımda yazdığı (#18ri) entriden beni ne kadar önemsediğini bir kez daha gösteren yazar.

    hayret verici bir şekilde espri kasmadan yazdığı nadir entrilerden biri olması sebebiyle de ayrıca önemsedim yazdığını...bu nedenle, şimdi yine en çok eleştirdiği şekilde, uzun bir entri ile cevap vermek isterim kendisine. okumak zorunda değil ama şikayet ediyor işte erçel oğlan... kendisine değer verdiğim için uzun uzun anlatacağım ama, ona olan bu cevabım bir nevi başkalarına da bir cevap olacak. ara ara böyle şeyler yazmak gerekiyor sanırım. kızım sana söylüyorum gelinim sen anla hesabı...

    öncelikle, buradaki bazı ağlak yazarlar gibi "snne be slak, istedğm gibi yazrm, hem meyve veren ağç taşlnr taam mı" diye çemkirecek değilim. bu konuda yeterince olgun ve eleştiriye açık biri olduğumu belirteyim. ama hakkımdaki iddialarında isabetsiz olduğunu söylemek zorundayım.

    bir kere ekşi sözlük'ten kıl kapılmasını doğru bulmuyorum. orayı önemsediğim doğrudur. buraya yazdığım kadar oraya yazmaktan keyif almadığım da doğrudur ama bunun başka sebepleri var. burası bir nevi kendi "çöplüğümüz" gibi geliyor bana. komik sayıdaki yazar kadrosuyla kendimiz çalıp kendimiz söylüyoruz, neredeyse herkes birbirini tanıyor ve yazılanlar da buna göre şekilleniyor burada. böyle ekşi sözlükçülük mü olur? belki tam da bu nedenle burada ekşi sözlükçülük oynamanın saçmalığına değinmek istiyor kendisi ama atladığı bir şey var ki, o da kendisi ne kadar kabul etmek istemese de, oluşmuş, rayiçte adına "sözlük jargonu" denen bir şey var. evet ben bu jargonu ekşi sözlükten edindim. bundan da çok memnunum. keşke buraya yazan herkes ordan biraz bir şeyler kapmış olsa. inanın burası daha verimli ve eğlenceli bir yer olurdu. tabi teknik yetersizlikler en büyük engel olarak karşımızda duruyor, sitenin sahipleri "burada bizim gösterdiğimiz kumda oynayacaksınız" dedikleri için onların insafına kaldığı kadarıyla idare ediyoruz, etmeye çalışıyoruz. neredeyse adı dışında ekşi sözlüğe benzer hiçbir yeri olmayan "şu" ortamda kendimizi eğliyoruz falan.

    ama bunu yaparken benim biraz olsun bu işi ciddiye almam nargileci kardeşimi neden rahatsız ediyor onu anlamıyorum işte. başlarda şakayla karışık atıştık bu konuda, eleştirilerini değerlendirdim kendimce ama hak veremedim ona. bakınız verme mantığının bile yanlış anlaşılıp yanlış kullanıldığı şu sözlükte aşılması gereken çok şey var baktığınızda. o istiyor ki bunları hiç sallamayalım. burası da "böyle" bir yer, selamlaşıp iki şaka yapıp mesai bitene kadar kendimizi eğleyelim falan istiyor herhalde. açıkçası ne istediğini ben bilmiyorum da kendisinin de bildiğini sanmıyorum. tam bir "evrything goes" durumu mu acaba yaşadığı?

    yazarlıkta başarı ve kalite kaygım da hiç olmadı. kendi otosansür ve otokontrolümle, dile ve anlatıma olan saygımdan kaynaklı birtakım hassasiyetlerim var evet. bunu saklamıyorum ki zaten. ama çok iyi olduğumu da söylemedim hiç. bir tane örnek versin de bileyim madem. saldırganım bazen, kabul. ama bu, eksikliği kapatmakla ilgili olmadığı gibi, kişisel bir husumetten kaynaklı da değil. belki ruh halim bu. bilemiyorum. ama bu iddiası da yine boş.

    ifademin düzgün olmasına ne kadar özensem de nargileciye beğendirememiş olabilirim. kişisel bir durum diye düşünüyorum. ben de orhan pamuk'un ifadelerini beğenmiyorum. hatta dostoyevski bile ifade kabızı bulunabilir bazı yazdıklarıyla. gazetelere günlük ücret karşılığı yazdığı için lafı dolandırdığını çok söylerler falan. tamamen öznel bir durum kısacası. şimdi bu üstadlarla kendi ismimi aynı cümlede geçirmiş olabilirim ama bu da bir nevi ifade kabızlığı sayılsın ve üzerinde durulmasın lütfen. konunun özü anlaşılmıştır diye düşünüyorum. kendimi bir şey sandığım falan yok kısacası.

    mizah anlayışım da vasat, hatta yok bile olabilir. ben de kendimi bu konuda kifayetsiz buluyorum açıkçası... hayatta hep hazırcevap olamayışıma lanet etmişimdir mesela. bu da bir zeka eksikliği olarak kabul edilirse, evet sanırım öyleyim. alınacak gücenecek değilim bu konuda. ama bir deneme içinde de değilim. içimden geleni, aklımdan geçeni yazıyorum.

    daha çok okumak evet...en büyük hedefimiz olmalı hayatta. her anlamda, her konuda okumalı, okuduğunu anlayıp üzerinde düşünebilmeli insan. toplum olarak, hatta tür olarak buna o kadar ihtiyacımız var ki... ben de zaman zaman tembellik etsem de, iflah olmaz bir oburum bu konuda. ama yine de bu işin sınırı yok. keşke daha hızlı ve anlayarak okuyabilsem...

    daha uzatmak istemem. gözleri yorulmasın kimsenin, kıyamam. son olarak, yazarlara eleştiri getirirken de elimden geldiğince öz olmak isterim ama anlatımda alman ekolünü benimsediğimden dolayı, olabildiğince en derinden ele almayı seviyorum. e haliyle yazı uzuyor böyle olunca. tercihim bu yönde ama, değişmeyecek.

    son dedim ama ifadem kıt, lafı uzatmayı da seviyorum o yüzden şunu da ekleyeyim: çoğu kişide kırıcı olduğum yönünde bir imaj bırakmışım. doğrudur, kırarım. ama kin ve kapris yok bende. dün kırdığımdan özür dilerim yarın bir gün. ben konu odaklı düşündüğüm için, evet düşünebiliyorum bu arada, kişisellik ikinci planda kalıyor yazarken. insanların hassasiyetleri çok umurumda olmuyor. en basitinden dini figürler ve inançları çokça eleştirdim daha da eleştireceğim. çünkü burada insanların bazı farklı düşünceleri görmesi taraftarıyım. ben anlatayım, sen oku, inanmak istersen yine öyle inan. ama benden bir duy önce. inançlara ve kutsal kabul edilen değerlere asgari oranda saygım var elbet. ama bunlar hayatıma müdahil olduklarında, canımı sıkmaya, beni hedef haline getirmeye başladığında saygı biter ve saldırıya geçerim. bu da benim en doğal hakkım. inanmadığım şeylerin beni yönetmesine, yönlendirmesine izin veremem. yapma ve yapmama noktasında sınırlarım sadece tck maddeleridir. başka bir sınırım yok. site yöentimini de sahiplerini de takmıyorum. benim burada yazmam onların lütf-u keremiyle değil tamamen benim kendi tercihimledir. en fazla yasaklarlar, icap ederse de "seve seve" kişisel bilgilerimi savcılıkla paylaşırlar. bunun dışında bir yer sağlayıcıdan başka bir "şey" değiller.

    selam ve dua ile...

     
  10. yeniden sözlüğe geri dönüş yapmış sözlükçü.

    hoş gelmiş desem mi, bilemedim şimdi ve hala da emin değilim. (tebessüm)

     
Entry yazmanız için üye olmanız gerekmektedir. Üye olmak için tıklayın, üye iseniz lütfen oturum açın.