1 2 3 4 5 6 7 8

Nattvardsgasterna

paylaş araştır şikayetçiyim

 

  1. usta yönetmen ingmar bergman'ın sakin ve derin şaheseri.

    yapım: isveç / 1963

    film, küçük bir kasaba papazının inancıyla mücadelesini konu ediniyor ve aşağıda bir örneğini sunduğum bir çok harikulade diyaloğa da yer veriyor.

    "- İsa'nın tutkusu, acıları... Onun acısının odaklandığı yer yanlış değil mi sizce?

    - Ne demek istiyorsun?

    - Fiziksel acıdan bahsediyorum. O kadar da kötü olmamalı. Belki yanlış olabilir ama nacizane şekilde, ben de İsa kadar fiziksel acı çektim. Ve onun işkenceleri daha bile kısaydı. Sanırım toplam dört saat kadar değil mi? Ben onun başka bir şekilde, işkence gördüğünü hissettim. Belki hepsini yanlış anladım. Ama Gethsemane'ı düşünün. İsa'nın öğrencileri uyuyakaldı. Son yemeklerinin anlamını kesinlikle anlamamışlardı. Ve kanunun uşakları gelince, hepsi kaçtılar. Ve Peter onu inkar etti. İsa öğrencilerini üç yıldır tanıyordu. Hep birlikte yaşamışlardı ama ne dediğini hiç anlamadılar. Son adama kadar, onu terk edip gittiler. Ve o yalnız kaldı. Bu çok acı verici olmalı. Kimsenin anlamadığını bilmek. Güvenecek birine ihtiyaç duyarken yalnız bırakılmak... Bu çok acı verici olmalı. Ama daha da kötüsü var. İsa, çarmıha gerildiğinde ve işkence içinde asılıyken "Tanrım, Tanrım!" diye bağırdı. "Neden beni terk ettin?" Bağırabildiği kadar yüksek sesle. Cennetteki Tanrı'nın onu terk ettiğini sandı. Anlattığı her şeyin yalan olduğuna inandı. Ölmesinden hemen önce, İsa şüpheyle doluydu. Bu kesinlikle onun en büyük sınavı olmuştur. Tanrı'nın sessizliği..."

     
  2. Felsefik, sorgulatan, sorgulayan, derinliği olan bir film.

    Bergman filmlerini tavsiye üzerine izlemeye başladım. Tanrı, yaşam, insan üzerine oluşturulan kurgular, insana, yaşama hiç de yabancı olmayan kavram/olguları sorgulamak, hiçbir şeyin olduğu gibi kabul edilmemesini, daima sorgulamak, araştırmak, öğrenmek gerektiğini vurgulaması Bergman filmlerinin sanırım ortak yönü.

    Çoğu film izlenir, etkisi kısa sürer ve bir zaman sonra unutulur. nattvardsgasterna için her şey bittikten sonra başlıyor...

    Karanlık bir film... Filmden sonra yön bulmak, o karanlıktan aydınlığa kavuşabilmek size kalmış.

    Bir sancının ürünü, düşünen insanın karanlığı sorgulaması.

    ...

    "Bu kadar karmaşık bir şekilde konuştuğum için beni affet, ama bunlar aniden vurdu beni. Tanrı yoksa bu bir fark yaratır mı? Hayat anlaşılır olurdu. Ne rahatlama. Ama ölüm de hayatın kaybolması demek olurdu. Vücudun ve ruhun çözülmesi. Acımasızlık, yalnızlık ve korku... Hepsi doğrudan ve şeffaf olurdu. Acı çekmek anlaşılmazdır, bu yüzden açıklanması gerekmez. Yaratıcı yok. Hayatı devam ettiren yok. Bir tasarım yok... Tanrım... Neden beni bıraktın?"

     
    (Bkz: ingmar bergman)
Entry yazmanız için üye olmanız gerekmektedir. Üye olmak için tıklayın, üye iseniz lütfen oturum açın.