![]() Türkiye'nin memur portalı |
|
"şamar oğlanı"
bazı deyimlerin hikayesi var.bu deyimin de bir hikayesi varmış. bir arkadaşım anlatmıştı bana da.
16. ve 17. yüzyıllarda feodal düzenin hakimiyeti sonucu, üst sınıf ve alt tabaka arasındaki uçurum iyice açılmıştı. öyle ki soylu kesim, kendisini halktan çok üstün görüyor ve onlarla herhangi bir yakın temas kurmaktan kaçınıyordu.
bu yüzden saray mensubu ve asilzade çocuklarının halkın arasına karışıp, onlarla aynı dersliklerde eğitim almaları düşünülemezdi. doğal olarak en iyi hoca ve alimler, saray, şato ve konaklara bu çocukların ayağına getiriliyordu.
ancak o dönem eğitim sırasında dayak ve cezalandırma çok yaygındı ve tabi ki bu yöntemin soylu çocuklar üzerinde kullanılması mümkün değildi.
işte buna çözüm olarak alt tabakadan olan bir çocuk, ders sırasında bu dayağı yemek için hazır bulunuyordu. asilzade çocuğunun işlediği her hatada şamar ve sopayı bu çocuk yiyordu.
Hazır bu başlığı açmışken ve aklıma gelmişken "anır eşeğim anır adın deftere geçti" deyimin hikayesini de bırakmak istedim.
tarihimizdeki ilk istatistik tanzimat yıllarında yapılmış.ancak o yıllarda sayımın ve sayılmanın faydasını anlamayan insanlara istatistiği izah etmek çok zor olduğundan, yetkililer düşünüp taşınmışlar ve yumuşacık geçiş için öncelikle köylerde bir hayvan sayımı yapmayı uygun bulmuşlardır.
köylünün biri,sayım bittikten, memurlar gittikten sonra ahırdaki eşeğinin durmadan anırdığını görmüş. adam sabahtan beri bir işe yaramadan yalnızca semiren eşeğine bakmış,bakmış ve sayım sebebiyle yapamadığı işlerinin,boşa geçen gününün acısıyla çıkışmış:
"anır eşeğim anıradın deftere geçti."
Atı alan Üsküdar'ı geçti.
bolu beyi'ne başkaldıran köroğlu bir gün atını çaldırmış. hayvanı aramak için tebdil-i kıyafet ile yani tanınmamak için giyilen kıyafetiyle diyar diyar dolaşmış ve yolu istanbul'a kadar düşmüş. atını, satılmak üzereyken bulan köroğlu hemen aracı rolüne bürünüp,
"efendi, bu at güzel benziyor. fakat önce bir binip denemek istiyorum" demiş. satıcı binmesine izin vermiş. at, üzerine binen sahibini tanıyıp dört nala koşmaya başlamış. sirkeci'ye gelen köroğlu bir sal kiralamış ve ver elini üsküdar. at cambazıda aldatıldığından dolayı kıvranır dururmuş. köroğlu'nu sal üzerinde gören cambazın dostlarından biri "üzülmeyi bırak! atı alan üsküdar'ı geçti. o adam köroğlu'nun ta kendisiydi" diyerek teselli etmeye çalışmış.
dipnot: burada bahsi geçen "köroğlu"; şair köroğlu değil, eşkiya olan köroğlu'dur.
Ağzından Baklayı Çıkarmak Deyiminin Hikayesi
Çok eski zamanlarda bir tekkede, sürekli ağzında çirkin laflarla dolaşan bir mürid varmış. Müridi olduğu tekkenin şeyhi, onu bu kötü davranışından geri çevirmek adına bir bakla tanesini okuyarak müride vermiş. Müride dilinin altına koymasını bu şekilde bir daha ağzından bu tür kelimeler çıkmayacağını söylemiş.
Yağmurun yağdığı bir günde mürid, şeyhiyle bir sokaktan geçtiği esnada, sokaktaki evlerden birinin penceresi hızlı bir şekilde açılmış, bir çocuk şeyhe, "şeyh efendi biraz bekler misiniz?" diyerek pencereyi kapatmış. Yağmur öyle hızlı yağıyordur ki, bu yüzden sırılsıklam olan şeyh, tam çocuğa neden bekleyeceklerini soracağı esnada çocuk tekrar başını uzatır ve birazcık beklemelerini ister. Islanmaya devam eden şeyh ve müridi tam da gidecek iken çocuk pencereden bağırır: "Artık gidebilirsiniz." der.
Şeyh ve müridi çocuğun neden böyle bir istekte bulunduğunu öğrenmek için çocuğa sula ederler. Çocuk: "Efendim, siz geçerken tavuklarımızı kuluçkaya yatırıyorduk. Eğer tavukları kuluçkaya yatırırken bir kavuklunun tepesine bakılırsa, piliçler tepeli olurmuş, sizi geçerken gördüğümüz için beklettik" der. Şeyh bu terbiyesizliğe sinirlenerek müridine döner ve der ki;
"Çıkar ağzındaki baklayı."
Bu hikayeyi yazarken aklıma nedense şikayet butonu geldi.=))
Şevki Bey öyle bir durum yaşasa da bana keşke hikayedeki gibi çıkar ağzından baklayı dese, ne gülerim.=)))
buyurun cenaze namazına
IV.Murat zamanında tütün , içki , keyif verici maddesi yasağı koyar ve yasağa uymayanları şiddetle cezalandırır. Bugünkü Üsküdar civarında bir kahvehanede tütün vs. içildiğini istihbarat alır. Derviş kılığında tebdili kıyafet buraya gider.Selam verir oturur.
Kahveci yanına gelip; '' Baba erenler kahve içer mi ? '' diye sorar.
Padişah :''evet'' der.
Kahveci :''Tütün içer misin
Padişah :'' Hayır.''
Kahveci işkillenir. Tütün içmiyor da ne işi var burada. Zaten padişahın tebdili kıyafet dolaştığı haberler var. Eli titreye titreye kahveyi götürür.
''baba erenler ismi haliniz? ''
Murat
Peki isimde sultan da var mı
Elbette var
Baba erenler ismini bağışlar mı?
Deyince kahvecinin beti benzi atar. Zangır zangır titrer ve '' Öyleyse buyrun cenaze namazına '' der,
olduğu yere yığılır. IV. Murat bu lafa çok güler ve kahveciyi bir defalığına affeder.
| İletişim | Künye | Reklam | Sitene ekle © 2026 MN Yazılım |
