Türkiye'nin memur portalı

Oturum aç Oturum aç Üye ol Üye ol Parolamı unuttum Parolamı unuttum

bilgisayarla yaşanmış hikayeler

paylaş araştır

 

  1. yirminci yüzyılın ikinci yarısından sonra dünyaya gelen insanların çok büyük çoğunluğunun sahip olması kuvvetle muhtemel durumlardır.

    konunun açıldığından anlaşılacağı üzere şahsımın da bir hikayesi mevcut olup konuyu açmak zaten bu hikayeyi dışa vurmak içindir.

    doksanlı yılların başlarında zengin bir komşumuzun evine gelmişti bilgisayar. şu sarımtırak beyaz tüplü ekranı ve kasası olanlardan; commodore 64 olabilir. komşu çocuğu da samimi arkadaşımız ve birbirimizin evine girip çıkarken bir tuhaflık hissetmiyorduk; eski mahallelerde yaşayanlar bu durumu bilir. o bilgisayarla tanışınca biz de tanışmış olduk. yaptığı tek şey bir oyun oynamaktı. yüzlerce, binlerce kez oynadığı oyundaki kırdığı rekorunu daha üçüncü oyunumla geçme başarısı gösterdim bu bir.

    lisede okula on tane bilgisayar gelmişti ve o zaman resmi tanışmamız başladı bilgisayarla. ayda bir kere kırk dakika klavyedeki tuşlara dokunmalar, adımızı filan yazmalar, bir de kart oyunu vardı solitaire veya hearts.

    bu arada eve bir bilgisayar almak araba almak kadar zor, biz bisiklet bile alacak durumda değiliz, ama akranlarımda bilgisayar sahipliği yaygınlaşıyor. tam bu zamanlarda klavyeli bir tv aterisi alacak parayı bulunca dünyalar benim oldu. evet oyun için ama içinde f-basic adında garip bir şey vardı ilk senelerde çözemediğim. aterideki oyunlarda kırılmadık rekor bırakmadım, gameboydaki oyunda da 999999 yapma başarısı göstermiştim bu arada.

    geldik üniversiteye. millet bilgisayar nesli olmuş, ben sadece ''open'' düğmesini biliyorum. derste hoca fortran anlatıyor, disket veriyor içinde fortran programı olan, bunu bilgisayara takıp algoritma yazacakmışız. abov, ben emeklemeyi bilmezken hoca koş! diyor resmen. neyse her gün bir saatlik bilgisayar laboratuvar hakkımı aksatmadan kullanıp arkadaşlara yetişmeye gayret ettim. bu arada fortranda harikalar yaratıyorum, deneyimli arkadaşlara bile algoritmayı ben yazıyorum ne tuhaf. dersi geçmek zor olsa da başardım, bu iki.

    üniversite iki ya da üçüncü sınıfta nümerik analiz dersi var tamamen bir program(mathematica idi sanırım.) algoritması yazıp çözülecek problemlerden ibaret. bilgisayarı olan yarım saatte algoritmayı yazıp run edip sonuçları çıktı alabiliyor, bilgisayarı olmayan ise bilimsel hesap makinesinde en az on saat hesap yapıp sonuçları tek tek elle tabloya yazacak. okulun bilgisayar laboratuvarında sıra da gelmiyor. bu yazının ortalarında bahsettiğim klavyeli aterideki f-basic programı aklıma düştü. evet, şaşırılacak durum fakat minik bir çocuk aterisinde bir üniversitenin zor bir dersini çözüyordum. hem de tıpkı bilgisayarda çözen arkadaşlar gibi yarım saatte, bu da üç.

    ve sene 2007. yedek subay olarak yaptığım vatani görevimden sonra eve döner dönmez son teğmen maaşımla bilgisayar sahibi olabildim. bu bilgisayarım windows 7 olarak ağır aksak da olsa hala bana hizmet etmektedir. işbu konu ve entrysi bu on beş yıllık bilgisayarda sözlüğe sunulmuştur.

     
  2. interneti bağlamaya çalışıyor ama bir türlü beceremiyorduk.

    hepimiz odaya toplanmış bir yandan da telefondan yardımcı olmaya çalışan arkadaşın söylediklerini

    uygulamaya çalışıyorduk.

    bir türlü beceremedik tabi.

    çocuk bize adım adım anlatıyor, bilgisayarın başında kavga kıyamet itiş kakış gidiyor.

    bütün sesimiz telefondan duyuluyor haliyle.

    en sonunda sinirlerim bozuldu ve telefona cevap verememeye başladım.

    telefonu yatağın üzerine fırlattım ve sinirden kahkahalarla gülmeye başladım.

    telefonu yeniden aldığımızda elemanın da gülmekten katıldığını fark etmiştik.

     
Entry yazmanız için üye olmanız gerekmektedir. Üye olmak için tıklayın, üye iseniz lütfen oturum açın.