1 2 3 4 5 6 7 8

siyah plastik casio saat

paylaş araştır takip et
    ...
  1. Şimdilerde "asker saati" olarak bilinse de casio'nun ürettiği gelmiş geçmiş en kullanışlı saatlerden biridir. Dijital saatlerin yüz akıdır. Gerek alarmı, gerek takvimi, gerekse de o cılız ama etkili ışığıyla bir neslin gönlünde taht kurmuştur. Şimdilerde 30'lu yaşlarını süren beylerin özellikle ortaokul yıllarında heves edip de alamadıkları saattir bu. Alabilenler şanslı güruhta olup hemcinslerince gıpta edilmişlerdir. Ben de o yaşlarda harçlıkları biriktirip almaya niyetlenmiştim. Günlerden birgün paranın tamam olduğuna kanaat getirip saatçinin yolunu tuttum. (O yıllarda saat saatçiden alınırdı efendim. Şimdiki gibi önüne gelen olur olmadık mağazada, dükkanda satılan, almayanın dövüldüğü çin malı saatler yoktu. Market değil bakkaldı mahallemizdeki dükkan. En fazla " gıda pazarı" olurdu bu bakkalların adı. Şaşıracaklar, "yok artık bu da mı?" diyecekler için geliyor; et de mahalle kasabından alınırdı. Evet evet, " şen aile kasabı" olurdu genelde her mahallede. Kasabın ailesi mi şen yoksa alışveriş edenler mi bilinmez, sorulması da münasip görülmezdi. " erkek kuaförü" değil, " berber" idi tıraş olduğumuz yer) büyük bir iştahla o mavi çerçevesi, kauçuk hissi veren o caanım kayışı, bilekte neredeyse hissedilmeyen hafifliğiyle adeta " al beni, daha ne duruyosun bre ahmak" diyen o saati istedim saatçi abiden. Evirdim çevirdim, sanki daha önce zibilyon kez incelememişim gibi tekrar tekrar baktım saate, müstakbel saatime...yanımda da aynı saate sahip arkadaşımı da getirmişim ki, onun çizilmiş camlı, eprimiş kordonlu saatiyle yan yana getireyim de bu tasarım harikası saati daha bir zevkle temaşa edeyim... Tam "oldu bu iş, alıyorum bu saati" diyecekken, o melun saatçi başka bi model göstermesin mi? O an yaşadığım kararsızlığı hatırladıkça kendime kızarım hala. Gösterdiği saat de bunun bi üst modeli kabul edilen "illimunator" namlı, bordo çerçeveli olanı. Zeminden bi aydınlatması var ki meretin, yeşil yeşil yandıkça ortalığı aydınlatır namussuz. Benim de çocuk aklımı çeliberdi o anda. Aralarında da yalan olmasın 50 bin tl fark var. ( ya yaa, 50 bin eski parayla. Büyük farktı o zaman için) nasıl hırsla para biriktirdiysem artık o ışıklı, janjanlı mereti almaya yetiyodu. Benim dram da burda başladı ya zaten. İçim elvermese de, gönlüm o hayalimdeki f-91w de de olsa, çocuk aklımla bi heves aldım o illuminatorü...yalan yok içime de sindi, sevdirdi kendini köftehor. Aradan yıllar geçti, biz büyüdük dünya kirlendi falan... Üzerinden kaç başka saat geldi geçti bilmem. Benim illuminatorü komşunun oğlu çaldı, onu da başka zaman anlatırım.

    Aradan yıllar geçti. Askerlik geldi çattı. Babam "askerde ucuz bi saat kullan, kaliteli saate yazık olur" diyerek, askerlik için alışverişe çıktığımızda yıllar önce hayalimdeki saati bırakıp diğerini aldığım saatçiden içeri girdi. En ucuz çin malı saatlere bakarken ( evet artık saatçilerde de çin malları satılıyo) bir de ne göreyim; rafta bütün ihtişamıyla duruyo yine benim yavuklu! Saatçi de ( benim aklımı çelenin babası olur) tutup bunu göstermesin mi? Nasıl bir duygu seline kapıldığımı anlatamam burda. Burnumun direği sızladı diyeyim de siz anlayın gerisini..." Asker saati bu. Herkes bundan takıyo şimdi askerde" demez mi bi de tezgahın ötesinden...babalı oğullu sopalık bunlar. Yıllar önce oğlu aldırmadı bana o saati, şimdiyse babası satmaya kalkıyo bi de en ucuz saat kategorisinden...babamdan bi hatıra olur diye aldım saati. Yıllar önce almayı ne kadar istediysem şimdi de almamak istedim onu. Ona bu muamele yapılamazdı çünkü, asker saati olamazdı o, ucuz saat hiç olamazdı...aldım...koluma da oracıkta taktım üstelik. Askerde de ilk 3 ay hiç çıkarmadım bileğimden. Benimle beraber çamura battı, toza bulandı, ıslandı yeri geldi, çizildi hatta...işini fazlasıyla gördü ama.

    Şimdi baba evinde, çekmecede durur hala. Pili de hiç bitmedi üstelik. Cefakar saattir. Saatlerin şahı, padişahıdır.

  2. ...