Türkiye'nin memur portalı

Oturum aç Oturum aç Üye ol Üye ol Parolamı unuttum Parolamı unuttum

Karapapakizi

Bu üye Çaylak

Bu üyenin profil sayfasına git

62 entry 10 konu hiç puanı yok
08.04.2022 17:49 son işlem tarihi takip etme takip et

Bunları biliyor musunuz?

DÜNYANIN EN İLGİNÇ DONARAK ÖLME HİKAYESİ

1950?li yıllarda bir İngiliz şilebi Portekiz?den aldığı Madura şaraplarını İskoçya?ya götürür. Demir attığı limanda yükünü boşalttıktan sonra, şilepte çalışan denizcilerden biri unutulan şarap kolisi kaldı mı diye denetlemek üzere soğuk hava deposuna girer. Onun içerde olduğunu fark etmeyen başka bir denizci ise, kapıyı dışardan kapatır. Soğuk hava deposunda mahsur kalan denizci, var gücüyle bağırır, çelik duvarları yumruklar, ama kimseye duyuramaz sesini. Çakısıyla içerden açmaya çalışır kapıyı, mümkün değildir. Boş şilep, yeni yükünü almak üzere Portekiz?e doğru yola çıkar.

Mahsur denizci, depoda açlıktan ölmeyecek kadar yiyecek bulur. Ama deponun dondurucu soğuğuna fazla dayanamayacağının bilincindedir. Kapıyı açamayan çakısıyla, çelik duvarlara kendisini bekleyen ölüm sürecini yazmaya, daha doğrusu kazımaya başlar. Günbegün, adeta bilimsel bir titizlikle soğuğun vücuduna önce uyuşturucu sonra yavaş yavaş öldürücü etkilerini, el ve ayaklarının nasıl duyarsızlaştığını, donan burnunu ve buz gibi havanın dayanılmaz yakıcılığını anlatır.

Şilep Lizbon?a demir attığında, soğuk hava deposunun kapısını açan kaptan, zavallı denizcinin cesediyle karşılaşır. Duvarlara kazıdığı acılı sonunu okur ve.. kendisi de hayretten dona kalır.

Çünkü soğuk hava deposunun derecesi 19?dur. İskoçya?ya götürdükleri Madura şarapları 18 derecede taşınmayı gerektirmiş, şilep yükünü boşalttıktan sonra soğutma sistemi zaten kapatılmış olup, kendi haline bırakılan deponun sıcaklığı bir derece de yükselmiştir.

Yani biçare denizci donarak ölmemiş, donduğunu sandığı (ya da donacağına inandığı) için ölmüştür.

(Kaynak: Bernard Werber, ?İzafi ve Mutlak Bilgi Ansiklopedisi?)

***

Paniğin bağışıklık sistemini % 50 zayıflatan bir etkisi vardır.

Ve zihnimiz bize inanılmaz oyunlar oynayabilir.

Korku çoğu zaman iyidir, sizi hayatta tutar. Lakin panik her zaman kötü sonuçlar verir. İnsanın boş kaldığı, amaçsız hissettiği anlar ise zihnine en kolay yenildiği anlardır.

Sürekli sıkıldığınızı düşünmek, haberleri takip ederek olası felaket senaryolarına kafa yormak, sosyal medyadaki komplo teorileri ve asılsız haberler ile paranoyada level atlamak yerine zihninizi oyalacak işler ile meşgul olmayı deneyin.

Yaşanmış olan güncel her bir olay tüm insanlar tarafından farklı değerlendirilir. Bu bakış açısının olumlu veya olumsuz açılardan değerlendirilmesi kişinin kendi tercihleriyle belirlenir. İçinde bulunduğumuz dönem de moral ve motivasyona en çok gereksinim duyulan bir dönemdir. Bu nedenle duygu ve düşüncelerimizi kendimize zarar verecek şekilde değil hayata tutunmamıza destek olacak şekilde yönlendirmeliyiz.

06.04.2022 20:01
  1. İnsana değer vermek

    Gittikçe unutulmaya yüz tutmuş davranış şekli olacak

     
  2. kitap okumayı sevenlere has özellikler

    Kitap sayfalarında çeşitli notları görülür. Ben öyleyim en azından :)))

    Kitapları istendiğinde kitaplarını vermek yerine kitap alıp hediye etmeyi daha çok tercih eder. Herkesle kitaplarını paylaşamaz.

    Kitapları okurken o kadar çok konu ile içselleşirki konunun içine dahil olmuşcasına yaşayarak okur.

    Kitap okurken yüzüne bakarak kitap sayfalarında geçen olayları görebilirsiniz.

     
  3. Bunları biliyor musunuz?

    john dewey öğrenci odaklı eğitim sisteminin de ilk temellerini atmıştır. John Dewey, diğer önemli kitabı Demokrasi ve Eğitimden yaklaşık 20 yıl sonra yayınladığı Deneyim ve Eğitim adlı bu eserinde geleneksel ve ilerlemeci eğitim anlayışlarını derinlemesine tartışmış ve ne yeni ne de eski eğitim sisteminin deneyim felsefesine yer vermemesi nedeniyle yeterince sağlıklı olmadığı sonucuna varmıştır. Atatürk 1924 yılında kendisini Türk eğitim sistemini yeniden yapılandırmak için Türkiye ye davet etmiş, o da büyük bir memnuniyetle gelmiştir. Türkiye de kaldığı 2 aylık süre içerisinde gerek İstanbul gerekse diğer şehirlerdeki çeşitli okullarda incelemelerde bulunmuş, konferanslar vermiş, Atatürk le çağdaş bir eğitimin nasıl olması gerektiği hakkındaki düşüncelerini paylaşmıştır.

     
  4. Bunları biliyor musunuz?

    Bir farenin 34 günlükken dede olduğunu biliyor musunuz?

     
  5. nereye gittiğini bilmeden yürümek

    Düşünceler arasında boğuşurken, ne yapacağını bilemeden amaçsızca yolları arşınlamaktır.

    Öyle kötü bir andır kaybolmak istersin. İçindeki acılardan düşüncelerden uzaklaşmak istersin.

    İşte o an nereye gittiğinin nasıl gittiğinin bir önemi yoktur.

    Saatlerce amaçsızca yürürsün. Ta ki gerçek hayata dönünceye kadar..