1 2 3 4 5 6 7 8

yeraltı şehirleri

paylaş araştır şikayetçiyim

 

  1. geçmişte güvenlik amacıyla oluşturulmuş,

    günümüzde ve gelecekte güvenliğe ek olarak doğanın yaşanmaz hale gelmesi tehlikesi karşısında kaçınılmaz olarak oluşturulmakta olan ve oluşturulacak olan şehirlerdir.

     
  2. Bir örneği Nevşehir'de bulunan Kaymaklı Yeraltı Şehri'dir. Müzeye dönüştürülmüştür. Rehber eşliğinde girip gezerseniz daha anlamlı olur. İndikçe inersiniz. Ahır, mutfak, su mahzenleri, şırahaneler, erzak depoları, ibadethane, hapishane ve diğer odalar, her oda arasında büyük dairesel kapılar... in babam inersiniz. Son girdiğiniz kapı yerine başka kapıdan çıkarsınız. Ne kocamanmış diye şaşırdığınız da size bu yeraltı şehirinin sadece %1'lik bir kısmıydı denir. Daha bir kocaman şaşırırsınız.

    Mekanda Bolca Çinli turist yer aldığı için, Koronavirüs tehlikesinden en uzak yer diyebiliriz: https://youtu.be/WGuwzbxvfLs

    (İşin esprisi bir tarafa, mutlaka gidip görülmelidir.)

     
  3. dünyanın farklı coğrafyalarında ( özellikle çöl iklimi yaşanan bölgelerinde ) halihazırda içinde yaşamın devam ettiği şehirler.

    bir tanesi Avustralya kıtasında.

    bir diğeri Kuzey afrika'da.

    gündüz korkunç sıcaklıklar nedeniyle yüzey kavrulduğu için ve geceleyin de dondurucu soğuklar oluştuğu için yerin altı daha yaşanılabilir alanlar olarak değerlendirilmiş.

    konuyla ilgili history channel belgeseli özellikle tavsiye edilmiş.

    bir bölümü istanbul yeraltı galerilerine ayrılmış.

    ülkemizdeki yeraltı şehirlerinin tam olarak neden inşa edildiği tam olarak aydınlatılamamış.

    çeşitli tahminlerde bulunuluyor.

    ayrıca yeraltı şehirlerinin tamamının keşfedilmemiş olabileceği de söyleniyor.

    yeraltı şehirleri birbirlerine dar ve uzun koridorlarla bağlanmış onlarca odadan oluşuyor.

    bu koridorlarda yer yer sürgü taşlı kapılar da kullanılmış.

    bazı kapıların ise ahşaptan yapıldığı tahmin ediliyor.

    kapıların ortalarında düşmanı geri püskürtebilmek için delikler açılmış ayrıca dışarıdan açılması mümkün olmayıp içeriden açılabilecek şekilde üzerinde oyuklar açılmış.

    derinkuyu yeraltı şehrimiz 12 ya da 13 kattan oluşuyor.

    yeraltına doğru yaklaşık 85 metre kadar iniliyor.

    içinde 52 adet su kuyusu inşa edilmiş.

    kuyular 60-70 metre derinliğe sahip.

    kaymaklı yeraltı şehri ise derinkuyu'nun yarısı büyüklüğünde.

    Bir diğer yeraltı şehrimiz olan Özkonak 4 katlı bir apartmanı andırıyor.

    Mazı ve özlüce yeraltı şehirleri de benzer yapıda.

    Mazı şehrinin ahırlarının çokluğu dikkati çekiyor.

    Sivas Gökçetoprak yeraltı şehri ise farklı bir yapıda inşa edilmiş ve iki katlı.

    Tatlarin yeraltı şehrinin ise erzak depolarının ve yeraltı kiliseleri sayısının çokluğu dikkat çekiyormuş.

    bu şehirlerin en alt ve kaba oyulan aynı zamanda en eski olan kısımları hayvanların rahat girip çıkması için ahır olarak inşa edilmiş.

    şehirlerin koridorlarında 3 metreyi bulan çukur tuzaklar ve düşmana saldırabilmek için kapı yanlarında delikler inşa edilmiş.

    katlar arasında açılan bazı deliklerin katlar arasında çok fazla dolanmadan haberleşebilme imkanı sağladığı tahmin ediliyor.

    mutfaklar ortak kullanılıyormuş ve şarap ve bira üretimi yapılan kısımla genellikle en üst katlarda bulunuyormuş.

    erzak dolu küpleri saklamak için oyuk şeklinde ayrı bölmeler de inşa edilmiş.

    bazı yeraltı şehirlerinde tuvalet olduğu da tespit edilmiş.

    yeraltı şehirlerinin hem havalandırma hem su kuyusu oluşturma amaçlı bacaları bulunuyor.

     
  4. Dar alan fobisi yüzünden gezemediğim yer ://

     
  5. düşündüm de acaba geçen onlarca yıl ve belki de volkanik hareketler nedeniyle aslında yer altında olmayan bu şehirler zamanla yeraltında kalmış olabilir mi ? havalandırma delikleri de belki başka amaçla kullanılıyordu.

    aslında bu çok düşük bir olasılık.

    aklıma her seferinde ilk gelen o dönemin iklim koşullarının çok zorlayıcı olduğu.

    ikinci kuvvetli olasılık ise salgın hastalıkları anlamlandıramayıp onlardan kaçma amacı. bir çeşit karantina bölgesi.

    ya da yırtıcı hayvanların kontrol edilemez derecede fazla olduğu bir ortam insanları yer altına sığınmaya itmiş.

    bu şehirlerin katlarından örnekler alınıp her bir katın arasındaki yaş farkı hesaplanabilir mi acaba ?

    Occam'ın usturası:

    döneminin kilisesi tarafından lanetlenmiş oscham adlı ingiliz filozof tarafından ortaya atılan basitlik ilkesi.

    bir meseleyi çözmek için iki yaklaşım varsa basit olan yaklaşım tercih edilmelidir.

    Bir olgunun açıklanması mümkün olan en az varsayıma dayanmalıdır.

    evrenin gizemli konuları çözülmeye çalışılırken günümüze kadar bu prensip göz önünde bulundurulmaya çalışılmış.

    Anadolu'nun çeşitli yerlerinde bulunan yeraltı şehirlerinin sırları da bu yaklaşımla çözülmeye çalışılıyor.

     
  6. şehirlerin kaç yılda tamamlandığı, peyderpey mi yoksa tek seferde mi inşa edildiği, ihtiyaca göre mi büyütüldüğü, içinde yaşanırken bir yandan da inşaya devam mı edildiği, geçici olarak mı yoksa sürekli mi kullanıldığı, sadece yazlık olarak mı kullanıldığı, çok yakınlarında keşfedilen ören yerleri bulunup bulunmadığı, su kaynakları yakınlarının tercih edilip edilmediği, hayvanları dahi orada yaşatmaya çalıştıklarına göre onları bu şehirlere nasıl soktukları, peri bacası gibi evlerin gizli bölmelerinden bu şehirlere girişlerin olup olmadığı, onları bu kadar korkutan ya da dehşete düşüren tabiat olayının tarihleme yapılarak yüksek olasılıkla ne olabileceği belirlenebilir bilinmezler olarak karşımızda duruyor.

    ilgi çekici bir nokta da tüm bu gizemli yapıların ve höyüklerin Hasan dağı etrafında kümelenmiş olması.

    bu dağ ve faaliyetleri dönemin insanlarını tahminimizden çok daha fazla etkilemiş gibi duruyor.

     
  7. bilinen şehirler:

    Meksika'da var.

    Malta'da bulunmuş.

    Kuzey Afrika'da var.

    Avrupa'da ( yanılmıyorsam Almanya ya da Avusturya'da ) bulunmuş.

    İran'da var.

    Anadolu'da var.

    Bilinenler şimdilik bu kadar.

    Ortak noktaları:

    Herhalde en belirgin olanı enlem benzerliği. Belli enlemler aralığındalar.

    yer yapısının müsait olması. Kolay işlenmesi, tünel açılması, yıkılmaması.

    belli ki uzun soluklu zorlayıcı bir koşula karşılık oluşturulmuşlar.

    acil bir durum olsaydı herhalde mağara ya da sığınak benzeri daha kolay elde edilebilecek bir yapıya sığınılır ya da o şekilde şekillendirilirdi.

    Bir dağa devasa bir mağara oyulurdu.

    şehir kuracak kadar planlı hareket olsa olsa çok ani gelişmeyen, aslında çok da aciliyeti olmayan ama konfor sağlayacak ve insanların hayvanlarıyla birlikte daha rahat yaşamasını sağlayacak koşullar sağlama çabası olarak değerlendirilebilir.

    evcil hayvanı ve insanı etkileyebilecek bu durum çok yüksek olasılıkla zorlayıcı iklim koşulları olabilir.

    aşırı sıcaklar ya da dayanılmaz soğuklar.

    Belki bir buzul çağı.

    Anadolu'da inşa edilen yeraltı şehirleri Hitit dönemine ya da Pers dönemine tarihleniyor.

    Perslerle ilgili olma olasılığı yüksek çünkü iran'da da bu tarz yeraltı şehirleri var.

     
  8. bir olasılık daha var ama daha düşük gibi.

    hakim sisteme aykırı hareket eden bir insan topluluğu.

    günümüzde de olduğu gibi yasa dışı , gelenek dışı, töre dışı yaşam şeklini ya da faaliyetleri benimsemiş insan topluluklarının gözlerden uzak durma çabası karşılığı bulunan tüneller, odalar, bölmeler falan filan belki o dönem için de geçerli bazı durumlar vardı.

    belki cüzzam hastalığına, vebaya ya da günümüze göre belki daha yaygın olan iktiyozis hastalığına ya da buna benzer iklim koşullarının zorladığı bazı hastalıklara çare bulunamayınca bu şekilde şehirler inşa edip bu insanları buraya, karantinaya gönderiyorlardı.

    bir çeşit tecrit hayatı yaşatıyorlardı.

    hiç resim, şu bu olmaması da bunun bir belirtisi olabilir.

     
  9. trt belgesel yeraltı şehirleri ( Kapadokya ) bölümünü izliyorum. Programı Profesör Hikmet Kırık ve ekibi alanında uzman akademisyenlerin de katkılarıyla hazırlamış.

    bütün olasılıkları değerlendirmişler.

    Şehirlerin yapılma amacı üzerinde uzmanlar fikir yürütüyorlar.

    Buzul çağı: olamaz çünkü yeryüzündeki buzul çağının bronz çağından çok önce sona erdiği belirtiliyor.

    bunun haricindeki iklim değişikliklerinin yeraltına şehir kurmaya zorlayacak seviyede olmayacağı belirtilmiş.

    Bronz Çağı: Şehirlerin duvarlarındaki murç izleri şehirlerin bronz çağına denk geldiğini ispatlıyor. madeni bulan ve işleyip kullanmaya başlayan insanlar bu şehirleri oymaya başlamış.

    Kuruluş süreci: matematiksel hesaplamalarla şehirlerinin oluşumunun bir anda değil belli bir tarihsel süreç içerisinde gerçekleştirildiğini ispatlıyor. çıkarıldığı hesaplanan binlerce ton toprak, şehirlerin büyüklüğü ve derinliği aynı zamanda henüz ziyarete açılmamış olan geniş yapısı da bu durumu ispatlar nitelikte.

    Yanardağlar: Bölgeye en yakın yanardağ olan erciyes'in o tarihlerde patlamış olma olasılığı var fakat lav ve taş püskürtse dahi kapadokya bölgesi için doğrudan bir tehdit oluşturmuyormuş.

    Salgın hastalık: Bunun olası olmadığı belirtilmiş. şehirlerde en ufak bir hastalık belirtisi bulunmuyor. hastalıktan kaçınma amacının olası olduğu belirtilmiş çünkü bunun aksine bir delil yok.

    savaş ve işgaller: en kuvvetli olasılık olarak bunun üzerinde durulmuş. komşu devlet ve kavimlerin saldırıları o dönemde yaygın bir durummuş. şehirlerdeki tek taraflı kilit taşları bu olasılığı oldukça kuvvetlendiriyor.

    geleneksel yapı: Yer şekillerinin elverişli olması, kayaçların kışın soğuktan yazın sıcaktan korur yapıda olması, kolay şekillendirme gibi sebepler bu galeri ve odaların yapılması ve kullanılmasını sağlamış. kısacası bu odalar geçici olarak sığınak amaçlı ve aynı zamanda mahzen olarak kullanılmışlar.

    duvar yazı ve resimleri: erken hıristiyanlık dönemi haricinde duvarlarda resim ya da yazı bulunmaması hatta farklı bir mimari yapının kullanılmaması bu bölgenin geçici olarak kullanıldığının başka bir kanıtı. hıristiyanlar ise kemerli duvar yapıları, işaretler, rakamlar, semboller kullanarak hıristiyanlık inanç izlerini kayalara işlemişler.

    özet: Tüm bulgular şehrin uzun bir süreçte, katman katman oluşturulduğunu, nesilden nesile , milletten millete aktarılarak kullanıldığını, depo-kiler-mahzen işlevi gördüğünü, coğrafi koşullara göre yaşamı şekillendirdiğini, sıra dışı bir amaca hizmet etmediğini gösteriyor.

     
Entry yazmanız için üye olmanız gerekmektedir. Üye olmak için tıklayın, üye iseniz lütfen oturum açın.