Türkiye'nin memur portalı

Oturum aç Oturum aç Üye ol Üye ol Parolamı unuttum Parolamı unuttum

enparlakyıldız

Bu üye Çaylak

Bu üyenin profil sayfasına git

11 entry 1 konu hiç puanı yok
09.03.2025 10:48 son işlem tarihi takip etme takip et

çanakkale'de görülen dev yılan

Bir gün önce tv de anakonda 4 filmi varfı. İnsanları yiyen yılan bu boyutlardaydı. Korkamadım değil. Yazana göre bu yılan türü haşarat ile beslenip dengeyi sağlıyormuş doğada. Ama görsem donar kalırım maşallah kendisine

02.03.2025 06:31
  1. Rüveyda

    RÜVEYDA

    fezayı bağlayarak yorgun kanatlarına

    bir güvercin uçurup kıtalar arasından

    çağırdın beni

    geçerek birer birer sürgün kanyonlarını

    derbeder koşup geldim ışıldayan tahtına

    yarım koyup bir bardak kurşun rengi çayımı

    yıkarak yalnızlığa kurduğum sarayımı

    yetim çığlıklarımı duyurmak üzere sana

    koşup geldim; iliştir beni memnu bahtına

    adını söylemek istemiyorum

    her hecesi amansız bir kor dudaklarımda

    her harfine yıllardır şimşeklerle yarıştım

    zindanlara karıştım, ölümlerle tanıştım

    adını söylemek istemiyorum

    Rüveyda dediğim zaman

    anla ki, senin için yürüyor kelimeler

    çığlığımın atardamarlarından

    hangi yıldızdır bilmem, gözlerin

    kayar da üzerime Rüveyda

    önce tuhaf bir deprem yayılır bedenime

    sonra açılır önümde ıstırab vadileri

    silik renkleriyle adımlarıma

    çözülmeye yüz tutan bir mazi mühürlenir

    hayalin bittiği menfeze doğru

    alaca bir at koşar içimde

    zamansız, mekansız nefese doğru

    uslanmaz bir yürek taşıdığıma dair

    yaygın bir kanaat dolaşır aynalarda

    oysa Rüveyda

    baştan başa ben

    kevser akan, gül kokan bir kalbin filiziyim

    kitaplara sürdüğüm kapkara lekelerden

    bir anlatsam nasıl utandığımı

    bir doğrulsam eğrildiğim yerden

    ağarır tanyeri nilüferlerin

    alaca bir at koşar içimde

    ezer toynaklarıyla anılarımı

    sular köpürmemeliydi Rüveyda

    kırılmamalıydı ıslak dalları hasret selvilerinin

    ben zehire alışkınım, şerbete değil

    rüyalar nefret eder avare duruşumdan

    kabuslar çekerek ancak derdimi yeryüzünde

    sen gün boyu simsiyah bir ufukla beraber

    ben her gece bir mehdi türküsüyle çilekeş

    yargılamak için zeval kayıtlarını

    inkilap bekliyorum

    hangi umut çiçeğidir bilmem, ellerin

    uzanır da gönlüme Rüveyda

    derinden bir ok saplanır bağrıma

    beynimi çağıran bir sese doğru

    alaca bir at koşar içimde

    zamansız, mekansız nefese doğru

    varlığın cinayettir memleketimde işlenen

    akıtır kanını asil pehlivanların

    yokluğun sükunettir kuşatır evrenimi

    varlığın ve yokluğun ölümüdür baharın

    artık eskisi gibi bakamıyorsun

    göklerinde bir belkıs otururdu Rüveyda

    binlerce gökkuşağı olurdu kirpiklerin

    güneş bir ane gibi dururdu başucunda

    artık dokunamıyor kakülün bulutlara

    karalara bürünmüş saçlarında dolunay

    Nurullah GENÇ 

    Şair kendisi şiirin hikayesini de anlatmıştır. Güzel şiir yazana da yazdırana da aşkolsun