Türkiye'nin memur portalı

Oturum aç Oturum aç Üye ol Üye ol Parolamı unuttum Parolamı unuttum

Aynular

paylaş araştır

 

  1. Japonya'nın kuzeyinde bulunan Hokkaido adası, Kuril adası ve Sahalin'in yerlisi olan halktır. Yeryüzünün bilinen en tüylü insanlarının bu halktan olduğu söylenir. Eski Japon kaynaklarına göre açık tenli, açık renk gözlü ve ayıya tapan bir halk olarak tanımlanmaktadır.

     
  2. geçen gün bambaşka bir belgeselin içinde bahisleri geçti.

    hikaye gerçekten çok gizemli ya da olay karmakarışık hale getirilmiş.

    aynular japonya'da yaşayan kadim bir halk ama geride kalan tüm japon toplumundan oldukça farklılar.

    bilinen en eski tarihleri milattan önce 13. yüzyıla kadar dayanıyormuş.

    konuştukları dilin orijininden bahsedildi.

    Ainu olarak adlandırılan bu topluluk ne japonlara ne korelilere ne moğollara ne de diğer komşu topluluklara benzemiyorlar.

    savaşçı bir kavim olarak tanımlanmışlar.

    daha iri yarı ve kalıplı insanlar.

    daha açık tenliler.

    saçları ve sakalları daha gür ve dalgalı. ( Bu şekliyle İran ya da kafkas halklarına da benziyorlar, belki hindistan'dan kopup gelmiş bir topluluğa da benziyorlar )

     
  3. şimdi gelelim işin en ilgiç tarafına:

    zurnanın zırt dediği yere.

    konuştukları dilin

    pirenelerde yaşayan ve yine gizemli bir kavim olarak nitelendirilen basklar ile benzerlikler gösterdiği belirlenmiş.

    hani diyoruz ya:

    neredeeeen nereye...

    İspanya'nın pireneler bölgesinde yaşayan basklar ve Japonya'nın kuzeyinde yaşayan aynular.

    aynular yarı göçebe bir halk olarak tanımlanmış ve ayılara kutsiyet atfettikleri belirtilmiş.

    ( Eynuca ile karışmasın. Eynuca, Sincan - Uygur özerk bölgesinde konuşulan bir türk lehçesiymiş. Eynu adı verilen ve Batı Çin'de yaşayan bir Türk boyu tarafından konuşuluyormuş. )

     
  4. aynuca tehlike altındaki diller kategorisinde değerlendiriliyormuş.

    izole bir dildir deyip geçmişler.

    cümle dizilimi:

    özne+fiil+nesne şeklindeymiş.

    japoncadan farklı olarak kelimelerin başında ya da sonunda sessiz harf bulunabiliyormuş.

    sondan eklemeli bir dilmiş.

    ekler yoluyla anlamlandırma oluşabiliyormuş.

    cinsiyet veya sayı belirtmek için özel ekler kullanmıyorlarmış.

    konuştukları dilin herhangi bir asya diliyle bağlantısını bulamamışlar.

    şimdi izole olarak nitelendirilen bu dilin bir zamanlar geniş bir coğrafyada konuşulmadığı ne malum ?

    ne olmuşsa olmuş ve bu dil bu coğrafyada sıkışmış kalmış belli ki.

    yeryüzünün farklı bir köşesinde bu dilin izlerini sürmek kadar doğal bir şey olamaz herhalde ve genetik bilimi de bu duruma destek oluyordur diye düşünebiliriz.

     
  5. düşündüm de yapay zeka bu tip bulmacalı durumların çözümlenmesinde çok faydalı olabilirmiş.

    ortaklıkların tespiti, dillerin kıyaslanması, birbirleriyle bağlantıların kolayca bulunması, ortak köken, hangi dil hangi dilden etki almış vs.

     
Entry yazmanız için üye olmanız gerekmektedir. Üye olmak için tıklayın, üye iseniz lütfen oturum açın.